·164 syf.··Beğendi
···Okunma: 11 Şubat 2020 15:24 Hepimizin küçükken dinlediği hikayeler vardır. Ve aynı hikayeyi farklı versiyonları ile dinlediğimiz hikayeler de olmuştur.
Bunun nedeni hikayelerin nesiller boyu ağızdan ağıza aktarımlarda kişiye göre biçim alması vb. yüzünden zaman içerisinde değişikliğe uğramasıdır.
Bozkır Hikayelerini bu yönü ile incemek istedim, ki; 'yazılarak iletildiği için' klasikleşmiş halini okuduğumuz bir çok ülke hikayeleri gibi bizim hikayelerimiz de bilinsin. Ve bizim de bir kaç nesil sonra bile her yörede aynı kelimelerle anlatılan klasiklerimiz olsun..
Yazarımız Emrah Ece bu anlamda bildiğim kadarı ile bir ilki gerçekleştirip, 'Keçi boynuzlarının göğe değdiği' zamanlardan,
çok yakın tarihimize kadar Türk Milletinin korkuları, cesaretleri, kahramanlıkları ve övünçlerinde büyüyüp olgunlaşmış hikayelerini kendi üslubu ile kaleme alıp
ağızdan ağıza aktarımlarda ortak dayanak olabilecek bir milat oluşturmuş.
Ve Yaratılış Mitlerine kadar dayanan kimi efsanelerden, devler, cadılar, çobanlar, yolcular ve avcılar gibi gizemli kahramanlara kadar, kahramanlarının korku ve cesaretleriyle yüzleştiğimiz elliden fazla hikayeyi derleyip çok güzel bir eser ortaya çıkarmış..
Ayrıca, aidiyet temelli boy zenginliklerimizi de (Çuvaşlardan, Nogaylara, Tatarlardan, Kırgızlara kadar) işlediği bu hikayelerle başka milletlerin hikayelerini kıyasladığımızda, ne kadar geniş bir coğrafya ve kültür zengini olduğumuz gerçeğini hatırlamamızı da sağlamış.
Benzerlerini dinlediğimiz hikayeleri bu kitaptaki hali ile aktarabilirsek, 'amaç da amaçlanan da' hasıl olacaktır..
Bu anlamda eser için sevgili yazarımıza bir teşekkür ve minnet borcumuz olabilir arkadaşlar.
Keyifle okuyup, okutalım derim..