Ahmet Ümit’i bana eşim sevdirdi. Sanırım ilk olarak Kukla’yı okuyarak başlamıştım. Kukla gerçek bir polisiyeydi ve 90’lar Türkiye’sini de anlattığı için oldukça içine almıştı.
Sis ve Gece’de Başkomiser Nevzat bulunmuyor. 1980 darbesi sonrasında SSCB Rusya’sına giden TKP üyesi bir grubun başından geçen olayları konu alıyor. Kitap alıştığımız Ahmet Ümit polisiyesinin dışında seyrediyor. Ahmet Ümit’in de bir dönem Rusya’da kalmış olduğu düşünüldüğünde kendi başından geçenlere bir cinayet ekleyip polisiyeye dönüştürdüğü romanı diyebiliriz. Bunları söylerken kitabı tabiki yerden yere vurmuyorum. Olay örgüsü içerisinde dönem ve şartları okuyucuya oldukça iyi bir şekilde yansıtılıyor. Eğer biraz da siyasi tarih okumasına sahipseniz kronolojik anlatım içerisinde diyaloglar gerçekten zevk veriyor. Öte yandan karakter sayısının fazlalığı ister istemez okuyucuyu biraz yoruyor ama o da kitap biraz ilerleyince kişilere hakim oluyorsunuz.
Genel olarak güzel bir kitap. Okumanız öneriyorum.