·120 syf.····Okunma: 30 Kasım 2019 22:56 Diğer Zweig kitapları gibi değildi; bir Yahudi olsaydım daha ilgi çekici gelebilirdi, Yahudilik hakkında (ibadetleri, inanç biçimleri vs.) bilgim olmasaydı ise daha anlamsız gelebilirdi. Diğer kitaplardaki manayı, heyecanı bulmadığımı söyleyebilirim. Sıkıcı değildi ama diğer kitapları gibi akıcı da değildi, akıcılıktan daha uzak sıkıcılığa daha yakındı. Yazarın adı olmasaydı kitabın ona ait olduğunu asla tahmin edemezdim. Ben bir Zweig hayranı olarak bu kitabı benimseyemedim, bir daha da okumam ve başkasına tavsiye etmem.
Manevi değil mitolojik bir tarz diyeceğim kadar mucize beklentisi vardı.
Kitabın konusu, kutsal şamdan Menora üzerine kurulu. Yahudiler için Kitap (Tevrat) ve Şamdan (Menora) çok kutsal, şamdanın ellerine geçmeyip savaşlar neticesinde farklı farklı hükümdarların, devletlerin elinde bulunmalarından dolayı onlar da sürüklenip duruyorlar. Roma’ya yapılan bir vandal baskını ile şamdan yine yola çıktığında ihtiyarlar şahit olması ve gelecek nesillere aktarması için yedi yaşındaki Benjamin’i yanlarına alarak kutsallarını uğurlamaya gidiyorlar.
Lütfen kitabın arkasını okumayın (Türkiye İş Bankası Yayınları) çünkü kitabın özetini verirken spoiler gözetmemişler, nerdeyse sonuna kadar söylemişler. Devamlı Tanrı’dan bir işaret beklentisinde olmaları (bildiğim ve hatırladığım kadarıyla Yahudiler Tanrı’dan ziyade Rab derler hatta Tanrı’nın ismini fazla anmayıp Adonay(efendimiz) diye hitap ederler, çeviriden dolayı bu kadar çok Tanrı geçmiş olabilir diye düşündüm.) mucizelere sonsuz inanışlarını okurken yazar da mı bu inanışta yoksa ironi mi yapıyor diye düşündüm, belki de bu bir ikilemdir. Mesela şamdana bakmakla kendilerini kaybedip çocuğun kolunun kırıldığını görmemeleri, kutsal kitaplarında mucizeden başka bir şey öğrenmediklerini söylemesi, gökyüzünde göz belirmesi... Benjamin ve şamdanın bir nevi tanrılaştırılmasının aktarılmasında yer yer ironi hissettim. Ama kitapta işlenen bir Yahudi savunması var devamlı haksızlığa uğrayıp ezildikleri yönünde. Haham Eliezer ve çocuk Benjamin arasında geçen konuşmalar bence kitabın en güzel kısmıydı. İsyan ve iman dolu ama daha çok iman dolu (kitaptaki karakterler açısından) bir kitaptı.