·163 syf.··Beğendi
···Okunma: 03 Şubat 2020 21:53 *spoiler içerir*
Kitabın ilk sayfalarından başlayarak insandaki önyargıya değinen kitabımızda, anlatıcının işyerinde tanıştığı Raif beyin öyküsünü dinliyoruz. Raif bey, kendini toplumdan soyutlamış, kendi içinde yaşayan bir karakter olarak karşıya çıkıyor. Zaten bunu romanda pek çok cümleyle kendisi de ifade ediyor. Anlatıcının zannının ötesinde Raif bey' in geçmişinde pek çok yaşanmışlık bulunmakta, bu gurur kırıcı olayları bile sükunetle karşılayan adamın içinde nice fırtınalar kopmaktadır.
Aşık olduğu kadında adeta hayatını yeniden başlatmış, geçmişte derin bir manasızlığın ve boşluğun yerini artık taptaze duygular almıştır. Artık yaşadığını hisseder olmuştur.
Bu güzel aşk hikayesi yolunda giderken birden tüm inancını yani kürk mantolu madonnasını kaybetmiş, kendini tekrar o boş ve manasız hayatı yaşarken bulmuştur. En dikkatimi çeken şey ise Raif efendinin insanlardan olan şikayeti, onların onu anlamamasıyken, kendisi en çok sevdiği Maria' dan haber alamadığında onun peşine düşmemiş ve olumsuz vesveselerine tekrar kapılmış olmasıdır. Bundan yıllar sonra bile kimseye kendini açmaz ve kimseyi anlamaya da çalışmaz. Ancak bir gün bazı gerçekleri öğrendiğinde bu hatasının farkına varır. Ayrıca kendi kızına tekrar neden sahip çıkmadığını da çok merak ettim. Fakat zaten hayatı harap olmuş bu Raif efendi de fazla dayanamaz.
İnsanları ne kadar tanıyoruz? Onların içlerinde ne fırtınalar koptuğunu bilebiliyor muyuz?
"Bir insan bir insana elbet yeterdi." İnsan insanın sadece sevgisine muhtaçtı...