Gönderi

Puan vermedi·160 syf.··
2016 3. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 10 Ocak 2016 15:43
Bir kitap okuyan kişiyi yorar mı? Beni şahsen bu kitap çok yordu. Sistematik açlık ve onunla birlikte gelen ruh halinin dengesizliği resmen sindi üzerime... Bir gazete yazarı olmak isteyen genç, bu yolunu birlikte açlık ve parasızlık ile yürüyorlar. Olan durumundan sürekli ve kesin çözüm aramıyor o, sadece bir günlük çarelerle hayatını geçirmeye çalışıyor. Parasının son kuruşunu başkasına verip, parası olmadığı zamanı olsa da çiçek almayı düşünen birini gözlemlemek tuhaftı. Devamlı parasız kalıp üzerindeki yeleğini bile tefeciye vermek onun için çözüm ise gerisini siz düşünün. Onun yazdığı yazı beğenilip ona para ve ün getirecek diye hep umudu ile yaşıyor geç yazar. Ama beklenen gün bir türlü gelmiyor. Açlık onu esir aldı, bundan dolayı da kendinden emin olmamak ile birlikte zaman zaman gururlu ve havalı olmaya çalışıyordu. Bazen açlık başına vurur ve halüsinasyonlar görmeye başlıyordu. Sonu gelmez tereddütleri hep yaşıyordu o. Aşk kıvılcımları aç ve susuz kalan bedenini sarıyorlar, fakat açlık nöbetlerinin arasında kayboluyorlar. Sahibinin boş midesi kalbe söz geçirebiliyor sonunda. Otobiografik detayları içeren bu roman demekle yorumumu noktalıyorum.
AçlıkKnut Hamsun · Varlık Yayınları · 201735,6bin okunma
··
26 Gösterim
21 Yorum
Öne Çıkan Yorum
Başarılı bir uyarlama olan filminin bilgileri de aşağıdaki linkte. İzlerseniz etkileneceğinizi düşünüyorum: altyazi.org/sub/m/7851/Sult...
Dostoyevski'nin ruhsal çözümlemelerinin tadı vardır romanda ve Hamsun'da, Dostoyevski'nin etkisini görürüz. Kafka ki modern romanın en büyük absürt yazarıdır ama Hamsun bunu ilk çıkış romanı 'Açlık'ta yapmıştır. Kafka büyük bir ihtimalle Knut Hamsunun okumuş ve etkisi altında kalmış(böyle söylenir). James Joyce'un 'Odysseus'u Bilinç akışı tekniğinin ilk kullanıldığı kitap olduğu söylenir ama Hamsun ,Açlık'ta bunu da kulanmıştır. Bu yönleriyle 'Açlık' büyük bir romandır ve bir çok edebiyat yazım çeşitlerini içinde barındırır. Roman kahramanın adı yoktur ,yiyeceği yoktur ama tek tutkusu vardır oda yazmaktır. Hamsun romanında açlığın insan üzerindeki psikolojik ve fizyolojik etkilerini inceler ve iki tane dilemma yaratır . Açlıktan nefret eder ama yine de açlıkta teselli bulur. Tanrıdan uzaklaşmaya başlar çünkü onu bu kötü koşullara sokanın o olduğunu sorgular fakat Tanrının var olmadığını öncesinde bilmektedir. Zira yazması için bu iki dilemma bir elzemdir. . Roman,modern şehir hayatına yabancılaşmanın hikayesidir ve bunu açlık ve Tanrı'dan yola çıkarak yapar. Okuru yavaş yavaş cesur yeni bir dünyanın içine çeker . Burada ben'in çözülümü,kimlik arayışı,bilinç dışına derin dalışlar ve dehlizlerle dolu bir iç dünya vardır. Tek kesinliğin kesinsizlik olduğu ve hatta bunun bile kesin olmadığı ,bir dünya. Hamsun,bununla birlikte görsel bir şölen de sunar ve sanki bir tiyatro sahnesindeymiş gibi hikayeyi gözümüzün ününe getirir . Roman sanatın (pitoresk bir manzara) ve edebiyatın güzel bir sunumudur. Paul Aster ,Ay Sarayı romanında bu açlık konusunu işler. Birinci bölümü çok iyidir ama romanın diğer bölümü için aynı şeyi söylemeyeceğim. Paul Aster ,Hamsun'un etkisinde kalan bir yazardır.
Gayet dikkatliyim :) "... ama yazmaya çalışırım." ı dikkate aldım üstat. :) Yani kıymetli şeyleri kaçırmak istemiyorum.
Bunu söz vermek olarak kabul emek gerekir üstat :) Zira her bilgi kıymetlidir.
Edebiyatta ilişkilendirme yapılması gerekli o zaman yazar ve eser daha iyi anlaşılıyor. Ama bu 'Açlık' yordu ,kendimi kısıtlamak zorunda kaldım yoksa konudan çıkıyordum. Söz vermeyeyim ama yazmaya çalışırım. :)
Reklam
Ben de bunu belirtmek istemiştim Nina Hanım, sanırım yanlış anlaşıldım. Okumayı ve öğrenmeyi sevdiğinizi vurguladım yani. :)
Dostamisc Bey size de teşekkür ediyorum, bir iddiam yok, sadece kitapları okumayı seviyorum, ama bu yetmiyor diye düşünüyorum. Kitapları anlayarak okuması için bilgi gerektirir.
Yorum yapabilmeniz için giriş yapmanız gerekmektedir.