Günümüz Türkçesiyle

Eylül

Mehmet Rauf
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

8/10
·328 syf.··
Beğendi
·
2025 45. kitabı
Yıllarca lise edebiyat derslerinde Türk Edebiyatının ilk psikolojik romanı diye anlatıldı bize. Anlatıldı ve geçildi. Yazık! Oysa okuyunca anlıyor ki insan, tek cümleyle anlatılamayacak bir kitapla karşı karşıya. Merkezine aşkı alan ama asıl derdi aşk olmayan, isyan ve itaat arasında sıkışan düşünceleri, kadın erkek ilişkilerine dair dönemin görüşlerini, kendini feda edecek yüce bir şey arama isteğini, pek tabi varoluşçu bir açıdan bakarsak hayatın amacını bulma isteğini ve bunun gibi daha birçok konuyu içeren kapsamlı bir romanla karşı karşıyayız. '' O zaman kadere boyun eğmede bir zafer değilse bile bir güzellik, en çok da bir rahat bulunduğunu anlıyordu. Halbuki hayata karşı isyan, insanı hatta raahattan mahrum bırakıyor, felaketten felakete değil, sefaletlere hatta rezletlere atıyor, pislik içinde bile çalkalıyordu''(s.298). Kitapta geçen bu cümleler aslında tartışılmak istenen konunun özeti gibi. istek ve arzular(id) ile toplumsal beklentilerin(süperego) çatışması. O güne kadar mutluluğunu, isteklerini, düşüncelerini sorgulamadan, deyim yerindeyse kendi güvenli alanının dışına çıkmadan itaatkar bir evlilik hayatı yaşayan Suat, kocasının yakın arkadaşı Necip'e aşık olur. Ama bu öyle bir aşktır ki, sevmek ve sevilmek, heyecan ve tutkunun da ötesine kadına yani Suat'a kendi benliğinin silinmişliğini hatırlatır. Yıllarca kocasına itaat etmiş, onun isteklerini öncelemiş, ilişkide çoğu zaman kocasına göre şekil almış Suat, bunun pişmanlığını Necip ile olan gizli ilişkide fark eder. Bu öyle bir ilişkidir ki, tensel temastan uzak, bakışmalar ve içsel sorgulamalarla büyüyen, içine çektiği kadın ve erkeği yani Suat ve Necip'i bambaşka bir varoluş haline yücelten, yeni bir yaşam görüşünü öğreten ruhsal durumdur. ''Zannediyorum ki, hayatım çoğalıyor'' diyen Necip aslınd tam
1000Kitap
EylülMehmet Rauf · Can Yayınları · 202049,9bin okunma
Eylülden daha ne beklenir? Eylül, malum ya, hüzün ve matem ayıdır.
Puan vermedi·328 syf.··
Beğendi
·
2023 1. kitabı
·
25 günde okudu
·
Okunma: 28 Ocak 2023 23:36
Yasak aşk adında yazılmış kurgu roman; Aile kavramı, mutsuz evlilikler,ahlaki değerler, insani duygular ve dönemin İstanbul yaşamınıda derinlemesine işlemekte, kişilerin psikolojilerini detaylı olarak inceleyerek bizi o karekterlerle resmen bir bütün haline getirerek kusursuz bir eser ortaya koyulmuş. Her şey Süreyya’nın aile köşkünden sıkılıp Suat’la kendilerine Boğaziçi’nde aldıkları yalı ile başlıyor. Taşındıktan sonra Süreyya’nın kuzeni ve yakın arkadaşı Necip sık sık ziyarete gelir. Süreyya deniz aşkından kendine sandal alıp günün büyük vaktini denizde geçirirken, Necip ile Suat piyano çalıp muhabbet ederler. Necip kadınlara karşı nefret ve güvensizlik içindeyken, Suat’ın zarif, ince yumuşak huylu halleri Necip’i baya etkiler. Yalıya olan ziyareti artar.Necip’in her geçen gün Suat’a olan hayranlığı artar ve bu zamanla aşka dönüşür. Suat’ta Necip’in ona olan aşkını farkına vardıkça böylesine güzel sevilmeye karşılık verir. Ve büyük bir aşk başlar. Kitabın genel konusu bir ihanetin olması ama gerçek bir aşkla yoğunlaştırılarak anlatılması ihaneti dahi unutturuyor. Kitabı okurken, eski İstanbul’un yaşam tarzına, o dönemin kıyafetlerine, yalılarda hüküm süren aile hayatının tüm ayrıntılarına ve en önemlisi bir aşkın hissettirdiği ve yaptırdığı eylemlere şahit oluyorsunuz. Kitapta yer veridiği psikolojik tahliller oldukça yerinde. Ancak okurken bu durum sizi biraz sıkabilir ki ben yer yer sıkıldım Rivayet odur ki yazarımız Mehmet Rauf. Tevfik Fikret’in halasının kız olan Semret Hanımla evlendiğinde içgüveysi gider ve Tevfik Fikret’in eşine aşık olur. Bu ne kadar doğrulanmamış bir konu olsa da Mehmet Rauf’un romanda Necip’i çok iyi anlatması dedikoduları güçlendirmiştir.
Psikoloji
EylülMehmet Rauf · Can Yayınları · 202049,9bin okunma
Eylül
Puan vermedi·328 syf.··
2021 11. kitabı
·
19 saatte okudu
·
Okunma: 03 Mayıs 2021 13:12
Merhabalar Değerli okurlarım, biraz geç kalmış olsam da size Servet-i fünun yazarı olan Mehmet Rauf un eseri aynı zamanda ilk pisikolojik roman Eylül ün incelemesini yapmak üzere buradayım. Şimdiden bir hatam olursa eğer affınıza sığınıyorum . Eylül ihtiraslı ve günümüz kuralları ile de özdeş şekilde yasak bir aşkın romanıdır, karakterlerimiz toplansa belki 8 kişi falan anca eder hep aile içidir Büyük Hanım (süreyyanın annesi) Bey( süreyyanın babası) Suat ( süreyyanın eşi aynı zamanda yasak aşkın ana karakterlerindendir.) Hacer ( süreyyanın kardeşi günümüz tabircilerine göre ahlakdan biraz yoksun yanlış ise tabirim affola ) Süreyya (Suat ın eşidir) Necip ( süreyyanın ailesinden akrabadır) Fatin( Hacerin eşi) Olay bağ evinden taşınan suat ve süreyyanın etrafında gerçekleşir . Babasından para alarak eşinin mutluluğu için yalıya taşınan Suat büyük bir boşluğa düşer eşinin gerçekleştiremediği şimdi gerçekleştirmeye çalıştığı boş gereksiz hayalleri hevesleri yüzünden yalnızlık eksiklik yaşar. Bu boşlukta ona el uzatan ise Necip olur ve sevgiye ilgiye muhtaç suat a bir ışık olur Necip ise bakıldığında biraz serseri yanı biraz da eksik yanı vardır süreyya ve suatın yanına gelip orada kalır çoğu zaman ve bu süreçte onları görür onların yavaş yavaş solan sararan aşklarını görmez onları mutlu zannederek keşke der benim de suat gibi bir eşim olsa bunu suata da söyler ilk kıvılcım burada yanar ve onları tutkulu ve asla gerçekleşemeyecek bir aşkın girdabına sürükler tekne ile gezintilere çıkan süreyya suatı evde yalnız bırakmakta ve aynı zamanda Neciple zaman geçiren suat başlarda fark etmesede sonradan bir kaç tahmin Necipin hastalığı ve bağ evine gitmeleri Necipin suatın eldivenini alması onu hep yanında taşıması Hacerin görmesi herkese göstermesi Necipin bir aşkı var
EylülMehmet Rauf · Can Yayınları · 202049,9bin okunma
Mehmet Rauf/ Eylül
9/10
·328 syf.··
2020 102. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 02 Kasım 2020 17:03
. “...bir gün acı bir son nefes ile sönüvermek için, nasıl yalnızca bunlar için yaratılmış olduklarını ne kadar acı görüyordu; mutlu olsak bile hayat, yalnızca yıkıp yok eden hayat, yalnızca yiyen, yıkan, öldürüp ezen hayat hükmediyordu.” . “E, sonbahar bu... artık bu kadar güzellik ve sıcak verdikten sonra! Eylül, malûm ya, hüzün ve matem ayıdır.” . Tam bir Eylül ve Eylülle beraber sonbahar aşığı birisi olarak, bu alıntımda bu fikre hiç katılmamıştım. Ama Eylül, işte Mehmet Rauf'un Eylül'ünü bitirdiğiniz zaman öyle etkiliyor ki sizi öyle hüzünlere boğuyor ki; tamam diyorsunuz Eylül tam bir hüzün ve matem ayıymış! . Mehmet Rauf'un Eylül'ü bildiğimiz üzere ilk psikolojik romanımız, öyle ki ilkler hep risk taşır oysa Eylül öyle başarılı bir roman ki sanki yıllardır psikolojik romanlar okumuş kendini bu anlamda oldukça geliştirmiş bir yazardan çıkıyor gibi geliyor. Bu anlamda Mehmet Rauf gerçekten olağanüstü bir iş çıkartmış. :) . Aynı zamanda Servet-i Fünun'un dili, yapısı, konuşma tarzı 1900'lü yılların nostaljik havası kitabı okurken siz ordaymışsınız gibi hissettiriyor âdeta zamanda yolculuğa maruz kalıyorsunuz.:)) Kitabı hele birde Can Yayınları'ndan okursanız ordaki resimler (bahsi geçen yerlerin, bahsi geçen zamanlarda çekilmiş olduğu resimler..) bu zamanda yolculuğuna daha da yardım ediyor. . Kitabımızın teması yasak aşk. Suat ve Necip'in masum olmakla beraber bir o kadar da yasak aşkları... Birbirlerini çok seven ama asla bir olamayacak bu iki aşığın ruhlarının nasıl sıkıntılara sürüklendiği, nasıl ölmeyi yeğledikleri yerde dayanıp, bilakis bedenlerinin yaşamasını ama ruhlarının ancak yan yana ve birbirilerinin sevgilerinden emin oldukları zamanlar yaşadığını okumak beni hüzünlere boğdu. Hiçbir hal çaresi olmaması da cabası! . Kitabı eğer hâlâ okumadıysanız ve
Edebiyat
EylülMehmet Rauf · Can Yayınları · 202049,9bin okunma
Mehmet Rauf -Eylül
10/10
·328 syf.··
2021 5. kitabı
·
33 saatte okudu
·
Okunma: 08 Eylül 2021 08:22
Eylül-Özet Kitap 328 sayfadan oluşuyor. Necip, Süreyya, Suat üçü arasında geçen (ama Süreyya pek belirsiz etkisiz aralarında) aşk hikayesi. Süreyya ve suatın evini ziyarete gelen Necip‘in zaman içerisinde Suat’a aşık olması ve suatın da gizliden gizliye necibe bir şeyler hissetmesi ile devam ediyor. Necip Suat’ı severken kimi zaman onun da diğer kadınlar gibi ahlaksız olduğunu kafasında yer etmeye çalışsa da aslında hiç de öyle olmuyor. Peki Necip‘in suatın eldivenin TEKİNi saklaması bu da namussuzluk? Suat piyano çalmayı seven necip hissedilmeye, Süreyya ise bütün bunları sadece ses kirliliği olarak düşünen eşine sadık ama pek bir soğuk kişi. Gel zaman git zaman piyano ile başlayan muhabbet aşka dönüşüyor. Bir süre sonra kimi kıskançlıklar ve göz göze anlaşmalar da başlıyor. Necip’in bunalımları, Suat’ın ben ahlaksızca bir şey mi yapıyorum düşünceleri sürüp gidiyor. Ağlayarak. Ve bir yangın Suat içeride Necip kurtarmak için içeri atlar. Süreyya ise Necip diye bağırır.
İnceleme
EylülMehmet Rauf · Can Yayınları · 202049,9bin okunma
Puan vermedi·328 syf.··
Beğendi
·
2019 64. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 19 Eylül 2019 23:31
Eylül... Kitabı yorumlama haddini kendimde görmüyorum. Biraz duygularımdan biraz da bitirince kafamda dönen sorulardan bahsedebilirim sadece. Aşk yanmak mıdır, yakmak mıdır? Yanarken yakmak, yakarken yanmak mıdır? Uğruna ölmek, öldürmek midir? * Her türden kitap okuduğumu düşünüyorum ama son sayfasını üzerimden tır geçmişçesine yorgun kapattığım bir kitap hatırlamıyorum. Bir Suat oldum, bir Necip, bir Süreyya... İsteklerimi yerine getirdim, aşkı tattım, içime kapandım, farkına vardım, bencil oldum, sencil oldum, fedakarlık yaptım, ihaneti tattım, acıyı tanıdım, ölüme susadım. Çok şey oldum, çok şey öğrendim, çok şey yaşadım ve yaşattım ama mutlu olamadım ben bu romanda. Hoşça kal Eylül, minnetim sonsuz Mehmet Rauf.
EylülMehmet Rauf · Can Yayınları · 202049,9bin okunma
9/10
·376 syf.··
Beğendi
·
2020 44. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 28 Eylül 2020 20:25
Eylül romanı ciddi anlamda ilk aşk romanı diye adlandırılıyor. Içinde ki Psikolojik tahliller son derece sağlam ve belli tekniklerden yararlanarak Mehmet Rauf burda anlattıklarının içinde insanlara çok daha az karakterle isimlere cisimlere bogmadan aslında bir tasvir grubu eşliğinde hayatlarını anlatıyor. Bu dönemde işte hani eleştirilen gerçeklik su yüzüne çıkıyor. Yani hayattan kopuk gibi yaşayan, toplumun gerçek değerlerini bilmeyen zengin tırnak için de aristokrat denilen ailenin çocuklarının kendi aralarında ki ilişkiler. Aslında naif aşk kavramının devreye girdiği sadece bir bakış, sadece bir söz zaman zaman okuyacağınız gibi bir eşyanın saklanması, sadece bunlar üzerinden bireysel aşkın o ortaklığa döndüğü anda tensal temasın sadece elden ve gözden bir öpücükle sınırlanması gibi bir aşk. Öylede güzel anlatmış okuyun ve okutun. Gerçek sevgiyle.
1000Kitap
EylülMehmet Rauf · Can Yayınları · 202049,9bin okunma
10/10
·328 syf.··
Beğendi
·
2021 43. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 26 Aralık 2021 20:04
Bir tarafta kocası için tüm fedakarlığı gösteren bir kadın, diğer tarafta karsını çok seviyor gözükse bile aslında kendini, zevklerini düşünen bencil bir adam. Aralarında ise bir gölge gibi yaşayan Necip... Küçük bir bağda yaşayan Süreyya'nın hayallerinde hep İstanbul'a gidip yaşamak vardır. Fakat maddi imkansızlıklar sebebiyle bir türlü adım atamaz. Bu duruma çok üzülen Suat, bir gün babasına mektup yazarak yardım ister ve ellerine geçen parayla nihayet kurdukları İstanbul hayaline kavuşurlar... Günlerini bir yaz neşesinde Necip ile geçirirlerken bazı zamanlar yalının balkonundan yıldızlı semayı izlerler bazı zamanlar deniz kıyısında, ağaçların altında bulunurlar. Hayat onlar için adeta cennet gibidir... Fakat bir vakitten sonra aşk onları ağır bir imtihan ile sınamaya başlar. Öyle ki Necip, Suat'a imkansız bir aşk ile bağlanır. İlk başlarda bu durum karşılığı olmayan bir duygu gibi gözükse de sonraları her şey değişir. Suat, Necip'in kendisine aşık olduğunu eldiveni ile anlar. Bu durum açıkçası bana çok farklı geldi. Mehmet Rauf, dönemin diğer yazarlarından, farklı bir bakış açısına sahip olmuş. Kitabın bu kısımlarından sonra karakterlerin diyalogdan ziyade kendi iç konuşmalarına şahit oluruz. Necip'in çaresizlik içinde çırpınışlarını, Suat'ın toplum baskısıyla korku ve aşkı arasında gidip gelmelerini okuruz. En nihayetinde sonlara doğru Necip ve Suat'ın suskunluklarını bozarak duygularını haykırışları, imkânsızda olsa yine bir arada olmak isteyişleri, gözler önüne serilir ve bir yangın ile hakiki aşkın kime ait olduğu acıda olsa ortaya çıkar... Benim fikrimce kitap, sadece birbirini seven ve kavuşmak için çırpınan iki insanı anlatmıyor. Burada okuyucuya aslında verilmek istenen mesaj, kişinin karşılık beklemeden, sevdiğine kavuşamadan bir ömür boyu aşkını
Roman
EylülMehmet Rauf · Can Yayınları · 202049,9bin okunma
6/10
·324 syf.··
2020 39. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 14 Nisan 2020 13:28
Mehmet Rauf'un edebiyatımıza kazandırdığı ilk psikolojik romanı okumanın sevinci ile bu incelemeyi kaleme alıyorum. Eylül, tipik bir Servet-i Fünun romanları gibi yasak aşk temelinde kurgulanmış, yasak aşkın getirdiği aciz ve üzücü bir son ile de bitmiştir. Öncelikle, yazar ayrıntılarda fazla boğulmuş. Haleti-ruhiyeleri öyle ayrıntılı kaleme almış ki ben bile okurken bir müddet sonra sıkıldım. Bu yüzden roman akıcılığını kaybetmiş, bu romanın ilk kusuru. İkincisi, Mehmet Rauf bir olayı çok fazla aynı tempida tutmuş. Necip'in Suat'a olan aşkını fark etmesi, Süreyya ile Suat'ın evliliğine imrenmesi kısımları o kadar uzun ki sadece Necip ile Suat'ın birbirlerinin sevgisini fark edecekleri zamana kadar geçmiş olan süreye iki sezon Türk dizisi çekilir :) romanın yarısına gelene kadar oldukça sıkıldım, hatta 1 -2 gün ara verdim okumaya çünkü ayrıntılarda tutunamıyordum. Son 130 sayfada olaylar daha iyi ele alınmış, dil ise daha akıcı hale gelmiş. Hayati bir aciliyeti olmadığını belirterek eğer vakit bulursanız Mehmet Rauf'un kalemine misafir bulunmanızı tavsiye ederim. :) Mehmet Rauf Eylül
Edebiyat
EylülMehmet Rauf · Can Yayınları · 202049,9bin okunma
Eylül / Mehmet Rauf
6/10
·256 syf.··
2021 3. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 24 Nisan 2021 23:32
Eylül ilk olarak 1900 yılında, Servet-i Fünun dergisinde hikâye olarak yayımlanmış ve büyük beğeni toplaması sonucunda, 1901 yılında kitap haline getirilerek Türk edebiyatı klasik romanları arasında yer almıştır. Ayrıca Mehmet Rauf, bu romanla Türk Edebiyatına ilk psikolojik romanı kazandırmıştır. Bu romanı Halit Ziya'ya ithaf etmiştir. Kitabın ismi, Suat’ın ruh halini eylüle benzetmesinden gelmektedir. Konusu Suat ve Necip’in yasak aşkıdır. Özetlersem: (SPOİLER) Süreyya ve karısı Suat, Süreyya’nın babasının evinde oturmaktadır. Babası hem yaşlı, hem dediği dediktir. Onun yüzünden her yaz köye gelirler ve orada sıkıntıdan patlarlar. Süreyya’nın eskisi gibi olmayıp yavaş yavaş sıkıldığını fark eden Suat mutluluklarını devam ettirebilmek adına yeni heyecanlar bulmaya çalışır. Gizlice babasından para isteyip eşi için bir yalı kiralar. Kocası bu duruma çok sevinir. Necip de hem dostları hem de akrabaları olarak Suat ve Süreyya’nın yanına gelir. Süreyya sürekli yelkenlisiyle gezer ve balık tutar, Suat her ne kadar Süreyya ile gitmek istese de onu deniz tuttuğu için evde kalmayı tercih eder. Süreyya denizdeyken Suat da Necip’le birlikte piyano çalmaktadır. Bu uzun yaz tatilinin sonlarında Necip Bey, Suat Hanım’a bir şeyler hissettiğini anlar. Bu durumdan kurtulmaya çalışsa da başaramaz. Sonunda çare olarak onların yanından ayrılmaya karar verir. Giderken Suat’ın eldivenlerinden bir tanesini habersiz olarak anı kalması için alır. Sonradan Necip’in tifoya tutulduğu öğrenilir. Süreyya ve Suat buna çok üzülürler. Tehlikesi geçince Necip’in yanına giderler. Necip hastalığın etkisiyle sinirli ve yorgundur. Hacer, Necip’in hastalığı sırasında kendiden geçmiş olduğu zamanda yastığının altında bir bayan eldiveni bulmuştur. Hep birlikte hasta hakkında konuşurlarken Necip’in
EylülMehmet Rauf · Can Yayınları · 202049,9bin okunma

Yazar Hakkında

Mehmet RaufYazar · 40 kitap
Mehmed Rauf Servetifünun romancılarından, 1875 yılında doğdu, 1931 yılında İstanbul'da öldü. Bahriye Mektebi'ni bitirdi (1893), deniz subayı oldu, staj için Girit'e (1894), Kiel kanalının açılış töreninde bulunmak üzere Almanya'ya (1895) gönderildi, dönüşte İstanbul'da Tarabya'da elçilik gemilerinin irtibat subaylığına atandı. 1908'den sonra bahriye'den ayrıldı, hayatını yazarlıkla kazanmaya başladı. Cumhuriyet devrinde kadın dergileri çıkardı, ticaretli uğraştı. On altı yaşındayken yazdığı Düşmüş adlı hikayesini İzmir'e, Halit Ziya'ya göndermiş, Halit Ziya da Hizmet gazetesinde basmıştı, daha sonra İstanbul'da Mektep dergisinde yazıları çıktı. Halit Ziya, Cenap Şehabettin, Hüseyin Cahit'le böylece önceden tanışan Mehmed Rauf, sanatının en başarılı eserini Eylül romanıyla verdi; psikolojik roman örneği olan Eylül'de olduğu gibi öteki eserlerinde de özellikle aşk maceralarını konu yaptı. Romanları: Eylül (1901), Genç Kız Kalbi (1925), Böğütlen (1926), Define (1927), Son Yıldız (1927), Kan Damlası (1928), Halâs (1929) Hikâye Kitapları: İhtizar (Cançekişme, 1909), Âşıknâme (1909), Son Emel (1913), Hanımlar Arasında (1914), Bir Aşkın Tarihi (1915), Üç Hikâye (1919), İlk Temas İlk Zevk (1923), Aşk Kadını (1923), Eski Aşk Geceeri (1924) Mensur Şiir: Siyah İnciler (1901, 1925) Oyunlar: Ferdi ve Şürekâsı (1909, filme de alındı: 1917), Cidal (Kavga, 1911), Sansar (1920), Ceriha (Yara, 1927)