Ethica - Spinoza
8/10
·342 syf.··
Beğendi
·
2020 19. kitabı
Kitabı geçen yıl okumuştum, ama tam olarak sindirebilmek için ikinci defa okumam gerekti. Zira ortalama bir felsefe kitabından daha sofistike bir yapısı var. Kitap boyunca önermeler ve kanıtlardan oluşan geometrik yöntem kullanılmış olması eseri eşsiz bir hale getiriyor. Ayrıca felsefenin birçok alanına girilmiş olduğu için aşağıda her bölümün hitap ettiği alanı özellikle belirtmek istedim. Kitap 5 bölüme ayrılmış: 1- Ontoloji: Birinci bölümde Spinoza diğer bölümlerdeki iddialarını da üzerine inşa edeceği varlık anlayışı olan Panteizmini oluşturuyor. Öyle temel öncüller kullanarak düşünmeye başlıyor ki Tanrının varlığının tanımı gereği zorunlu olduğunu gösteriyor. 2- Zihin Felsefesi: İkinci ve üçüncü bölümde insana yöneliyor. Ruhun ve aklın Tanrıyla veya varlıkla olan ilişkisini açıklıyor. 3- Psikoloji: Üçüncü bölümde aynen Descartes’ın “Ruhun İhtirasları” kitabında yapmaya çalıştığı gibi duyguların kaynağını ve yapısını açıklıyor. 4- Psikoloji: Dördüncü bölümde duyguların insan üzerindeki olumsuz etkilerinden ve bunun sebeplerinden bahsediyor ve insanın duyguların etkisini tamamen aşamayacağını kabul ediyor. 5- Etik: Beşinci bölümde insanın nasıl daha zihinsel hale gelebileceğini anlatıyor. Bilgelik için ruhun kontrolü ele alması gerektiğini söylüyor. Entelektüel bir ahlak anlayışı sunuyor. Eleştirilerim: Öncelikle, geometrik yöntemin felsefi bir fikri bilimsel hale getirebileceğini düşünmüyorum. Çünkü zaten bilimsel yöntemlerin de özünde felsefe vardır. Yani bilimsel yöntemler zaten felsefeden çıkmıştır. Felsefeden çıkmış bir şeyi kullanarak felsefeyi o şey haline dönüştürmeye çalışmak saçmadır. Bu yüzden felsefede geometrik yöntemi kullanmayı gereksiz buluyorum, çünkü felsefenin bilimselleşmeye ihtiyacı yoktur. (Düzeltme: Bu eleştirimi daha fazla açmam gerektiğini farkettim. Çünkü yorumlarda da görüldüğü gibi bir arkadaş benim yazdıklarımdan “felsefeyi kuramsallaştırma çabalarına saçma diyormuşum” gibi alakasız bir sonuç çıkarmış. Burada söylemeye çalıştığım şey şuydu, o dönemki rasyonalist filozoflar felsefeyi kesin bilgiler üretebileceğimiz bir alan haline getirmek için geometrik yöntemi, yani belli kabullerden yola çıkarak kesin sonuçlara ulaşmaya çalışılan akıl yürütme şeklini kullanmayı istiyorlardı. Onlara göre bunu yapınca felsefe bilimsel bir alan olacaktı. Öncelikle buradaki ilk sorun “bilim” kavramını doğa bilimleri anlamında mı yoksa herhangi bir bilgi üretme alanı anlamında mı kullandıkları belirsizlik oluşturuyor. Felsefe bilgi üretilen bir alan olması anlamında belki de bir bilimdir denilebilir olsa da, felsefenin bir bilim olmadığını söylemek çok daha açıklayıcıdır. Çünkü bilimleri de üreten, salt düşünceyle alakalı bir alana bilim demek kafa karışıklığı oluşturmaktan başka bir işe yaramaz. Bu yüzden felsefede geometrik yöntemi kullanarak onu bilim yapmaya çalışmak bu açıdan yersiz bir çaba. İkinci sorun geometrik yöntemin kabullerinin varsayımlara dayandığı, felsefenin kabullerinin ise mutlaklara dayandığı için ikisinin arasında bu bakımdan yapısal bir farklılık olmasıdır. Geometrinin bu dayandığı kabullerin dışındaki akıl yürütme kısmı ise felsefenin yapısında zaten var olan bir özelliktir (diyalektik). Sonuç olarak geometrik yöntemi kullanmak felsefeyi bir bilim yapamaz, ama eğer akılcı bir yöntemi felsefeye kazandırmak açısından “bilimselleştirmeyi” kastediyorlarsa yine ciddi bir işe yaramaz, çünkü akıl yürütme zaten felsefenin yapısına ait bir şeydir, bu bakımdan geometrinin ona kazandırabileceği bir şey yoktur. Tabii ki her şeye rağmen geometrik yöntemi kullanmak felsefi bir kitabı daha düzenli bir hale getirebilir, daha estetik bir hale de getirebilir ki zaten incelememin girişinde bu kitabın bu açıdan eşsiz olduğunu belirtmiştim.) İkinci olarak, zor bir konuyu anlatmaya çalışmanın karmaşık olarak algılanmayı zorunlu kıldığının farkındayım. Ama yine de kitabın çoğu kısmının gereksiz derecede karmaşık olduğunu (ve bunun çeviriden kaynaklanmadığını) düşünüyorum. Bazen anlatımdaki belirsizliğiyle fikirlerinin kusurlarını gizlemeye çalıştığını hissettim. Dolayısıyla Ockham'ın Usturası eleştirisi yapıyorum. Son olarak bazı ufak tutarsızlıklar farkettim. Örneğin insanların hayvanları çıkarları için istedikleri gibi kullanmaya hakları olduğunu söylüyor (syf 226), fakat aynı konuda (syf 228) kimsenin hiçbir şeyin efendisi olmadığını söylüyor. Bu iki fikri örtüştürmeye çalışsa da yetersiz kalıyor. Sonuç olarak bu kitabı okurken, vücudunuza ağır bir egzersiz programı uyguladığınızda olduğu gibi zihninizdeki yoğunluğu ve değişimi hissediyorsunuz.
Felsefe
EtikaBaruch Spinoza · Dost Kitabevi Yayınları · 20192,187 okunma
·
156 Gösterim
1 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
(Eleştirin-1. paragraf) Saçma diyerek 17. yy'lı felsefe tarihinden silmiş oluyorsun. O dönemin düşünürleri rasyonalist olduğu için matematik ve geometrinin en güvenilir bilgi olduğu kanısındaydılar. Bi' felsefi doktrinin güvenilebilirliği matematiksel ve geometrik olarak tefsir edilebilirliğine veya doğrulanabilirliği ile gerekçelendiriliyor idi. Felsefeyi kuramsallaştırma hatta kamulaştırma/kurumsallaştırma girişleri Aristo'dan beri vardır. Aristo gibi düşünenler şunu der " Görünen manzara şu : Bir yandan durmayan ilerleyen, yeni doğruluklar bulan bir bilim, diğer yandan ne konusu ne yöntemi belli, her kafadan başka ses çıkan felsefe! Felsefe, bilim gibi birlik ve verimlilik içermelidir." Bu yüzden felsefi fikirlerimiz mantık ve bilimsel verilerce değerlendirilmeli ve felsefe yaparken sağlam bir meta-felsefe tartışması ile yapılmalıdır. Sıradan birinin akademik felsefeyi okuması, haşır neşir olması zorunlu değildir. Ama ilgileniyorsa şuna kulak versin: There is a widespread and unfortunate tradition in philosophy that the man in the street has all the empirical knowledge required for philosophizing -Daniel Dennett Hilmi Ziya, bildiğim kadarıyla kitabı Fransızcadan çevirdi ve Latince bilmiyor.