Mealle Meseleleri Hall-ü Fasl Etmek Ya da Yoldan Sapmak
Puan vermedi·100 syf.··
2020 56. kitabı
·
5 saatte okudu
·
Okunma: 28 Nisan 2020 15:42
Modern zamanlarda doğmuş olduğumuz ve modern zamanların bize sunduklarıyla düşünce dünyamızı,zevklerimizi ve vesair hayatın çeşitli alanlarına dokunan hislerimizi inşa ettiğimiz bir hakikat olarak önümüzde duruyor. Her ne kadar kendi öz varlığından,bin yıllık İslâm ile içeriklenmiş kültürümüzden koparılmış ve türedi bir toplum olarak ikame edilmiş isek de Allah Teâla'nın bir lutfu olarak hamdolsun hâla Müslümanız. Mensup olduğumuz dinimizin kıyamete kadar değiştirilmeyeceğine inandığımızdan ötürü de doğal olarak Kur'an ile bir irtibat kurmak istiyoruz. Bu irtibatı kurarken de maalesef ve doğal olarak modern dünyanın bize sunduğu düşünce yapısıyla onunla muhatap olmaya çalışıyoruz.Hele ki bu muhatap oluş bir de tercüme edenin kendi kişisel zihni düşüncelerinin ürünü olan bir metin olarak yâni meal olarak tecessüm ediyor ve biz de bunu Kuranı Hakim yerine ikame ediyorsak yolumuz iyice yokuşlaşıyor. Mesela teknik bir kitap okumaya kendi başımıza giriştiğimiz takdirde (Tıp fakültelerinde okutulan ders kitaplarına bir imamhatip mezunu olarak başlamak ve bu çarpık bilgi alış üzerinden birilerini tedavi etmeye kalkışmak gibi mesela) bocalayacağımızı biliyoruz. Beşerin oluşturduğu bir metnin dahi açmazları, arka planı olacağından zorlanabiliyor ve suçu kendi nefsimizde bularak ehil olmadığımızı kabul ediyoruz. Ama Kuranı Hakim ile muhatap olurken "Bu apaçık bir kitaptır" ayetinin de külli olarak ne manaya geldiğini bilmeden kolayca anlamlandırabileceğimizi sanıyoruz. Bu anlamlandırma uğraşı nereye çıkıyor biliyor musunuz? Ateistliğe. Zaten tanrıtanımazların dilinde pelesenktir: Meal okudum ateist oldum. İyi halt yedin demek geliyor içimden benim bu anlayış sahiplerine. Sen meal okuyarak ve mealle işleri hallu fasl edeceğini zannederek Kur'anı Kerim'in 23 yılda inişini ve belli ayetlerin belli sebeplere dayanışını, onu daima açıklayan ve pratiğe döken bir neslin olduğunu (Bu nesil sahabe oluyor) ve en önemlisi de beyan edicisinin bizzatihi amelle mutabık olarak bu nesle talim edişini, hayatın her alanına billurlaştırarak yayışını göz ardı etmiş oluyorsun. Bu göz ardı edişin de umrunda olmuyor ki muhakkik bir ateist edasıya caka satıyorsun. 1) Kur'anı Hakim sana değil Efendimize vahyoldu. 2) Sahabe Efendilerimiz Arap olmalarına rağmen ayetlerin manalarını yine Efendimize soruyorlardı. 3) Mealini okuduğun Kuranı Hakim'de bizzat bu Kur'anın açıklanma görevinin Efendimize verildiğini bildiriyor Allahu Teala. (Nahl 44 ve diğer birçok ayet) Peki Kuranı Hakimi nasıl anlamalıyız? Bunun en kısa cevabı bir hoca,mürşit,muallim nezaretinde anlama çabasıdır. (Bu muallimlerin talimlerinin saf olması ve ana yoldan sapmamış olması gerektiğini ayrıca zikretmeye gerek yok sanırım) Çünkü Efendimiz Sahabe'nin mürşidi idi. Kuran Hakikatleri önce onda tecessüm ediyor ardından sahabe ondan alarak hayatlarına taşıyorlardı. Kişisel bazda okuma olarak ise iyi bir ilmihal bilgisine sahip olmalı, meal yerine tefsirlere yönelmeli (Mesela Safvetut Tefasir -Türkçesi de var-, Şifa Tefsiri, Elmalılı Merhumun tefsiri gibi). Kabul etmeliyiz ki modern zamanlar önümüze hem fazla imkan getirdi hem de bu imkanlarla bizim hakikate ulaşma mümküniyetimizi âkim bıraktı. Şaşırdık kaldık, bu kirlilikten kaçış meale sarılarak değil kendi öz kaynaklarımızla gücümüz yettiğince duru bir irtibat kurmakla mümkün. Talha Hakan Alp hocanın bu kitabı bir konferansının imla edilmiş hali. Şu anki düşüncelerinin bir kısmına da reddiyesi bir bakıma (en azından tarihselcilik mevzuundaki esnekliğine). Bu kısa ama doyurucu kitabı tüm kardeşlerime tavsiye ederim, hakikaten Kuranı nasıl anlamalıyız sorusuna tatmin edici bir cevap barındırıyor içerisinde. (Yazı dilim böyle değil normalde ama demek sohbet tarzı kitap okuyunca biraz kaydım o üsluba) Selametle.
Din
Kur'an-ı Kerim'i Nasıl Anlamalıyız?Talha Alp · Rıhle Kitap · 200952 okunma
··
314 Gösterim
2 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Yeni sürüm Talha'nın iç sesi: Klasik metinlerde sorularıma yanıt aradım bulamadım deyip bin yıl önceden bu yana bahsi geçen düşüncelere çok güzel cevaplar veren tefsirleri atlayayım. Müşriklerin mucize isteklerine Kuran tarafından yeterli cevap verilmedi diyeyim ama Kadı Abdulcebbar'ın çoğunluğunu Kuran üstünden temellendirdiği Tes̱bîtü delâʾili’n-nübüvve kitabındaki gibi ispatlara hiç değinmeyip onları reddetmeye çalışmayayım. Çünkü ben düşünerek değil duygusal bir sorgulama yaşadım. Zerre samimi bir herif değil ama kitabını okuyayım merak ettim :D
Fâtih
Gönderi Sahibi
Son söyledikleri dolayısıyla ben de kendisinden hiç hazzetmiyorum (hoş modernistlere yaklaşmaya başladığından beri hazzetmezdim ya) ama bu eseri akidesinin doğru olduğu zamanlarının eseri, Allah hidayet versin ne diyelim.
Allah razı olsun sizden
Fâtih
Gönderi Sahibi
Cümlemizden efendim.