Yaşar Kemal Anadoludur benim nezdimde... Çünkü bizdendir, içimizden gelmiştir, bizimdir. Bu halkın derdini, sevincini en iyi bilendir o. Öyle betimlemeler yapmıştır ki, okumaya doyamazsınız. Onun kitaplarını okurken "Ben yeni bir roman dili yarattım" söyleminin ne kadar haklı olduğunu anlayacaksınız. Halkın acılarını en iyi o biliyordu, çünkü daha çocuk yaşta bu acıları o yaşamıştı. Öyle ki bu acılar onu kekeme yapmaya kadar götürmüştü. Fakat buna rağmen ne insandan ne de doğadan umudunu kesmemişti. Umutsuzluktan umut yaratandı. Bilir misiniz edebiyatımıza "umut" kelimesini o kazandırmıştır.
Madımak'taydı, bu ülkenin aydınları yakılırken en ön saftaydı. Hrant Dink katledilirken oradaydı. Çünkü aydınlarını yakan bir milletin yarınları karanlıktı.
Şöyle der İnce Memed romanında:
“Zulme sessiz kalan bir gün zulme uğrar, haksızlığa karşı durmak insanın onurudur.”
Zulme sessiz kalanın da zalimden bir farkı yoktu, bunu en iyi bilenlerden biriydi.
İşte bu yüzden, ve daha sayamayacağım onlarca sebep yüzünden Yaşar Kemal kutsalımdır. Hayallerim arasında onun külliyatını bitirmek de var. Nasıl olmasın ki taşı toprağı sevmeyi, ağaçla, kuşla, çiçekle konuşmayı öğretiyor bu adam. Bunları sevmeyen biri insanı sevebilir mi hiç ?
Yılanı Öldürseler, toplumsal bir yaranın romanı. Yıllardır süregelen bir yara. Kadınları çocuklara öldürten bir toplumun romanı.
"Bir karanlıktan geldik, bir karanlığa gidiyoruz." Buna itirazı vardı, güzel şeylerden, umutlu şeylerden, sevinçli şeylerden konuşmak istiyordu. Lakin binbir çiçekli bahçemizde öyle çok kötülük varki, güzel şeylere sıra gelmiyor... Yılanı ÖldürselerYaşar Kemal