İnsanın kalbi bir bahçe gibidir.
10/10
·168 syf.··
2019 864. kitabı
Mehmet Kırkıncı’nın Nükteler isimli eserini bu kaçıncı okuyuşumdur bilmiyorum. Ama her okuduğumda sanki yeni okuyormuşum gibi lezzet alıyorum. Çünkü kitaptaki her bir nükte beni gölgeliklerden alıkoyuyor. Bir sonsuzun kapısını gösteriyor. Geçiciliği hatırlatıyor, elimdeki nimetlerin sadece buraya ait olmadığını, belki bir sonsuz için yaratıldığını söylüyor. Öylesine güzel misaller var ki hayatın içinden, nasıl olur da ben bunları düşünememişim deyip hayret ediyorum. Üniversite yıllarımda Kırkıncı Hocam’ın birkaç sohbetine katılmışlığım vardır. Şimdi iş güç, dünya telaşesi, yol (!) sohbetlerine bizzat katılamıyor olsam da, ne zaman bu kitabı elime alsam kendimi bir anda onun rahle-i tedrisinde buluyorum. Kendisine sağlık sıhhat ve afiyetle uzun ömürler diliyorum. Yetiştirdiği tüm talebeler için de ayrıca minnetlerimi sunuyor, kendisini tanımış olmaktan dolayı da Rabbime şükrediyorum. Nükteler kitabından altını çizdiğim satırlar: Divane bir çocuğun okula gitmeyerek oyunu ilme tercih etmesi gibi; fâsık adam da günahı sevaba, eğlenceyi ibadete tercih ediyor. * Bir gelin babasının evinden elini kolunu sallayarak değil, arkasından bir araba çeyizle ayrılır. Ahiret yolcusu olan insanların çeyizleri de ibadetleridir. * Şükür insanın fıtrî vazifesidir. O halde, bu vazifeyi ifa etmeyen insanlar, bu cihetle hayvandan çok aşağı düşüyorlar. * Dünya işlerini takipte, Allah (c.c) Rezzâk-ı Zülcemâl’dir deyip yatmayan insan, ahirete müteallik işlerde Allah’ın (c.c) Gafûr ve Rahîm olduğundan bahsederek yatmakla tezada düşmüş oluyor ve kendini aldatıyor. * Terazinin bir kefesine deve olmakla yük taşımak, diğer kefesine de insan olmakla ibadet etmek konulsa ve seçme hakkı bize bırakılmış olsa hangisini seçecektik? Elbette ki insanlığı... O halde deve yükünü taşırken, biz niçin ibadetimizi yapmıyoruz? * Muhabbet şu kâinatın rabıtası olduğu gibi, mü’minlerin de rabıtasıdır. Gıybet ise bu rabıtayı koparıyor. * Dünya gemisi üzerinde her an seyahat eden insanın; ben âhirete gitmem demesi ne kadar ahmakânedir. Bu gemi âhirete gitmektedir. Gitmemeye kudreti yeten var ise, buyursun aşağı insin. * Gerçek istikbâl, gelip, fakat gitmeyen istikbâldir, O da ancak âhirettir, Cennettir. Dünyevî istikbâller ise, kendisine kavuşulduğunda hal, bilâhare mazi olup gidiyorlar. * Dünya süslü, bezekli bir gelin gibi herkesin yüzüne gülmüş, fakat kimseyle evlenmemiştir. Dünyanın bu keyfiyetini anlayan zatlar, ona yüz vermemişlerdir. * Sanatkârın eserden daha mükemmel olması lazımdır, tâ ki eser vücut bulabilsin. * İnsan, kâinat kitabının güzel bir harfidir. Kendi güzelliğiyle ve kemaliyle iftihar edemez, gururlanamaz. O güzellik onun kâtibine aittir. * Cenâb-ı Hak bizlere gündüz güneşi getirip zemini seyrettiriyor. Gece ise karanlığı getirip semayı seyrettiriyor. * Güneş toprağa, toprak da havaya tenezzül etmeseydi bizler dünyaya gelemezdik. Aynen bunun gibi, hayırlı neticelerin elde edilmesi için de insanların tevazu ile elele vermeleri ve birbirilerine yardımcı olmaları lâzım gelir. * Kanun iş göremez. Mutlaka her kanunu tatbik eden bir hâkim olacaktır. Kanun kendiliğinden bir iş görebilseydi, mahkemelerde hâkime lüzum kalmazdı. * Her bir âzamız için Cenâb-ı Hakk’a üç cihetle şükürle mükellefiz. Bunlardan birincisi, o âzanın gördüğü vazifeler ve onunla edindiğimiz istifadeler cihetiyledir. İkincisi; o âzanın bedenimizde bulunduğu yeri itibariyledir. Üçüncü cihet ise, her bir âzanın bizim için aynı zamanda bir zinet oluşu noktasıdır. * Göz görme âleti, akıl ise anlama âletidir. Gözün, güneşe muhtaç olması gibi, akıl da hakikatleri görmekte Kur’ân’a muhtaçtır. * Bir talebe hocasını sevmezse, onun ilminden istifadesi az olur. Hocasından korkmaması halinde de derslerine ciddî çalışmaz ve muvaffakiyetsiz olur. Bir raiyet de padişahını hem sevmeli, hem de ondan korkmalıdır. * Eğer insan, gurur ve enaniyetini eritse, toprak gibi mütevazı olsa, o zaman kalp ve ruhunda binlerce kemalat çiçekleri açar. * İnsanın kalbi bir bahçe gibidir. Onda mutlaka bir şeyler bitecektir. Eğer o kalp, marifetullah ve muhabbetullah ile doldurulmazsa orada ya dikenler biter veya düşmanlar ona muzır şeyler dikerler.
Din
NüktelerMehmed Kırkıncı · Zafer Yayınları · 200446 okunma
·
63 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.