Titredim... İrkildim... Şaşırdım... Ve korktum.
Kitap resmen bi filmi yahut bi hayatı yaşatır tarzda sarsıcı ve etkileyiciydi. Beşyüz küsur sayfası var ve ben gerçekten nasıl bi inceleme ve tahlil yapmalıyım bilmiyorum. Hele son sayfalarda gerilim merak korku ağır bastığı için okuma hızıma yetişemedim. Hem sayfaları çevirmek için sabırsızlanıyor hem olacakları tahmin edemediğim için rahatsızlık duyuyordum.
Kitabın asıl anlatmak istediği bir yana kurguladığı öykü gerçekten güzeldi. Okuduğum ilk polisiye yahut gerilim veya bilim kurgu kitabıydı ve gerçekten belleğimde yer edecek cinsteydi.
Eric Leben... Ah... Kuşkusuz adına üzülmek gerekilen zavallı insan... Kendi nefret ve hırsı yüzünden gözü dönen ve bundaki sorumluluğu kesinlikle almadığı acıklı sonu... Bi an olsun kitabın efsanevi yönünden ayrılıp insan düşünce kendine ne tür zararlar verdiğinin farkına varıyor. Rachel'ın ağır başlılığı, Benny'nin mütevazı yaşamı, Julia'nın hayatı ve romandaki bi çok karakterde bi nebze kendini bulması insanın...
Dean R. Koontz un okuduğum ilk eseri ve bu türden (hâlâ kitabın tam olarak türünü kavrayamadım) ilk kitap. Düşünmem gereken şeylerin tam olarak ne olduğunu kestiremiyor ama bazen de bunu açıkça kavrıyorum. Kitabı okuduğunuzda (ki okumanızı temenni ederim) benim gibi bi ikilemde; gerçek anlatım ve anlatılan öykü arasında kalacağınıza eminim.