Pollyanna, hem öksüz hem de yetim minik bir kız... Onu “görev icabı” kabul eden teyzesinin yanına gelmek zorunda kalıyor. Çünkü teyzesi Bayan Polly, yeğenini Kadınlar Yardım Derneği’nin bakımına bırakmayı şanına yakışmayacağına inandığı için yanına almak zorunda hissediyor. Sevgiye küsmüş bir teyze o...
Pollyanna oynadığı “mutluluk oyunu” ile yatalak hastasından depresyona girmiş annesinin gençlik aşkına dek herkesin yardımına koşuyor. Rahip babası bu oyunu ona öğreterek onun acılara karşı bir kalkan oluşturmasını sağlamış aslında. 1000k okurlarının bazılarının Pollyanna’nın Hıristiyan misyonerler tarafından insanları uyuşturmak amacıyla yazıldığına ve kitabın yazarının çocukların beynini yıkamak amacıyla bu kitabı yazdığına dair öngörüleri var. Bir noktaya kadar doğru olabilir bu tez. Öte yandan yazarın dindar olması misyonerlik yapmaya çalıştığı anlamına gelir mi? Kitapta geçen “Anlaşılan onların Derneği, Hindistan'daki misyonerlere yardımla tanınmıştı. Pollyanna bu lafları da pek anlayamamıştı. Bu kadınlar yolladıkları parayla ne yapılacağına aldırış etmiyorlardı galiba. Sadece en fazla para yardımı yapan dernekler listesinin başında kendi isimlerinin bulunmasını istiyorlardı. Bu da Pollyanna'nın garibine gitmişti.” ifadesinde Doğuluları küçümseme anlamını görmek çok zorlayıcı bir bakış açısı gerektirir. Pollyanna üzerinden yazar misyonerlerin en fazla para yardımı yapma ve bu uğurda iyilik yapmaktan ziyade misyonerlik yapma hırsına eleştiride bulunmakta. Öte yandan Pollyanna’nın babasının rahip olması yargılanması gerekmeyen bir durum. Çünkü din adamlarının iyiliksever ve insanları doğru bir hayata yönlendirmek olduğu düşünülürse gerçekten dindar bir rahibin kızını olumlu yönde etkilemesine kızmak abes olacaktır.
Pollyanna, insanlarla “mutluluk oyunu” oynarken