İlk olarak söyleyeyim “Son Av” bir dörtlemenin ilk kitabı. Yani biz komiser Niemans’ın maceralarını okumaya üç kitapla daha devam edeceğiz. Kitap çok zengin bir ailenin erkek varislerinin geçmişten günümüze öldürülmesini konu alıyor. Sevgili Niemans ve yardımcısı Ivana, Soyağacı kökeni epey derinlere uzanan bu milyarder ailenin gizemini çözmeye çalışıyorlar. Vahşice işlenen cinayetler, av tekniğiyle öldürülen kurbanlar. Peki katil kim? Ailenin içinden birimi ve amacı ne?
Kitap hakkında epeyce yazıldı çizildi. Yorumlandı. Açıkçası merakım epeyce artmıştı. Son sayfayı kapattığımda beğenenlerede, eleştirenlerede hak verdim. Şöyle ki; kolay tahmin edilebilir bir şüpheli polisiye okurlarını tatmin etmez. Bir sonraki adımı tahmin ederseniz, kitaptan uzaklaşmanız kaçınılmaz. Ancak ben bunu bilmeme rağmen yine de merakla okudum kitabı. Grangé öyle bir öykü sunmuş ki okurlara, kurgu gerçekten çok iyiydi. İnanılmaz şeyler öğrendim. İlgilisine sözlük niteliğinde bir eser olduğunu söyleyebilirim. Pirsh avı, Sürek avı.. Kara avcılar millisi.. Nazi sempatizanı soykırımcılar.. Türlü işkenceler gören yahudiler ve kadınlar..Heinrick Himmler yaptırımları.. Röetken ırkları.. Walt Disney’in logosundaki Şato.. Daha sayamadığım birçok bilgiye vakıf oldum. Elbette yazarın bazı şişirmeleride mevcut ama yazarlık budur, sonsuz hayal gücünü gerçeklikle harmanlamak. Kızıl nehirler ile çok kıyaslandı. Bunu da anlayabiliyorum ve yine hak veriyorum, evet kızıl nehirler çok daha akılda kalıcı ve şahaneydi. Ama Son Av’da kesinlikle kötü değildi. Ve son olarak Niemans sen harika bir detaysın..