"Mezarlığın duvarı tabi yıkık olduğu için mal davar giriyor. Pisliyor afedersin. Mevtaya eziyet tabi. Köylü taciz oluyor. Bizim asıl derdimiz, o girişteki müştemilatı diyorum, yıkalım. İhtiyar heyetiyle de konuştuk, azayla. Oraya güzel bir morg yaptıralım. Projesi hazır. Gasilhaneyle birlikte amma, gasilhaneli bir morg. Projesini hazırladık, her türlü dosyası tamam. Ödenek, ihale çıkmadığı için bir türlü yola sokamadık.
Naci bey, çok önemli bilakis komiserim. Yani bunu da eğer yapar çıkartırsak, bu işin üstesinden gelebilirsek, köye büyük bir eser kazandırmış olacağız. Yazın bilakis ölülerimizi biz ne yapacağımızı şaşırıyoruz, vallahi billahi. Kokuyor.
Gömelim tabi gömmesine de tabi göç veren köy. Burası, yaşlı insanlar burada hep. Özellikle İstanbul’dan gelini, kızı aradığında, Almanya’da çok fazla vardır bizim şeyimiz. Akrabaları gelip görmek istiyorlar cenazesini. Adam oradan açmış telefonu diyor babamı gömmeyin, gelip öpeceğim. Öp kardeşim de adam kokuyor, nesini öpeceksin. Ne diyeceksin, mecburen bekleteceksin. Tabi, adam gitmiş köyden. Var on yıl, gelmemiş. Şimdi, ana baba burada. Yaşlı insanlar kalmışlar. Biri ölecek de bunların köy aklına gelecek. Şimdi asıl derdim benim, bunları söyleyince de dedikodu hazır. Köy sandığının paralarını yiyecek, morg yaptıracak, filan falan, ortada para varmış gibi. Dedikodu tabi, allah saklasın hepimizi nazardan."