Mehmet Rauf'un edebiyatımıza kazandırdığı ilk psikolojik romanı okumanın sevinci ile bu incelemeyi kaleme alıyorum. Eylül, tipik bir Servet-i Fünun romanları gibi yasak aşk temelinde kurgulanmış, yasak aşkın getirdiği aciz ve üzücü bir son ile de bitmiştir. Öncelikle, yazar ayrıntılarda fazla boğulmuş. Haleti-ruhiyeleri öyle ayrıntılı kaleme almış ki ben bile okurken bir müddet sonra sıkıldım. Bu yüzden roman akıcılığını kaybetmiş, bu romanın ilk kusuru. İkincisi, Mehmet Rauf bir olayı çok fazla aynı tempida tutmuş. Necip'in Suat'a olan aşkını fark etmesi, Süreyya ile Suat'ın evliliğine imrenmesi kısımları o kadar uzun ki sadece Necip ile Suat'ın birbirlerinin sevgisini fark edecekleri zamana kadar geçmiş olan süreye iki sezon Türk dizisi çekilir :) romanın yarısına gelene kadar oldukça sıkıldım, hatta 1 -2 gün ara verdim okumaya çünkü ayrıntılarda tutunamıyordum. Son 130 sayfada olaylar daha iyi ele alınmış, dil ise daha akıcı hale gelmiş. Hayati bir aciliyeti olmadığını belirterek eğer vakit bulursanız Mehmet Rauf'un kalemine misafir bulunmanızı tavsiye ederim. :) Mehmet RaufEylül