·166 syf.····Okunma: 21 Mart 2020 19:30 Thomas More Rönesans döneminde yaşamış bir İngiliz filozoftur.Dönemin İngiliz Kralı Henry'nin kiliseden üstün olduğunu kabul etmediği için idam cezasına çarptırılmış ve öldürülmüştür. Ütopya adlı bu eserde ve birinci bölümde İngiliz emperyalizmine eleştiriler ortaya koymuş, ikinci bölümdeyse ideal devlet düzeninin nasıl olması gerektiğine dair ütopik bir devlet şeması çizmiştir. Thomas More'un ütopyası da Rönesans dönemindeki diğer ütopyalar gibi bir ada ülkesi ve bu ada ülkesi hilal şeklindedir. Ütopya'nın birinci bölümünde Thomas More idam cezalarının caydırıcı olmadığını hatta hırsızlık suçu için idam cezası verilmesinin orantısız bir ceza olduğunu söylemekte ve Tanrı hem kendi canımızı hem de başkasının canını almamızı yasaklamışken yasalarla bizim bunu meşrulaştırmamızın Tanrı'nın yasalarını çiğnemek olduğunu ileri sürmüştür. Ancak Ütopya'nın ikinci bölümünde Thomas More mesela zina suçu işleyenlerin ya da iş yapmayan ve çalışmaya karşı gelen kölelerin ölümle cezalandırılabileceklerini öne sürmüş ve bu noktada çelişkili bir durum ortaya koymuştur. Yine diğer ütopyalarda olduğu gibi Thomas More da özel mülkiyetin insanları daha fazla şeye sahip olmak için yalana, dolana, açgözlülüğe sevkedeceğini düşündüğünden bunun kaldırılması gerektiğini söyler.Özellikle yoksulluk ve sefaletin artmasını nedeninin insanların lükse düşkün olmasına bağlanmaktadır. Bu yüzden her şey eşit şekilde dağıtılmalıdır, herkes ihtiyacı kadarını almalıdır. Baktığımız zaman sınıfsal farklılıkların önüne geçmek istese de ütopyasında köle sınıfının olması diğer çelişkilerden bir tanesidir. Çocukların eğitiminin önemli olduğuna dikkat çekiyor ve ebeveynlerin çocukları iyi yetiştirmemesi durumunda onları suçu itmiş olduklarını düşür. Ütopya'da en önemli geçim kaynağı tarım (bu dönemde hâlâ tarım toplumu yaygın olduğundan ütopyalarda toprağa dayalı bir ekonomik sistem vardır) ve bu yüzden çiftlik evleri kurulmuş. Bu evlerdeki aileler en yaşlı üye tarafından yönetilen ve en az 40 kişilik ailelerdir. Aileler çiftlikte 2 yıl boyunca kalıp tarım işiyle uğraşıyorlar. 2 yıldan sonra yarısı gönderilip başka bir insan grubu getirilir, insanlar ağır tarım şartlarına maruz kalmamak için böyle bir değişim söz konusudur. Daha fazla kalmak isteyen kalıp çalışmakta özgürdür. Kentin yöneticisini seçerken her 30 aileyi temsil eden bir grup lideri seçilir ve onlar tarafından gizli oyla bir prens seçilir. Herkes tek tek tip kıyafet giyer. Evliler için farklı, bekarlar için farklı kıyafet seçilir. Erkekler 22 yaşından önce, kızlar 18 yaşından önce evlenemez. Diğer ütopyalardaki gibi kadın ortaklığından ziyade burada tek eşlilik söz konusu hatta eşini aldatan kişi kötü bir nam salar ve bir daha hiç kimseyle evlenemez. Öğlenden önce ve sonra 3er saat olmak suretiyle toplamda 6 saat çalışmaktadırlar. Her akşam aileler toplanır, müzikli ziyafet düzenlenir. Kadınlar kocalarına, çocuklar ana babalarına, gençler yaşlılara hizmet eder. Hayvanları boğazlama eyleminin insanları acımasızlık duygusuna yönlendirdiği için bunu sadece köle olan kasaplar yapmaktadır. Altın ve gümüşe değer verilmez, onlar için değerli olan demirdir çünkü demiri günlük hayatlarında her yerde kullanabiliyorlar. Gümüş ve altın doğada az bulunduğu için hiçbir işe yaramadığı halde insanlar tarafından değer atfedilen bir şey olduğunu düşündüklerinden bunu anlamsız bulurlar ve bunların değersiz olduğunu göstermek için tuvalet ve lavaboları altından gümüşten yapmaktadırlar, çocuklara oyuncak olarak vermektedirler. Çoğunluk Hristiyanlığı kabul etmiş olsa da herkes istediği inancı, dini özgürce yaşayabilmektedir. Ancak herhangi birisi kendi dininden olmayanları kafir ilan edip, sadece kendi dinini övüp, ateşli bir şekilde savunuyorsa diğer insanların cehennemde yanacağını söylüyorsa bu kişi topluma fesatlık sokmaya çalıştığı için cezalandırılır. Avukatlar yazılarla oynayarak olayların özünü gizlemeye çalışan kişiler olarak görüldüğünden Ütopya'da hiçbir avukat bulunmaz. Herkes mahkemede kendi hakkını savunmak zorundadır. Kendilerini ya da dost ülkelerini tehdit eden bir durum olmadığı sürece savaş yapmazlar.