Gönderi

Çok eşli evlilikleri hiçbir zaman kabullenemeyeceğim.
Birden fazla kadınla evlilikler, Suriye toplum yapısında tarihsel kökenleri olan bir evlilik türü olup aynı zamanda yasalarda da yer almaktadır. İslam dininde ruhsat olan bu uygulama, resmî normlarla erkekler açısından meşru ve yasal bir hak haline dönüştürülmüştür.
Sayfa 71
··
19 Gösterim
6 Yorum
Çok evliliği kabullenebilen kadının zaten ben kendisine saygısı olup olmadigindan şüphe ederim. Sadece kadın değil aslında, aklı başında bir erkeğin de çok evliliğe karşı olmasi gerekir diye düşünüyorum.
Ati hanim ben ecemim ecem derken ne demek istediniz anlayamadım
Erkeğin Dört Kadınla Evlenebilme Meselesi Ateist İddialar ve İslam Üzerine – Yazı 14 Soru: İslam’da bir erkeğin dört kadınla evlenebilme izninin hikmeti nedir? Cevap: Çok eşliliği tahsis eden İslam değildir. Aksine, var olan sınırsız evlenme düzenine bir kısıtlama getirilmiştir. Yani, İslam birden dörde çıkarmamış, sınırsız iken dörde indirmiştir. Mesela, Giylan (ra) isimli sahabi, İslam’dan önce on kadınla evliyken, İslam’a girince dört kadınla evliliğini sürdürmüştür. Çok eşlilik İslam’ın bir emri değil, ruhsatıdır, iznidir. Tavsiye edilen ise, tek eşliliktir. Nisa Suresi 3. ayette “Eşler arasında adaleti sağlayamayacaksanız tek eşle yetinin” buyurulmakta ve Nisa Suresi 129. ayette de “Ne kadar isteseniz de eşleriniz arasında adaletli davranmaya güç yetiremezsiniz.” buyurulmaktadır. İlk ayette, eşler arasında yeme-içme, geceleme gibi hususlarda adaleti sağlama zikredilmiştir. Bu tür bir adaletin tahsisi mümkündür. Ancak diğer ayette, sevgi, meyl etme hususunda adaletli davranmanın zorluğu beyan edilmiştir. Buna göre, çok eşliliğe ruhsat vardır ancak tek eşliliğe de teşvik mevcuttur. (bkz. Elmalılı, İlgili ayetin tefsiri) Zira, bir şeye müsaade etmekle aynı zamanda farklı bir açıdan o meselenin zorluğunu ortaya koymak, o şeyin tavsiye edilmediğinin bir göstergesidir. Ancak, buna rağmen birden fazla eş almanın önü de kesilmemiştir. Bu hükmün pek çok sebebi, hikmeti mevcuttur. Psikologlar, her insanın sevme-sevilme, aile kurma, bir yuvaya kendini ait hissetme, cinsel dürtülerini giderme gibi ihtiyaçları karşılaması gerektiğini bildirir. Bu ihtiyaçların çok uzun yıllar giderilememesi halinde kişilerde nevroz denilen ağır psikolojik sorunlar, ruhsal kompleksler ortaya çıkabilir. Bu ihtiyaçların yanında, kadınların yapılarının hassas olduğu, erkek becerisi gerektiren işlerde erkeğin yokluğunu yoğun bir şekilde hissettikleri, geceleri yalnızlık korkusunu daha fazla yaşadıkları ve fiziksel bir güce ihtiyaç duydukları da bir gerçektir. Duygusal fıtratları, yalnızlığı erkeklerden daha ağır psikolojik tesirlerle yaşamalarına sebep olabilmektedir. Ayrıca, kadınların evlilik, çocuk sahibi olma, yaşlandığında kendi bakımını üstelenebilecek nesiller yetiştirme gibi pek çok özlemi, hayali ve ihtiyacı da vardır. Var olan dünya düzeni üzerinden düşünelim: Tarih boyunca yaşanan savaşlar sebebiyle kadın nüfusunun erkek nüfusundan çok olduğu zaman ve devirler inkâr edilemez bir realitedir. Mesela, İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra Almanya’da kadın nüfusu erkek nüfusunun üç katına yükselmiştir. Böyle bir durumda toplumun psikolojik sağlığını ve toplumsal düzeni korumak için önümüzde üç çözüm yolu vardır: 1. Tek eşlilik şart olur ve toplumda evlenemeyen iki katı kadar fazla kadının eşsiz, evsiz, sıcak bir yuva olmadan yalnızlık, kaygı ve korku dolu bir yaşam sürmelerine göz yumulur ve sonuçta psikolojilerinin bozulmalarına zemin hazırlanır. Toplumsal sorunlar oluşur ve ruhsal kompleksler insanların suça veya intihara meyilini artırabilir. 2. Karışık bir birliktelik düzeni olur ancak kimin hangi eşe ait olduğu belli olmayacağından, “aidiyet ihtiyacı” giderilemediği gibi, toplum kaos içine girer, aile kurumu yok olur, toplumsal ahlak bozulur, babaları belirsiz çocuklar meydana gelir, nesiller birbirine karışır. Bozulan aile düzeni refah getirmez ve bu yöntemle de zikredilen psikolojik ihtiyaçlar giderilemez. 3. Son seçenekte ise, bir erkeğin birden fazla kadınla evlenmesine müsaade edilir. Böylece her kadının bir eşi, sıcak bir yuvası, çocukları olur ve ihtiyacını hissettiği beden gücünü ve diğer ihtiyaçlarını karşılar. Böylece her kadının psikolojik sağlığı korunmuş olur. Akl-ı selim olan herkes, bu üç seçenekten üçüncü şıkkın en mantıklı yol olduğunu kabul edecektir. Tarih boyunca bu tür savaş vakaları dünyanın her yerinde yaşanmıştır. Bir erkeğin birden fazla kadın nikâhlama ruhsatı pek çok ihtiyacı ve mağduriyeti gideren hüküm haline gelmiştir. Bu noktada ilk eşin yaşayacağı kıskançlık sebebiyle toplumun büyük çoğunluğunun ciddi psikolojik sorunlar yaşamasına müsaade edilemez. Evlenemeyen büyük çoğunluktaki kadınların yaşayacağı ruhsal travmaların oluşturacağı yara ortadadır. İlk eşin kıskançlık hislerinin oluşturacağı ruhsal problemin kat sayısı, yukarıda zikrettiğimizin yanında daha az ve daha hafif kalmaktadır. Kâr-zarar hesabı yapıldığında, Allah (c.c.)’ın bu ruhsatının akıl sahibi herkesçe hikmeti ortadadır. Toplumun ve bireyin genel olarak fayda göreceği bir hükümde cüzi yan etkiler elbette görmezde gelinebilir. Yeryüzünde her ilacın birilerine bir yan etkisi vardır. Yan etki var diye de elde edilen büyük faydadan vazgeçilemez ve ilaç yok edilemez. Hiçbir doktor hastasına “senin hastalığına şu ilaç büyük fayda verir ancak bu ilacın şöyle küçük yan etkileri de mevcuttur. Küçük yan etkileri olduğu için büyük faydayı elde etmeyelim, ilacı kullanmaktan vazgeçelim ve sen hasta kalmaya devam et” demez. Ayrıca, evliliğinde cinsel problemler yaşayan ve tedavi girişimleri sonuç vermeyen kişilerin aile huzuru sarsılabilmekte ve cinsel ihtiyaçlarını gideremeyen erkek harama meyli artarak zinaya düşebilmektedir. Zina ise, nesillerin karışması, toplum ahlakının darbe alması, sahipsiz çocukların baba disiplini ve sevgisi olmadan yetiştiği iiçn toplum ve devletin güvenliği, geleceği için tehlike arz etmesi gibi sorunlara sebep olmaktadır. Aynı problemler çeşitli hastalık hallerinde de geçerli olabilmektedir. Çok eşlilik ruhsatı, bu nevi problemlerde ailenin dağılmasının önüne set çeken bir ruhsattır. Aynı problemleri kadının yaşaması halinde, kadının mahkemeye başvurup boşanmaya hakkı vardır. Kadının niçin aynı anda birden fazla eş alamayacağına aşağıda değineceğiz. Herkes, kendi vicdanı ile hareket ederek bu ruhsatı kullanmaya ihtiyacı var mı, yok mu karar verebilir. Evet, erkeğin evlilikte ilk eşinin rızasını alması ve ikinci bir evlilik için zaruri bir sebep olması şart değildir. Hz. Ali'ye (r.a.) Peygamberimizin (sav) “kızımı üzme” diyerek ikinci eş almasına müsaade etmemesi, ikinci eş almanın haramlığını değil, erkeğin ikinci bir eş ile evlenme durumunda kız tarafının karşı çıkma, boşanma talep etme gibi haklarının olduğunu gösterir. Kadın, üzerine ikinci bir eş gelmesini kabul etmezse bu durumda mahkemeye başvurup boşanma talebini dile getirebilir. Bu durum da, sadece İslam’ı bağlayan bir husus değildir. Mesele, evin erkeğinde bitmektedir. Dünya’nın tüm sistem ve inanışlarında bir erkek eşinden başkasına bakmaya niyet ediyorsa, bunu nikâh ya da aldatma yoluyla zaten yapmaktadır. Ayrıca çok eşlilik meselesine kadının vereceği tepki de, kültüre göre şekillenebilmektedir. Zira, doğumundan itibaren anne, teyze, hala, ninesinde bunlara şahit olarak büyüyen bir kız çocuğu için bu durum, çok eşliliğin rastlanmadığı kültüre göre daha fazla tolere edilebilmektedir. Burada tek eşli bir kültürde yetişmiş ya da ağır şartlar altında bulunmayan bir kadın empati kurarak şu şekilde düşünemez: “Ben, eşimin benden başka bir kadınla evlenmesine asla tahammül edemem.” Bu hatalı bir düşünme şeklidir. Zira, tarihi, sosyolojik ve psikolojik meseleler kendi bağlamında ve şartlarında düşünülürse anlam ifade eder. Kişinin, yukarıda zikrettiğimiz ağır şartlar altında bulunmadan ya da bu tür bir kültür içerisinde yetişmeden ya da çok eşlilik gereği duyan kişinin içinde bulunduğu hali yaşamadan kendi şartlarından yola çıkarak empati kurmaya çalışması yöntem olarak yanlıştır. Belki de sayılanlardan birini yaşasaydı, bu şekilde düşünmeyecek, bakış açısı değişecekti. İslam, evrensel bir dindir ve bu din sadece bu coğrafyanın insanına, kültüre ve zamana inmiş bir din değildir. İslam, tarih boyunca zor şartlar altında yaşamış milletlerin de, farklı kültürlerin de, amazonlarda yaşayan insanların da, kutuplarda yaşayan insanların da dinidir. Dolayısıyla, tüm milletler ve insanlar İslam’ın içerisinde kendi şartlarına uygun hükümleri bulabilmelidir. İslam, zaten kişilere tek eşliliği tavsiye etmiştir. Zira, çok eşlilik ev huzurunu bozabilen ve erkeğin de hayatını zorlaştıran bir unsurdur. Ancak İslam, kadın ve erkeğin bireysel ihtiyaçları, toplumsal gereklilikler, nüfus dengesizlikleri ve savaşlar sebebiyle ve de kültürel etkenlerle çok eşlilik yapma gereği duyan kişilerin de önünü kapatmayarak evrenselliğini göstermektedir. Her insan, kendisi için en uygun hükmü İslam’ın içerisinde bulabilmektedir. Sonuç olarak, İslam sadece kendi şartlarımız ve kültürümüz bazında değerlendirerek hükümlerini anlayabileceğimiz bir din değildir. Yanlış bir bakış açısı ve hatalı fikir yürütme, doğrunun anlaşılmasına engel olacaktır. Bu ruhsatın kullanması konusunda da sağlıklı düşünmelidir. Zira, ihtiyaçsız bu ruhsatın kullanılması, zikrettiğimiz gibi, büyük oranda erkeğin de huzurlu bir aile yaşamı sürmesinin önüne geçecektir. Kadınlar arası oluşabilecek tartışmalar ve bunların arasında büyüyen çocuklar, bu gergin ortamdan ruhsal olarak olumsuz etkilenebilecektir. Çocukta, anneye olan bağlılıkla annenin üzüntüsünü görmek, ilerde babaya duyulacak nefrete dönüşebilir. Ailesi mutlu olmayan erkekte mutlu olamayacaktır. Eskiden toplum ve kadınlar, çocukluğundan itibaren çevrelerinde çok eşliliğe aşina olduğundan, evlilik hayatında bu durumla başa çıkabilecekken, günümüzde bu duruma az rastlanması ve artık alışılmadık bir durumda olması, kolay baş edilmeye engel olacaktır. Duygusal yapıda olan kadınlar, bu ruhsat sebebiyle basit bir çerçeveden çıkamayıp aklıyla değil duygularıyla hareket ederek ve hatalı fikir yürütme sebebiyle manevi yaşantısını yok edebilir. Bu ruhsatın niçin var olduğunu, birey ve toplum açısından hikmetlerini anlamayıp “niye helal” diyerek sitemkâr bir tavır gösterebilir, küfre düşebilir. Bu noktada erkekler, hayat arkadaşının ebedi hayatının perişan olmamasını istiyorsa, bu noktaları da nazara almalıdır. Bu ruhsatın, eşlerin birlikte “olur” vereceği bir zarurette kullanılması, aile saadeti açısından en isabetli davranış olacağı kanaatindeyiz. Çünkü, insanı yaratan Allah (c.c.), ayette açıkça “eşler arası adaletin sağlamasının zor olduğunu” ifade etmiştir. İslam’daki bu hükmü eleştiren İslam karşıtlarının çok eşliliğe karşı olup zinaya karşı olmamaları da ayrı bir çelişkidir. Zira, kendilerinin zina yapacakları kişi sayısında bir sınırlama yoktur. Bekâr ya da evli fark etmez, “sınırsız kadınla yapacakları zinalar, onlar için özgür bir hayatın tercihidir.” Çeşitli kadınlarla zina sonrası İslam’ın çok eşlilik hükmünü eleştirmeleri, sokak gösterilerinde “zinama karışma” diyerek ahlaksızlığı ayan etmeleri, onlarca kadınla gayri resmi bir şekilde çok eşli hayatı yaşamalarına rağmen, resmi çok eşliliğe karşı olmaları ve nesillere zinanın yolunu açmaları çelişkidir, samimiyetsizliktir ve art niyetliliktir. Sonradan Müslüman olup ismini değiştiren ünlü sanatçı Yusuf İSLAM (Steven Demetre Georgiou), Türkiye’yi ziyareti esnasında bir haber ajansının muhabiriyle arasında geçen diyalog, din aleyine argüman üretenlerin bu tür meselelere ne denli taraflı yaklaştığının açık bir göstergesidir. Muhabir, Yusuf İSLAM’a “Girdiğiniz İslâm dininde bir erkeğin dört kadınla evlenmesine ne diyeceksiniz? Yani, bunun mantığını nasıl kabul edeceksiniz? Siz, Batılı aydın bir şarkıcı olarak bunu nasıl kabul ettiniz?” der. Yusuf İSLAM’ın bu art niyetli soruya verdiği cevap son derece manidardır: “Sen, beni eski hâlimle tanıdığını söylüyorsun. Ben, Müslüman olmadan önce kaç kadınla beraber olduğumu bilemem. Onlardan çocuğum olmuşsa onu da bilemem. Ben böyle âdi bir hayat yaşarken sen bana hayrandın. Ben şimdi Müslüman oldum. Tek eşle evliyim. İkinci bir evliliğe de niyetli değilim. İslam dini dörde kadar izin veriyorsa onların ve çocuklarının sorumluluğunu da ona yüklüyor. Senin hayran olduğun batıda böyle bir sorumluluk yok. Bir çok çocuk babasını bilmez. Baba da çocuğunu görmeden bu dünyadan gider.” Kadının Birden Fazla Erkekle Evlenememesinin Hikmeti Nedir? Kadının birden fazla erkekle evlenme izni, nesillerin karışmasına sebep olacaktır. Çünkü, aynı anda birden fazla kocası olan kadının doğan çocuklarının babasının kim olduğu belli olmayacaktır. Bu da, ciddi bir problemdir. Zira, nesillerin karışması demek, hangi çocuğun kime baba diyeceğini, hangi babanın da hangi çocuğa babalık şefkati göstereceğini bilememesi demektir. Hakiki manada baba sevgisi ve şefkati alamayan çocuklar, babadan disiplin de edilemeyecektir. Bu da, çocuk gelişimi için ciddi bir problemdir. Baba sevgisi ve disiplini almadan yetişen çocukların ruhuna açılmış yaralar, sevgi -güven eksikliği, başıboşluk hissi ve pek çok problem, toplumsal yaşama ciddi sorunlar getirecektir. Ev içerisinde pozitif disiplinin sağlanması hususunda annenin değil babanın başı çekmesi, pedagojinin kabul ettiği bir gerçektir. Bu hikmetle İslam, kadının ikinci bir evlilik yapmasını, ilk eşinden boşanması halinde mümkün görür ki, doğacak çocuğun babası belli olsun. Günümüzde ise, DNA testinin varlığı sonucu değiştirmez. Çağlar boyu DNA testi diye bir yöntem bilinmemiştir ve günümüzde gelişmiş ülkeler belli oranda bu testi uygulayabilse de dünyanın pek çok ülkesinde, hatta gelişmiş ülkelerin de pek çok beldesinde bu imkân mevcut değildir. Hüküm ise, genele göre verilir. Ayrıca, bozulmamış kadın fıtratı kendisini bir eşe bağlama üzerine meyillidir. Kadın fıtratı, aynı anda birden fazla erkeğe her anlamda kendini ait hissedemez, bırakamaz. Saydıklarımız, bu durumun hikmetlerinden bazılarıdır. Şüphesiz, en doğrusunu Allah (c.c.) bilir. m.facebook.com/story.php?story... İslam düşmanlarının bu yazıyı okuyup kabul etmeyeceğini biliyorum.Mümin kardeşlerime tavzihdir bu iktibas.Akılları karışmasın.Ayetle sabit olan şeye bidat demek de kişiyi dinden çıkarır.
Bu yorum görüntülenemiyor
Bunu kabullenebilen kadınlar, kendilerini sadece bir et parçasından ibaret oldukları bir konuma yerleştirmekten başka bir şey yapmıyor. Kimse yumuşatmaya çalışmasın. Yedirebilen gitsin evlensin. Kişi bu durumu insanlık ve kadınlık onuruna yedirebiliyorsa afiyet olsun.
Suriye toplum yapısını geçtik binlerce Türk erkeği Suriyeli kadınları ikinci eş olarak alıyor kadın bedeninin istismarına bir kılıf uydurulup imam nikahı var diye belirtiliyor lakin ikinci eşten doğan çocuğunu resmi nikah yok diye nüfusuna kaydettiremeyince aklına geliyor bu ülkede "Anayasa" varmış diye haliyle olan ikinci eş ve onun çocuklarına oluyor tabii..
Reklam
Dini konularda yorum yaparken daha dikkatli olun lütfen çünkü ayetle sabit olan bi konuya, yoktur derseniz dinden çıkmış olursunuz tabi sizin için önemli bi durumsa bu. Çok eşlilik mevzusuna gelecek olursak dediğim gibi ayetlerde geçer ama yinede tek eşlilik tavsiye edilmiştir. Yanlız şöyle bi durumda var ki bunu gerçek müslümanlığı yaşayan insanlar için söylüyorum. 4 kadın alırım ben, hakkım bu diyen sapık zihniyetli, alnı secdeye bile değmeyen, Allah a sadece sözde inanan, hayatında islamiyete ait hicbir özellik taşımayan şarlatanlar için değil. Çünkü gerçekten doğru düzgün islamiyeti yaşayan insanlar islamiyetin kadına verdiği değeri de gayet iyi bilir ve eşini Allahın emaneti olarak taşır.
Yorum yapabilmeniz için giriş yapmanız gerekmektedir.