Dünyaya aynı gözlerle baktığımızı keşfettiğimiz yazarlara.. daha da önemlisi insanlara rastlamak. Hayatta bundan daha güzel bi buluş yok. Bundan daha güzel bi armağan yok.
Hayata tutunamayanların tutunabileceği bi kitap bırakılmış. Tutunabilenlere aşk olsun. İnsanın bu hayattaki tutamaklarına selam olsun. Bırakın tutunalım. Okuyun... Okutun... (30 Eylül 2019)
Şimdi birileri yahu senin derdin ne? Niçin böyle çırpınışlara giriştin diyebilir. İşin gücün yok incelemenimi yeniliyosun da diyebilir. Peki haklı mıdır? Değildir. Şimdi ben en sevdiğim kitabın yarım bırakılanlarda 3. sıra da olduğunu görünce içim nasıl cız etmez? İnsanlara yahu bak bu kitap karışık ama dikkatli okur, önceden ıccık bilgisini alır ve sabrını da cebine alırsan tadından yenmezi demeden nasıl uyurum? Okuyucu incelemeyi uzun bulmayıp sabretsin. Çünkü Tutunamayanlar iki cümlede anlatılacak bir kitap değildir. Kitaptan kaçanları belki tekrardan toplamak ya da kaçmadan yakalamak ya da bitirenleri de kitaba hayran bırakmak için bu yazıyı görev bilirim komutanım. Yok ‘Albayım’. Maksadım tutunamayanları herkese okutmak değil. Keza herkesin okuyarak kürk mantolu madonna gibi harcanmasına gönlüm razı değil. İkincisi ise kitabı her okuyucunun hazmedemeyeceği gerçeği. Bunun için hazmedebilecekleri kaybetmek istemiyorum.
Oğuz Atay ve bilhassa tutunamayanlarla ilgili yüzlerce inceleme-eleştiri yazısı yazılmıştır. Şahsım bunlardan yüzlercesi olmasa dahi onlarcasını okuma çılgınlığına girişmiştir. Yazım ‘yaaa tutunamayanlara bayıldım’ gibi sığ bir inceleme yazısı olmasın diye gayretler etmişimdir. Kitap kıymetli olunca en az onun kadar kıymetli incelemeleri derlediğim bir inceleme oldu. Aksi halde -yeni bir inceleme- haddimi aşan bir durum olduğu kanaatine vardım. Niçin yeniden incelemedinin cevabı da verilmiş olsun. Birileri okur mu bilmiyorum ama 1k da ki incelemeleri de oldukça yetersiz bulduğumdan bunları paylaşma ihtiyacı duydum.
Kitabın tesirini bir ay geçmiş olmasına rağmen atamadım. Etrafımda tutunamayanları okuyan insanları arayıp günlerce Selim’i, Turgut’u konuşmak istedim. Bir süredir de yeni bir romana başlayamadım. Çünkü başlarsam Selim’i ve Turgut’u unutmaktan onları yeterince anlayamamaktan korktum. Her roman yeni bir dünyadır. Başka dünyaya geçmek istemiyorum. Ben bir süre tutunamayanların dünyasında yaşamak istiyorum!
Günlerdir kitabı ve kahramanları anlamak için belki kitap sayfası kadar yazı okumuşumdur. Her okuyuşumda kitabın ayrı bir detayını görmenin şaşkınlığı içinde kaldım. Kitap o kadar derin, katmanlı, yoğun ki kesinlikle ilk okuyuşta hatmedilecek cinsten değil. Vakıf olunması için hem defalarca okunması hem de kaliteli incelemelerin okunması gerektiği kanısındayım. Keza ben kitabı bitirdiğimde o kadar boşluklarım ve anlam veremeyişlerim oldu ki bunları okumalarla bir nebze doldurdum. Lütfen okuyucu ‘ben anladım abi, iyi okurum ben’ deyip kitabın tüm sırlarına eriştiğini düşünmesin –tabi kitabı anlama yoluna girmek istiyorsa-. Büyüklük sevdasını bir kenara bıraksın ve kitabın mesajlarını ekstra okumalarla anlamaya girişsin. Çünkü Oğuz Atay bildiğimiz yazarlardan değil madem, o zaman biz de bildiğimiz okurlardan olmayalım. ‘Ben buradayım sevgili okuyucum, sen nerdesin acaba?’ vasiyetinin de hakkını vermiş olalım.
Öncelikle kitabı okumadan önce ve okuduktan sonra okuması gerekenler diye ikiye ayırmak istiyorum:
Kitap Öncesi için;
Okunmadan öncesi için ben birkaç kelam edeyim. Sonrası içinse yazılan incelemelerle baş başa bırakayım. Kitap Selim’in intiharını ve onun yakın arkadaşı olan Turgut’un özbenini bulma arayışını konu alıyor. Turgut Selim’in intihar ettiğini öğrendikten sonra kısa bir süre sıradan –kitabın kastıyla küçük ve yüzeysel burjuvazi- yaşantısına devam ediyor. Aylar sonra Selim’in ölüm nedenini kafasından atamadığını fark edip tekdüze yaşantısına dur deyip Selim’i anlama çabasına giriyor. Selim hayattayken ki arkadaşlarıyla tek tek görüşmeye başlıyor. Askerlik arkadaşı Süleyman Kargı, abisi yerine koyduğu Esad, sık sık çatıştığı Metin, Sevgilisi Günseli… Selim’in arkadaşlarıyla konuştukça onun ne kadar yalnız ve tutunamayan bir insan olduğunu fark ediyor. Selim’in ardından kalan günlükleri, yazıları ve onlara bıraktığı mektupları okuyor. Daha sonra Turgut yaşadığı yumuşakçalar krallığının bayağılığını fark edip tutunamayanlar ülkesine doğru bir yolculuğa doğru çıkıyor. Kitap temelde aydın kesimin anlaşılamaması, dışlanması ve ‘anormal’ olarak görülmesini konu alıyor. Ama Atay hem bu aydın kesimi hem de burjuva sınıfını eleştiriyor.
Değinmek istediğim ikinci nokta ise kitabın başı. Çünkü okuyucu için bu kısım yeterince karışık ve anlaşılmaz karşılanabilir. Turgut kitabın sonunda tüm bu olanları, Selim’in yazılarını, şarkılarını, mektuplarını ve günlüklerini toplayıp bir kitap haline getirmek istiyor. Kitabın sonunda bir tren yolculuğuna çıkmış olan Turgut, bunları trende karşılaştığı bir adamla tanıştıktan yıllar sonra onun ofisine gönderiyor. Ve isimlerin değişmesi karşılığında basılmasını istiyor. İşte kitabın başında adam Turgut’u ilk gördüğünde çok ilginç bulduğunu ve Turgut’un kendisinin kaybolmuş bir insan ruhu olduğunu belirttiğini söyler. Sonra gazeteci, haberleri incelerken Turgut adında bir mühendisin gerçek anlamda kaybolduğunu fark eder. İşte bu bölüme ‘sonun başlangıcı’ denmesinin nedeni budur. Daha sonra kitabı derler ve tutunamayanları yayımlar. Buraya dikkat; Bu kısım tamamen kitabın bir kurgusudur, önsözü değil bir bölümüdür. İkinci bölüm ise yayımlayıcının açıklaması kısmıdır. Bu kısımda ise kitaptaki tüm olanların bir hayal ürünü olduğunun belirtilmesidir. İşte Atay daha kitabın en başından bizi tuhaf bir paradoksun içine koymakta ve olayları yorumlama biçimimizi bize bırakarak bizi denemeye çalışmaktadır. Kitabın başlangıcı için bu kadarının bilinmesinin kafi olduğunu düşünmekteyim. Sürprizi kaçmasın. Gerisi sizin sabrınıza ve emeğinize kalsın.
Kitabı Okuduktan Sonra İncelenmesi Tavsiye Edilenler:
Önce bir iki VİDEO ile olaya ısınayım diyenler için
1.Oğuz Atay’ın hayatı ve tutunamayanların yazım süreci youtube.com/watch?v=Yzp_quS...
2. Kitabın inceleme videosu;
youtube.com/watch?v=i8sI9rh...
4. Derin olmasa da bir inceleme daha;
youtube.com/watch?v=PdW7PWg...
3. Ahmet Ümit gözünden tutunamayanlar(ilk 4.35 dakika); youtube.com/watch?v=hFPHPVH...
OKUNACAKLAR:
a) Tutunamayanları detaylı inceleyen Berna Moran’ın Türk Romanına Eleştirel Bir Bakış 2, kitabı. PDF/s.261-291 arası; tr.pdfdrive.com/t%C3%BCrk-roman...
b) Oğuz atay ile tutunamayanlar üzerine röportaj;
edebiyathaber.net/oguz-atayla-tut...
c) Tutunamayanların dili, bazı kahramanları ve yapısı üzerine tahlil;
blogdiyarbakir.com/2018/01/tutunam...
d) Alıntılarla değerlendirme; elffnrc.blogspot.com/2015/06/oguz-at...
e) Tutunamayanlar kitabının çıkış hikayesi ve romanın çıkarılmış bölümleri; evvelcevap.com/tutunamayanlar-...
f) Romanın üslubu, tekniği ve alt yapısı; chechend1.blogcu.com/deniz-cecen-tut...
g) Gılgamış’ın Yolculuğu: Tutunamayanları Metafizik Bir Roman Olarak Okumak (uzun ama mükemmel bir farklı bakış yazısı); ayrintidergi.com.tr/gilgamisin-yolc...
h) “Tutunamamanın Dayanılmaz Hafifliği” deneme/yazı; mavimelek.com/tutunamayanlar.htm
i) Bir Aydın Parodisi:Tutunamayanlar, (kitabın ironileri ve parodileri üzerine bir Makale); dergipark.org.tr/download/articl...
j) Selim Işığında Turgut’un Özbenliğine Yolculuğu, (Makale); itobiad.com/download/articl...
Dipçe: Okuyucunun ulaşabileceği birçok kaynak daha olduğunu belirtmek isterim. Ben tekrara düşmemek için naçizane hoşuma gidenleri buraya bırakmış oluyorum. İncelemeler arasında benzer teşhis ve cümlelerle karşılaşmanız pek doğaldır. Özellikle birçok yazı Moran’ın incelemesini örnek aldığından benzer mesajları aktarmışlardır. Fakat her birinde içime dokunan ayrı detaylar olduğundan ancak bu kadar ayıklayabildim.. Elden ele geçmesi ümidiyle. Keyifli okumalar..(24.10.2019)
Bu klişe zehirlenmesini yaşattğınız için afarozu hak ettiğiniz doğrudur. Yine de uzun metinleri okuma zahmetine giren tatlışları zalim yüreğim affediyor. Beraati yazılsın
Emeğinize sağlık...Sonuna kadar okudum. Ben de zamanında başlayıp :) birkaç sayfa :) okuduktan sonra bırakmıştım. Güzel bir inceleme olmuş. Bu sayede okumak isteyenlere kılavuzluk etmiş oluyorsunuz. Teşekkürler.