·648 syf.····Okunma: 17 Nisan 2020 23:33 “Yine de bizler bir hiçlik uğruna bile bile ölüme gideriz”
Nikos Kazancakis, Nobel Edebiyat Ödülü’nü bir oyla Albert Camus’a kaptıran Greek kültürünün en büyük yazarlarından biri. Muhteşem bir de eserin sahibi;
Zorba’nın...
Hiç elinizdeki eserin sayfalarına göz gezdirip, az kaldığını görünce üzüldüğünüz oldu mu?
....
Anladım...
Özgür ruh Alexis Zorba’yla henüz tanışmadınız demek.
Özgürlük, ilköğretimin ilk kademelerinden itibaren müfredatın değişmez kavramı. Nihai hedefimiz, olgunlaştıkça düşten ibaret olan..
Özgürleşmek deriz özgürleşmek isteriz fakat evrensel normlarla örülmüş ahlaki ve etik duvarlarımız bize zincirlerimizin çok da uzağa bağlı olmadığını gösterir.
İste bu noktada Alexis Zorba gerçek özgürlük tanımıyla çıkıyor karşımıza. Kanunların veya falanca bir ülkenin fakanca bir ülkeye “özgürlük “ adı altında gönderdiği koca heykelin uzağında gerçek özgürlüğü bulan bir kahramandan bahsediyoruz. Bazı kitapları okuruz ve o kitaptaki kahraman icin “ bu benim” deriz ama Alexis Zorba’yla tanıştığınızda “ bu benim hayalim” diyeceksiniz.
Baş parmağı işine engel oluyor diye kesen,
Mahallelinin yaftaladığı kadını tek basına savunabilen,
Patronuna borçlu kalmamak için kiliseyi kendine borçlu kılan,
Özgür doğmuş, özgür yaşamış, çılgınca sevmiş, doyasıya dans etmiş, dağdan kütük getireceğim diye kurduğu mekanizma tuzla buz olurken bile tandırda dönen kuzuya göz dikmiş bir karakterden bahsediyoruz.
Yazarın yaşamını doğrudan etkilediğinden mi yoksa Kazancakis de bizler gibi “bu benim hayalim” dediği icin midir bilinmez, doğduğu kent olan Heraklion’daki mezar taşında şunlar yazılıdır;
Hiçbir şey ummuyorum, hiçbir şeyden korkmuyorum, özgürüm...
Tam da Zorba gibi...