·484 syf.··Beğendi
···Okunma: 06 Eylül 2019 13:08 merhaba herkes!
uzun zaman sonra bir roman incelemesiyle beraberiz. nasılsınız keyfiniz nasıl? benim hem iyi hem de değil. neden mi? başlayayım analize anlarız. Livaneli’nin türkülerini de kitaplarını çok severim ama bu kitabın başlangıcı beni hayli üzmüş durumda. Livaneli’ye kırgınlığım var, evet. kitabın en başında içerde olan içerde kalsın yurtdışından gelen prof’a söylenmezler; çok değil 14-15 sayfa sonra unutulup bir tarafı rencide edecek bir tenkite dönüşüyor. ne oluyor yani, prof’un İstanbul Üniversitesi kapısında polisleri gördüğü kısımdan bahsediyorum. polisler ne için diye soruyor, ‘türbanlı’ öğrenciler için diyor. sonra prof, İstanbul gerçekten çok değişmiş diyor. şimdi, ülkeyi ve değerlerini daha da ilerisi yazarın da yazdığı gibi seçme seçilmeyi hakkını ilk önce biz aldık ama doğuda halen erken evlilik var. ama bu bize kalsınlar ‘yabancı’ prof’la birlikte alttan altta mesajları yollayabiliyor.
bu doğrudur ya da yanlıştıra girersek çıkamayız. sadece şunu beklerdim, başörtüsü nefretini romanlarda kusmamasını ya da bir şekilde dokundurmamasını. köşe yazısına tamamım. ama bu kitabı ben de okudum, erkek arkadaşım da okudu, annem de okudu, başörtülü de okudu, müslüman’da okudu, ateist de okudu. hoş olmamış.
ek olarak, liberal olacağım diye de ermeni soykırımını kabul etmeye yaklaşması ve Türkiye’yi katil devletler gibi göstermesi de beni hayli üzmüştür. Sanatın dini, ırkı yok ama bu yapılan başka şey. vatana ihanetle aynıdır benim gözümde.
Neyse.
gelelim genel olarak kitaba, at başı götüreceğime inansaydım elimde olan Struma kitabı ile beraber okuyacaktım aslında ama ağlaaa gönlüüüm nasip değilmiş vuslaaat diyor içimdeki özcan deniz....
ah Nazi ah Hitler, ne olursa olsun Heil Hitler!!!
roman çok akıcı ve kahvemi unutacak kadar beni benden alan güzellikteydi. kitaptaki Türk, Orta Asya’daki Türk tanımına katılmıyorum. taa 11.yy’da Vatikan kaynaklarında bile biz Türk olarak geçiyoruz. bir koalisyonun adı değil.
kitap bitince prof’un ayrılmasından sonra boşluğa düşen Maya gibi kaldım. cidden kaldım. oturdum Serenad’ı dinleyip sigara üstüne sigara yakıyorum. harika bir kitap ve harika bir keman dinletisi... ne diyebilirim. sadece harika. okuyun, kitap bitince de Serenad’ı açıp ağlayın.
Nazi zulmü ve etkileri daha kaç kitapta ve filmde karşımıza çıkacak, bilmediğimiz daha nice hayatlar var ki onlar da karşımıza çıkacak mı acaba o da ayrı bir soru...
Benden bu kadar, halen etkisindeyim kopamadım kitaptan. umarım yakın zamanda başka kitaplarda görüşürüz