Hayır, canına kıymadığından kesinlikle eminim. Henüz hayatta; bir yerde yorgun bacaklarıyla yabancı evlerin merdivenlerini inip çıkıyor, bir yerde tertemiz parkelere ve süs çamları arokaryalara bakıyor; gündüzleri kitaplıklarda, geceleri meyhanelerde oturuyor, kiralık odasının divanına uzanmış, pencerelerin dışındaki dünyanın gürültüsünü ve yaşamın sesini dinliyor, kendisini bu dünyadan, bu yaşamdan dışlanmış görmesine karşın tutup canına kıymıyor, çünkü bir inanç kalıntısı, gönlündeki bu azgın acıları son damlasına kadar yudumlayarak ölüp gitmesi gerektiğini söylüyor kendisine.