Öykü, doğum sonrası depresyon geçiren isimsiz bir kadın karakterin gözünden anlatılır. Kadın, doktor olan eşi tarafından “dinlenme tedavisi” için kırsaldaki bir eve götürülür ve burada fiziksel ve zihinsel olarak kısıtlanır. Her türlü zihinsel faaliyet (yazmak bile) ona yasaklanmıştır. Kadının zamanla takıntı hâline getirdiği sarı duvar kâğıdı, zihinsel çöküşünün simgesi haline gelir. Duvar kâğıdının desenlerinde bir kadın figürü gördüğünü iddia etmeye başlar ve sonunda kendisini o kâğıdın içine hapsolmuş gibi hisseder.
feminist edebiyatın öncülerinden biri olarak kabul edilen, psikolojik derinliği ve eleştirel mesajlarıyla öne çıkan çarpıcı bir kısa hikâyedir. Otobiyografik ögeler taşıyan bu eser, kadınların 19. yüzyıldaki bastırılmışlığına, ruh sağlığına dair yanlış yaklaşımlara ve ataerkil tıbbın etkilerine sert bir eleştiri yapmaktadır.