9/10
·389 syf.··
Beğendi
·
2020 26. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 14 Mayıs 2020 22:51
Eskiler ne güzel söylemiş; “ya bu deveyi güdeceğiz, ya bu diyardan gideceğiz.” Biz ne deveyi güdebildik, ne bu diyardan gidebildik, kafamız yıldızlarda içine saplandığımız çamurun içinde battıkça battık... Dünya üzerinde en çok yıkıma sebep olan olaylardan biri şüphesiz 1. Dünya savaşı, gerek Hollywood yapımları olsun, gerek görsel basın, yayın olsun en çok aşina olduğumuz konulardan biri de aynı zamanda. Peki, sanki hep bir film karesiymiş gibi gelen bu savaşı olanca dehşetiyle yaşamış ve kaleme almış birinden dinlemeye ne dersiniz. Şolohov şüphesiz Rus edebiyatının en güçlü isimlerinden biri, hakkında pek bi bilgim olmasa da Durgun Don serisinin ilk kitabını okuduktan sonra bunu daha iyi idrak ettim. İnsana içinde bulunduğu anı unutturan bir dili var kitabın, günlerdir çarlık Rusya’sında yaşıyormuş gibi hissediyorum. Oya gibi ince ince işlenmiş, çoğu kez gerçekle, hayalin birbirine karıştığı, içinde aslında bir çok tarihi olayı da barındıran muazzam bir dönem kitabı. Kitabın 1.Cildi serinin bir girizgahı niteliğindeydi. Kazak’ların yaşayış biçimi, farklı etnik kökenli halkların bir arada oluşturduğu olumlu ve olumsuz ilişkiler, halkın gözünde Çar’ın nasıl ilahlaştırıldığı, yüzyıllardan beri süregelen Kazak-Rus yaşayış biçiminin yavaş yavaş son demlerini yaşayıp, sarsıntının 1. Dünya savaşıyla daha fazla hissedilip, Ekim Devrimine giden yolun kendini hissettirişi, Rusya’da sosyalist fikirlerin yavaş yavaş halk tabanına nasıl yayıldığı işleniyor. Savaşı anlattığı bölümlerde ismi geçen bir çok askeri karakter gerçek kişilerden oluşuyor, okurken karakterleri merak edenler olursa Google’layabilirler. Henüz ilk cildi okudum ama epey süredir böylesine güzel bir klasik eser okumamıştım, belki diğer ciltler için de bişeyler karalarım. Savaşın çarpıcılığı yazarın anlatımının güçlülüğüyle birlikte gerçekten okunmaya değer bir eser ortaya çıkarmış. Diğer ciltler için sabırsızım :) incelememi okuduğunuz için teşekkür ederim.
Ve Durgun Akardı Don - 1. CiltMihail Şolohov · Evrensel Basım Yayın · 20151,639 okunma
··
302 Gösterim
1 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
İncelemeni okuduk lütfen teşekkür et :) Çünkü okuyanlar okumayanlardan az... Şolohov hep duydum gördüm. Sanırım seri bir klasiğe sahip bir yazar, Osman abiden anladığım kadarıyla. Ne vakit Mihail ismini ve Don kelimesi gözüme çarpsa tuhaftır ki köyümdeki kış zamanlarında saçaklardan yere doğru akan sarkıklar ile daha çok hayvanların toynak izlerinin içerisine doluşmuş donmuş su birikintileri gelir. İnsan soğuktan yanar mı derseniz ise buna yanar diye cevap bile verebilirim; o soğukta eve döndüğümüzde bizleri sobaya yaklaştırmazlardı, soğukta ısınırdı önce el ve ayaklarımız. Hiçbir savaşın kazananı olmaz. Krallarda zaten dolaylı yoldan resmi hırsızlardır. Komşun evini soysa diğer komşun onun yüzüne tükürür ama komşu devletlerde iş böyle değildir. Müttefik olunur, pohlandırılır, ödül verilir. Halbuki en büyük kıyımları onlar yapmıştır. İşte bu yüzden büyük hırsızlara kolay kolay kimseler ne el ne de dil uzatabilir. Vakti zamanında İskender yıktığı bir şehrin kralına dilerse şehrini onarılabileceğini salık verir; kral ise gerek yok der başka bir İskender gelir yine yıkar cevabını verir. Demek ki düzen bu. Hepimiz istilacıyız ve kendimizden önce gelenleri savaşla, hileyle ya da hurdayla kovduk kendi topraklarından. Öyle de sahiplendik ki sanırsın vaadedilmiş topraklar. Yapabilseler güneşi, havayı dahi parayla satacaklar. Gerçi ödenen vergilerde dolaylı yoldan hava parası değil mi :)) Sanırım pek gevezelik ettim. Bende ileride bu seriyi okumak istiyorum. Umarım sen kadar etkilenirim. Teşekkürler.
Ayşe*
Gönderi Sahibi
Est, daha çok yolun başındayız, daha okuyup öğreneceğimiz çok şey var :) anna karanina’nın uzun versiyonunu henüz okumadım mesela 😬