Yorumumu yazmadan önce derin bir nefes aldığımı bilmenizi isterim. Çünkü bu kitap, benim için gerçekten çok güzel ve özel bir yere sahip.
Halil Cibran'ın ilk okuduğum eseriydi, beni Halil Cibran ile tanıştıran kitaptı. Bir roman olmasına karşın bir şiir edası vardı her satırında. Her cümlesi, altını çizmeye değerdi çünkü her cümlenin altında saf ve derin duygular yatıyordu. İçimi ısıtan ve acıyla kavuran birçok cümle vardı. Yeri geldi kalbim kırıldı, yeri geldi her şey bana umudu fısıldadı. Ama okuduğum sırada, içimde bir yerlerde, biraz daha savaşmalarını arzu eden bir ses vardı...
Kitapta, gerçek aşkın saflığının yanında, Doğu'daki kadınların üzerindeki baskı ve ataerkilliğin ne denli egemen olduğu da Halil Cibran tarafından çok güzel kaleme alınmıştı.
Baş karakterin, Halil Cibran olduğu düşünülmesi ise beni daha çok etkiledi.
Öyle ki, şu an bile içimdeki duygu ve düşünceleri yazıya dökmekte zorlanıyorum. Sanki kelimelerim, kifayetsizliğinden zihnimin en ücra taraflarına koşuşturuyor.
Kırık Kanatlar hakkındaki duygularımı yazsam bir destan çıkar ortaya lakin yine de kendimi yeterince ifade edemem gibi geliyor. O yüzden kısa keseceğim.
Kırık Kanatlar, hayatımdaki en güzel "iyi ki"lerden birisi.
Kırık Kanatlar, benim için gerçek aşkın temsili.
Kırık Kanatlar, benim için kelimelere dökülemeyecek kadar değerli ve ebediyen kalbimin tam ortasından bana cümleler fısıldayacak kadar özel.
Kesinlikle okuyun ve okutun.
Kırık KanatlarHalil Cibran