·256 syf.··Beğendi
···Okunma: 26 Temmuz 2019 22:46 hasan ali toptaş'ı "kuşlar yasına gider" kitabı ile tanımış biri olarak okuduğum ikinci kitabıdır.
kitap çok iyi başlayıp, ortalarda çok sıkıcı hale gelen, karakterlerin çok iç içe olduğu bir döngüye giriyor. `bekçi`, `hacer`, `rıza`, `ramazan`, `reşit`, `cıngıl nuri`, `muhtar.`.. bir ara kitabın içinde kaybolup hangisinin ne yaptığını kaçırdım. kitabın içinde kayboldum, yok oldum adeta. belli ki yazar bunu bilinçli bir şekilde yaparak hangisinin kim olduğunu, ne yaptığını unutturmak ve romanın içinde yokları oynamamızı sağlamayı amaçladı.
kitabı okurken kitabın içinde yok olduğumu fark ettiğim de zaten kitabın bir yok oluşun anlatısı olduğunu da fark ediyorsunuz.
anlatının bu yok olma durumunu ve ortaya çıkışlarını mantıksal bir düzeye oturtamadığımdan da kitabın sonu ile ilgili her türlü yorumda maalesef havada kalıyor ve bu da metnin kurgusunu belirsizleştiriyor.