Öncelikle Ötüken Neşriyat’tan da bekleyeceğimiz üzere eserin, Türk halklarının bulunduğu yöreler çevresinde şekillendiğini söylemeliyim. Arka kapakta ve yazarın kısa biyografisinde gördüğümüz çevremizde de fark ettiğimiz üzere artık kadim öyküleri anlatacak ne meddahlar ne kahvehaneler kaldı. Ama daha dünya çapında ve ulaşımı daha kolay olan sosyal medyaya günümüz meddahları geçiş yaptı. Artık hikâyeciler meramlarını özellikle Twitter ya da Youtube üzerinden yaptıkları yayınlarla anlatıyorlar. Emrah Ece de bu isimlerden yalnızca biri/ Sosyal medya ilk defa biz okuyucuları mutlu eden bir seyre doğru giderken kaptanlığı üstlenenlerden.
Bozkır Hikayeleri’nde tahmin edebileceğiniz üzere bol bol kurt ve alp var. Türk Edebiyatı derslerinde gördüğümüz bu kahramanlara, hayvanlara, tılsımlı nesnelere dönüp onlarla yolculuğa çıkıyoruz. Eser 164 sayfa ve 56 ayrı hikâyeden oluşuyor. Ben Ayın Yüzündeki Lekeler, Ejderha ve Bahadır, Başkurt Bayramı gibi öyküleri özellikle çok sevdim. Ayın yüzündeki lekelerin nasıl oluştuğunu, Doğu Türkistan’daki İdikut Dağı’nın bir hakanın ejderhayı öldürürken parçaladığı taşlardan oluştuğunu ve Tanrı’nın Türklere verdiği bayramların nasıl da hesabını sorduğunu tek tek öğreneceksiniz. Adı geçen öyküler gibi daha nicesinin olduğunu da unutmamak gerek.
Uygar Özdemir
İncelemenin tamamı: kayiprihtim.com/inceleme/bozkir...