Acı Çikolata
10/10
·224 syf.··
Beğendi
·
2019 17. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 27 Ekim 2019 08:35
Bir kaç yıl önce okuduğum bir tanıtım yazısından (Milliyet Blog, Gül Ayan) etkilenerek okumayı düşündüğüm bir kitaptı Acı Çikolata. Geçenlerde idefix'den sipariş verirken yanlışlıkla Lesley Lokko'nun kitabı yerine başka bir yazarınkini alışveriş sepetine attığımı, kitap elime geçince anladım. Bu yanlışlık(!) sıradışı bir kitap ve harika bir yazarla tanışmamı sağladı: Laura Esquivel, özgün adıyla Como agua para chocolate (Çikolata suyu gibi). Neden bu adla yayınlanmadığı ise benim için ayrı bir merak konusu oldu, çünkü kitabın içeriğinin acı (bitter) çikolatayla bir bağlantısı olmadığı gibi, başka yazarlara ait, aynı adlı iki ayrı kitap daha yayınlanmıştı. Roman, Ocak ayından başlayarak Aralık ayıyla son bulan on iki bölümden oluşuyor ve her bölüm başlığı yılın aylarının adlarını sırasıyla alarak; Meksika'nın etnik mutfağına özgü, geleneksel yemek tarifleriyle başlıyor. Bana çocukluğumda kitapları sevdiren, hatta sonraları yazmam için esin veren içten, akıcı, ustaca ama teknik sıkıcılıktan uzak o tanıdık anlatımı yeniden keşfettim diyebilirim. Bunda en az yazar kadar, kitabı İspanyolcadan çeviren sayın Havva Mutlu'nun etkisi olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim. Yazarın ruhunu o kadar iyi anlamış ki, yemek tariflerinden ateşli öpücüklere kadar her satıra sinmiş olan; Meksikalılara özgü o taşkın, ama yer yer yaşam felsefesi yüklü duyguları ustalıkla aktarmış. Evet, roman Latin Amerika'ya özgü büyülü gerçekçilik akımının güzel bir örneği. Arada karşımıza çıkıp roman kahramanlarıyla konuşan ya da yalnızca onları izlemekle yetinen hayaletler, mutfakta soğandan yanan gözlerden akan gözyaşlarının sel olup bahçeye kadar akması, yaptığı düğün yemeğine şehvetini ekleyen roman baş kişisi Tita'nın, bu yemekten etkilenen davetlilerin erkenden düğünü terkedip arabada, yolda, zar zor vardıkları evlerinde ateşli sevişmeleri ve daha bir sürü olağanüstü olay o kadar doğal bir şekilde kitaba serpiştirilmiş ki okurun gerçeklik algısı bozulmuyor (en azından benim için öyle oldu). Her bölüm başında anlatılan Meksika'ya özgü yemek tariflerinin, gerek içerik gerekse pişirim şekliyle, romana farklı ve ilginç bir hava katmasının yanı sıra, okurun iştahını kabartması da kaçınılmaz bence. Üstelik bu geleneksel tarifler, romandaki olaylar ve kişilerle çok güzel ilişkilendirilmiş ve kitaba ayrı ve ilginç bir hava katmış bana göre. Çarpık bir geleneğin acımasızca uygulanmasına yaslanan konusu, buram buram dram koksa da, doğaüstü öğelerle soslanıp anlatıldığı için olsa gerek; okur bu kederi geçiştirilmesi gereken bir hüzün olarak duyumsayıp unutmayı yeğliyor. Belki Bayan Esquivel'in amacı da tam olarak buydu: kederli gerçekliğe birazcık sos ekleyerek tadını değiştirmek ve onu hazmedilebilir lezzetli bir hüzne çevirmek. Kitabın her satırına işlemiş olan fantastik ögelerden beslenen çarpıcı final, beni tüm roman boyunca içinde çocuksu bir heyecanla dolaştığım düş dünyasının derinliğine biraz daha çekti. Çok keyif alarak, merakla ve bitmemesini dileyerek okuduğum bu kitap, Laura Esquivel'i ve büyülü gerçekçilik akımını gönlümde çok özel bir yere oturttu dersem sanırım yanlış olmaz.
Edebiyat
Acı ÇikolataLaura Esquivel · Can Yayınları · 20194,298 okunma
·
22 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.