·238 syf.····Okunma: 26 Nisan 2020 01:49 Yazar mekan iskeleti olarak 17.yy Konstantiniyye tarihsel dekorunu kullanmış ama bu roman alışıldık tarih romanlarından farklı ! Hem Descartes'in ''düşünüyorum o halde varım '' sorgusuna farklı bir yorum getiren felsefik, hem de içinde teşkilatların,körlerin,dilencilerin,ilim adamlarının ,tüccarların bir potada eritildiği fantastik bir labirentten masal.
Romanın inşasında çimento olarak uykuyu kullanmış yazar.Gerçek mi düş mü sorusunu her defasında bunların yerlerini değiştirerek sorgulamamızı istemiş.Çimentonun üstüne ölümsüzlük arayışını,altına kıyameti eklemlemiş.
Kitabı bitirirken tabii ki şunu soruyorsunuz kendinize : Ben şimdi düşünüyorum,birinin düşündüğünü de düşünebiliyorum,ya ben de birinin düşlediği biri isem !