10/10
·724 syf.··
Beğendi
·
2020 7. kitabı
#TUTUNAMAYANLAR# Bazen tutunamadığım, bazen de tutunduğum, genel itibari ile tutunmaya çalıştığım, belli bir yerden sonra tutunmanın daha kolay olduğu güzel bir Oğuz Atay eserini bir haftalik bir süreç içerisinde bitirebilmenin mutluluğunu yaşıyorum. Tüm samimiyetimle İyikide kitabı yarım bırakmadan bitirmişim diyorum. Tutunamayanlar, 1970 TRT Roman ödülüne layık görülmüş bir baş yapıt. Tutunamayanlar, istatistiki verilere göre en çok yarım bırakılan ve aynı zamanda en çok merak edilen kitaplar arasında ilk sırada yer aldığı söylenmektedir. Gerçekten hem konu itibariyle hem yazarın anlatım tekniği itibariyle okunması ve anlaşılması zor ve karışık bir kitap. Orhan Pamuk'un Kara Kitabından da daha zor bir kitap diyebilirim. Özellikle kitabın ilk bölümü oldukça karışık. İlk bölüme nazaran diğer bölümler daha anlaşılır ve daha akıcı ilerlemektedir. Sanırım bu kitabın bu kadar yarım bırakılmasının nedenini, kitabın ilk bölümün yeterince karışık olmasi ve dolayısıyla anlaşılmaması nedeniyle olduğunu söyleyebilirim. Tutunamayanlar, hem sayfa sayısı hemde içeriği ile okuyucuları korkutmaktadır. Bu nedenle sakin bir kafayla ve geniş bir zaman aralığında insanın kendini hazır hissettiği bir zamanda okunduğunda, daha anlaşilir ve faydalı olacaktır. Oğuz Atay'in, Tutunamayanları yazmasında asıl etkenin Yusuf Atılganın " Aylak Adam " isimli kitabindaki bir paragraftan esinlenmesi sonucu olduğu söylenmektedir. Oğuz Atay, Aylak Adam kitabındaki bir paragraftan etkilenerek Tutunamayanlar kitabını yazar ve kitabı Yusuf Atılgan'a gönderir. Ancak yazardan herhangi bir yorum gelmeyince yakın çevresine üzüntüyle kitabımla ilgilenmedi demiştir. Yusuf Atılgan bunu Oğuz Atay'ın vefatının ardından öğrenmiştir. Kendisi de, kitabı çok beğendiğini ve böylesi bir eser yazabilen birinin onun yorumuna ihtiyacı olmadığını düşündüğünü dile getirmiştir. Tutunamayanlara ilham olmuş merak konusu bu paragrafta şunlar yazmaktadır; “-tutamak sorunu. Insanin bir tutamaği olmali. -anlamadim. -tutamak sorunu dedim.Dünyada hepimiz sallantılı, korkuluksuz bir köprüde yürür gibiyiz. tutunacak bir şey olmadı mı insan yuvarlanır. tramvaydaki tutamaklar gibi. uzanır tutunurlar. kimi zenginliğine tutunur, kimi müdürlüğüne, kimi işine, sanatına. çocuklarına tutunanlar vardır. herkes kendi tutmağının en iyi, en yüksek olduğuna inanır. gülünçlüğünü fark etmez. kağızman köylerinden birinde bir çift öküzüne tutunan bir adam tanıdım. öküzleri besiliydi, pırıl pırıldı. herkesin, “- veli ağa’nın öküzleri gibi öküz, yoktur”, demesini isterdi. daha gülünçleri de vardır. ben, toplumdaki değerlerin ikiyüzlülüğünü, sahteliğini, gülünçlüğünü göreli beri, gülünç olmayan tek tutamağı arıyorum: gerçek sevgiyi! bir kadın. birbirimize yeteceğimiz, benimle birlik düşünen, duyan, seven bir kadın!” işte bu paragraftan etkilenerek tutunamayanlar kitabının Oğuz Atay tarafindan yazıldığı ifade edilmektedir. Kitapta esasen, intihar eden Selim Işık 'ın geçmiş hayatını ve yaşadıklarını araştıran Turgut Özben'in, arkadaşı olan Selimin yaşanılan bu modern hayat biçimine neden tutunamadiğini, neler yaşadığını, neler hissettiğini, intihara neden sürüklendiğini, hem Selimin arkadaşlarından hemde Selimin bıraktığı günlükten anlamaya çalışmaktadır. Turgut Özben aslında burada kendisininde bir nevi Selime ihanet ettiğini, Selimin yaşarken kıymetini bilemediğinin farkına varmaktadır. Turgut Özben yakın arkadaşı olan Selimin intiharı üzerine kendince bir araştırma içerisine girer. Turgut bulunduğu çevreden uzaklaşarak kendi özbenliğinde yarattığı hayalı kahraman olan " Olric" ile birlikte Selimin ölmeden onceki tum günlüklerini ayrintilariyla okur ve anlamaya çalişir. Selim aslında bu günlüklerde nasıl bir ruh halinde olduğunu, insanlarin kendini anlamadığını ve yaşadıklarının anlaşilmazliğindan dolayı bunalıma girerek sürekli intihar etmeyi düşünmektedir. Kitaptaki tüm karakterler Selimi tanımaktadir. Selim yaşarken, Selimle öyle yada böyle herbirinin bir anısı meydana gelmiştir. Bu şahısların her biri Selimin ayrı bir yönünü anlatmaktadırlar. Kitapta genç bir mühendis olan Selimin günden güne nasıl eriyip tükendiği, nasıl bir psikolojik buhran içinde olduğu ve bu gidişatın onu nasıl intihara sürüklediği detaylı bir şekilde anlatılmaktadır. Selimin ölmesi en çok arkadaşı olan Turgut Özben'i etkilemiştir. Turgut, Selim'in ölmesinden sonra değişik duygular içerisine girmiş ve kendisine öz benliği ile konuştuğu bir arkadaş ( olric ) edinmiş ve tüm yaşadıklarını Olric ile paylaşmaya başlamıştır. Yazar burada bir iç ses olan Olrici yaratmış ve kitaba farklı bir anlam katmıştır. Aslında hepimizin bir iç sesi zaman zaman olmaktadır. Aslında kitapta sadece Selim'in hikayesi değil Turgut'un da hikayesi anlatılmaktadır. İç içe geçmiş birbirini tamamlayan iki hikaye vardır. Selimin hikayesi geçmişe dönük anlatımlarla tamamlanmakta, Turgutunki ise başladığı yerden devam etmektedir. Bu romanda sadece belirli bir olay anlatılmıyor, iç içe geçmiş olaylar, izlenimler, taşlamalar, ruhsal betimlemeler ve ayrıntılar değişik anlatim tarziyla kurgulanarak tasvir edilmiştir. Bu kitap ile ilgili ne yazarsak yazalım yinede bir çok şeyin eksik kalacağından şüphe yoktur. Bu kitabı her okuyuşumuzda farklı yorumlar yapılacağı muhakkaktır. Oğuz Atay bu kitapta tüm birikimini ortaya koymuş. Fizikten, kimyaya, matemetiğe, rus edebiyatından, dünya edebiyatına, klasik musikiye, kamuya ve hayata dair bir çok geniş yelpazede farkli konuya değinmiştir. Bu eserin bir çok dünya klasiklerinden aşağı kalir yani yoktur.Kitapta müthiş psikolojik ve felsefik analizlere yer verilmiştir, birazda bu nedenle anlaşılması zor bir kitap diyebiliriz. Ayrıca noktalama işaretlerinin bazı yerlerde hiç olmadığı hususuda kitapta bunalımın ne denli güzel anlatıldığının bir göstergesidir. Kesinlikle tavsiye ettiğim bir kitap. İlk başlarda sıkılsanızda bırakmayın. Bir şekilde okumaya devam edin. İlerledikce keşke okumuşum diyeceğinizden şüphem yok. Türk modern edebiyatını aslında tutunamayanlardan öncesi ve tutunamayanlardan sonrası diye ayırmak gerek. Kitabi bitirdikten sonra karakterleri öyle benimsiyorsunuz ki etrafınızda bu karakterleri aramaya başlıyorsunuz. Tutunamayanlar hem biçim hem içerik acısından bir isyan, bir başkaldırıdır. Adeta klasik romana bir gönderme biçiminde yazılmış bir baş yapıt. Oğuz Atay, bir röportajında kendisine tutunamayanlar ile neyi vermek istediniz ne yapmak istediniz ? sorusuna şöyle cevap vermekte ; "Tutunamayanlar ile çok basit bir iş yapmak istedim; insanı anlatmayı düşündüm. Kapalı dünyalar içinde yaşayan yazarların bile bu cümleye hemen isyan edeceğini, “Peki herkes ne yapıyor?” diye öfkeleneceğini bildiğim halde bu basit gerçeği söylemekten kendimi alamıyorum. Ben, kahramanlarımın iplerini istediği gibi oynatarak insanlardan kuklalar yaratan büyük romancıların yeteneklerinden yoksunum. Roman kahramanlarına uygulayacak büyük nazariyelerim, onları peşinden koşturacağım büyük ülkülerim yok. Ya da insanlara, özellikle tutunamayanlara saygım büyük olduğu için, acıyorum onlara; böyle büyük büyük meselelerin makale, inceleme, deneme gibi yazı türlerinin konusu olduğunu sanıyorum. Yine Oğuz Atay'a Selim Işık kim diye sorulduğunda; "Selim ışık bir çok tutunamayalım bileşkesi, herkesin tutunan olmak istediği bir ülkede tutunamayani seçen bir kimse olarak saymaktadır." Oğuz Atay, Turgut Özbeni ise ; Turgut, bütün çabasına rağmen tutunamıyor. Bu açıdan Selim kadar akıllı değil. Belki de Turgut, bir kişinin, bir tutunamayanlar prensinin ortaya çıkarak, hepsi adına sonuna kadar dayanmasını istediği için kata, arabaya ve küçük burjuva nimetlerine boş verip tutunamamayı seçiyor. Selim’le birlikte Selim öldükten sonra yola çıkıyor. Son olarak bir trende görmüşler onu. Belki yolculuğu bitmemiştir daha" diyerek anlatmıştır. Kitaptan anlaşılacağı üzere yazarın özellikle " Kafka, Dostoyevski, Oblomov, Stendhal, Laclos, George Eliot, Henry James, Melville, Nabokov " gibi ustalardan da etkilendiği açıkça görülmektedir. Yoksa sizdemi tutunamayanlardansiniz ? Herkese tutunacak bir dünya dileğiyle, keyifli okumalar dilerim.
TutunamayanlarOğuz Atay · İletişim Yayınları · 202475bin okunma
·
97 Gösterim
2 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Aslında başlarda da güzel ama akıcı değil hele de Selim’in şiiri çok uzun kitaptan koparıyor konuyu dağıtıyor belki bölünüp ara ara verilse çoğu okur da bırakmaz diye düşünüyorum ben bırakmam bazen iki yada üç kitabı beraber okuyorum dışarı çıktığımda ince bir kitap evde taşıyamayacağımı düşündüğüm bir kitap işte kahve molalarımda orta kalınlıkta bir kitap böylesi sıkmıyor konular arasında geçiş yapmak hafıza içinde bir çalışma oluyor bende hiç bir kitabı yarım bırakmıyorum
Şu anda okuyorum gerçekten ilk bölüm sınav gibi geçtin geçtin geçmedin devamını asla öğrenemeyecek tutunamayanlardan biri olacaksın açık açık bu mesajı veriyor elimde en uzun kalan kitap gerçi bu ara yoğun çalışıyorum kitabı elime bile alamıyorum ama devam edeceğim merakım daha çok arttı inceleme için teşekkürler...
Atıf YILMAZ
Gönderi Sahibi
Keyifle okuyun. Ilerledikce hem daha keyif alacak hemde daha çok anlamaya başlayacaksınız diye düşünüyorum.