Giriş Yap
511 syf.
·
Beğendi
·
10/10 puan
suphistike
"Biri pazardan bir hindi almış. Evin bahçesine hindiyi bırakmış. Hindi, bu insanla ilk günü olduğundan bu yabancı varlıktan çok korkmuş ve köşe bucak kaçmış. İnsan ona güzel bir kümes yapmış, taslara yem ve su koymuş. Bir yandan da güleç bir yüzle bir şeyler mırıldanıyormuş. Hindi sindiği köşeden bu yabancı varlığın davranışlarını gözlemliyormuş. Yabancı o ana kadar ona saldırmadıysa da temkini elden bırakmamış. İnsan, işlerini bitirince eve girip gözden kaybolmuş. Ertesi gün, yabancı elinde yem ve su ile bahçeye gelmiş. Hindi o rahat kümesinden fırlayıp yine uzak bir köşeye kaçmış. İnsan yem ve suyu taslara koymuş, hindiye tatlı, iltifat dolu sözler söylüyormuş bu arada, yine güler yüzüyle. Hindide korku, kaygı ve tereddüt biraz azalmaya başlamış. Ertesi gün, insan yine aynı şekilde yem ve su ile gelmiş, hindiye okşayıcı sözler söylemiş. Hindide bu yabancıya karşı yavaş yavaş güven duygusu oluşmaya başlamış. Dördüncü, beşinci gün derken yüzüncü gün olmuş. Hindi, çoktan hükmü koymuş: ‘O şahane varlık, o hasretle bir an önce yanıma gelmesini beklediğim aziz dost, güzel insan nihayet göründü işte. Elinde yine yemim ve suyum var. Artık bende kuşkudan eser kalmadı. Artık yüzde yüz eminim ki insan hindi için bir tehlike arz etmiyor. Yüz günlük gözlemlerim sonucunda elde ettiğim kesin bir bilgi var ki insan hindinin en iyi dostudur.’ Yüz birinci gün gelir. O nadide varlık bahçeye girer, elinde bir bıçak vardır ve hindiyi keser.” Bu öyküyü alıntıladığım müthiş kitap...