Gönderi

Posta Kutusundaki Cringe
2/10
·191 syf.··
2020 39. kitabı
·
3 saatte okudu
·
Okunma: 13 Nisan 2020 14:15
YouTube kitap kanalımda Posta Kutusundaki Mızıka kitabını okumadan ölebilirsiniz dedim: ytbe.one/cZco9tl4rBs Sevgili Dost, BİM'deki reyonlarda nasıl da cesur duruyorsun öyle. Maske takan insanların alışveriş telaşı arasında insana nasıl bir kalsiyum güveni veriyorsun öyle. Bize diğer pastörize sütlerle arandaki terörize duygularını söyle... Binlerce kişi tarafından okunmuş ve yüzlerce kişi tarafından 10 puan verilmiş bu kitabın içinde neler yazıyor ve Ali Ural nasıl bir yazar kimliğine sahipmiş hadi hep beraber bakalım... İncelemeyi okurken yanınızda kastığınız duyarları, Mevlana alıntılarını ve dostlarınızı bulundurmayı unutmayın lütfen. Bence ölmeden önce okumanız gereken değil okumadan önce ölmeniz gereken bu kitapta, öncelikle bir bilgisayarın yoğun bir DDoS siber saldırısı yemesi gibi ben de DDoSt bir saldırı yedim. Her sayfada nükseden "Sevgili Dost" kısımlarından bir bölümün nasıl olduğuna hep beraber bakalım... eksiup.com/p/xo369321oqzx Diğer kısımların da edebi içeriğinin farklı olduğunu söyleyemem ama en bombastik olanlardan iki tanesini şöyle sizin için ayırdım: "Sevgili Dost, Tabii olan her şey etkili ve kalıcıdır. Suni heyecanlar, pastanın üzerine dökülen krema, makarnanın üzerine dökülen sos gibi geçici lezzetler tattırır bize. Aslolan bu sosun altında neyi yediğimizdir." (s. 60) Anlatılmaya çalışılan şey ne kadar güzel olsa da yapılan benzetme ve kullanılan kelimeler bence o kadar gereksiz ve anlamsız ki, bu alıntıyı Vedat Milor'e atıp onun ne düşündüğünü de bir sormak isterdim açıkçası. Zira Ali Ural'ın gastronomi hakkında bir uzmanlığı olmadığı için kalıcı lezzet bırakıp o suni heyecanların doğal olabilmesini sağlayan soslardan da haberi yok bence. "Sevgili Dost, Bugün yeni bir şey yap; bir iyilik kendine. Gazete bayisine uğrama, işe gitme, okula da. Bugün evin elektriklerini kes, ekrana düşmemek için." (s. 131) Değil mi abi ya? Niye işe gidiyorsun ki boşuna? Sen de otur evde dostuna bir mektup yaz, aç kalsan da çok önemli değil zaten. Ne bileyim mektup haşlama, mektup kızartma falan yaparsın. Okulun varsa okula da gitme, yazacak o kadar "Sevgili Dost" başlıklı mektubun var nasılsa. Neden işe gidiyorsun yazılacak mektuplar varken manyak mısın? diye sorarlar sana sonra. Ayrıca bu kısmın da Hikmet Anıl Öztekin'in özlü sözü olan "Dünyada sevgimi anlatacak kadar çay yoktu" minvalinde bir "Dünyada sevgimi anlatacak kadar mektup yoktu" yoluna çıktığını söylemem gerek. Kitabın içerisinde her 3-4 satırda bir bu tür bölümlerin yapaylığını görmekten, bu dönemde en çok kazandıran şey olan Mevlana, Yunus Emre ve tasavvuf alıntılarının üstüme bir bir atılıp muhafazakar edebiyatı icra edilmesinden, gerekli gereksiz her konuda duyar kasılıp Pollyannacılık yapılmasından, yoksulluğun ve fakirliğin iyi bir şeymiş gibi gösterilmesinden sonra kocaman bir "BRUHH" dedim. Yani tam olarak şöyle: youtube.com/watch?v=2ZIpFyt... Bir kitap düşünün, kitabın "Sevgili Dost" bölümlerini ve her sayfasında başka yazarlara ait olan alıntıları attığımızda geriye elimizde 5-10 sayfalık bir kısım kalıyor. Açıkçası böyle bir mektup bana yazılmış olsaydı benim içim şişerdi, karşımdakine "Yahu sen kendi düşüncelerinden çok başkalarının düşüncelerine yer vermişsin, hani senin düşüncelerin nerede?" gibisinden bir sitem edip o mektuptan uçak yapardım. Bak şimdi Ali Ural, ben de Müslümanım. Fakat kitabında manevi ya da maddi yoksulluğu yüceltmeyi, bir lokma bir hırka olup tamamen maneviyata yönelmeyi, dostluk, arkadaşlık minvalinde kelimelerle bize nasıl davranmamız gerektiğini öğütlüyorsun. Yoksulluk ya da bir lokma bir hırka gezip maddi, manevi aç kalmak hiçbir zaman için özenilecek bir durum değildir. Böyle edebi değeri yerlerde bir kitap yazmış adamın bir de yaratıcı yazarlık atölyesi var, kafayı yemek üzereyim abi. E o zaman öğütlediğin gibi sen de maddi ve manevi yokluğu önermişken insanlara da bedava yazarlık eğitimi vereydin ya? Güray Süngü'nün çok sevdiğim bir sözü vardır, onu da buraya bırakıp ana sayfanızdaki büyük resmi görme kursunuzdan çıkayım: “Yazarlık atölyesine gidilerek yazar olunmaz!” -Elf gözlerin neler görüyor Legolas? +Kendi sevdiği kitabın ve yazarın eleştirilmesine katlanamayan duygusal okurlar geliyor ustam.
Posta Kutusundaki MızıkaA. Ali Ural · Şule Yayınları · 202022,9bin okunma
··2 alıntı·
11,8bin Gösterim
57 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
“Kültürel iktidar” kavramı çok sık tartışılıyor son zamanlarda. Mevcut muktedirin 20 yıldır çok istemesine rağmen ele geçiremediği nadir alanlardan birisi... Son döneme kadar belediye bütçeleriyle sayısız yazar pompalanıp en azından görsel bir kalabalık yaratmak istediler. TRT’de ve diğer havuz kanallarında her dönem bu ekibin kalemşörlerine program yaptırdılar. Ancak onca emek ve harcanan paraya rağmen ortaya çıkan sonuç gerçekten korkunç. 8-10 kavram, 5-6 eski yazar güzellemesi ve birbirini tekrar eden onlarca sömürü üzerine dönüyor her şey... Arada güzel işler de çıktı ama çok sınırlı. Kısacası kültürel iktidarın İslamcıların eline geçmesi bu sığlıkta devam ettikleri sürece çok zor... Ali Ural ve benzerleri yine bu süreçten maddi anlamda oldukça kazançlı çıktılar. O yüzden çok şikayetçi olduklarını düşünmüyorum hallerinden:) Sitede yazarın oldukça hayranı var. Ben de bir etkinlikte okumuştum bu kitabı. Kişisel bir bağ kuramasam da kuranlara saygı duyuyorum tabii ki... Sen de kendi pencerenden hicvetmişsin Oğuz başkan:) Ali Ural’dan bağımsız olarak, o mahallenin genel görünümünü de kapsayıcı tespitlerin var ki, katılmamak mümkün değil... Ellerine sağlık... Selam ve sevgilerimle...
Oğuz Aktürk
Gönderi Sahibi
Bana diyecek bir şey bırakmadın abi, bu güzel yorumların üstüne sadece sana hak vermek düşer. Ben teşekkür ederim, görüşmek üzere inşallah...
Oğuz Aktürk
Gönderi Sahibi
Bu tür incelemelerle sınavlara hazırlanan arkadaşlara moral ve bu süreçte bunalanlara da kitap okumak için bir teşvik olduğumu bilmiyordum. Son yapılan yorumda bunu duymak çok hoşuma gitti, sırf böyle insanlar için ben başkası adına utanabilirim hiç sorun değil. 🤩
Bir arkadaşımın “çok güzel bir kitap mutlaka okumalısın” tavsiyesi üzerine kitabı almıştım ve 10-15 sayfa okuduktan sonra “bu muymuş gerçekten beğendiği kitap, acaba bende mi bir sorun var?” şeklinde kendimi sorgulamıştım. Bu incelemeyi görmek beni mutlu etti, öneren arkadaşımla da arkadaşlığım bitti zaten :)
Oğuz Aktürk
Gönderi Sahibi
Sorun bence kesinlikle bende ya da sizde değil, bazı kitaplara gereğinden fazla değer verilebiliyor. İsabet olmuş sizin için de :)
Oğuz Aktürk
Gönderi Sahibi
Bu incelemeyi "aşağılayıcı ve küçük düşürücü ifadeler kullanılması" diye şikayet eden arkadaşa selam olsun, okuru aşağılayan ve küçük düşüren, onun aklıyla dalga geçen bir kitabı anca yazarın anlayacağı bir dille yorumlayabiliriz bro
Böylesi derinlikte bir kitaba, böyle bir eleştiri ve videodaki gibi alaycı bir inceleme gelebileceği, hemde sizden, aklımdan geçmezdi, üzüldüm. Ama sanırım "herkes kalbinin ekmeği yer" diyen yazar bir kere daha haklı çıkıyor. Yinede kitabı bir kere daha okumaya niyetlendiğimde, incelemenizi göz önünde bulundurup gerçekten öyle olup olmadığına dikkat edeceğim inşaallah
Oğuz Aktürk
Gönderi Sahibi
e söyledim işte lol