Yıllar sonra tekrar okumak adına kütüphanemden çıkarttım. İnanın; üç saat oldu hala doyamıyorum. Herkes okumuştur onu belki ama aradan 420 sene geçmiş hâlâ nedir onları bu kadar özel kılan? Son senelerde edebiyata eğilip sürekli okumaya ve yazmaya başlayınca bu şiirlerin tadı daha bir başka oldu benim için. Şiir yazmak en zorudur, koskoca duygu ve düşünceleri, dünyayı kısacık mısralara sığdırabilmek ve bir sis perdesinin ardından bakabilmek.
İkili-üçlü dörtlük ile 14'erli dizelerden oluşan, 'sone' adı verilen nazım şekliyle yazılmış bu şiirler de yüzyıllar sonra hala bu sanatın zirvesi sayılıyor. Çünkü zamanın çok ötesinde kurduğu tümceler, muhteşem betimlemeler ile aşk, hırs, ihtiras, tutku, kıskançlık, şüphe vs gibi duygularla yazılmış lirik ve derin anlatım hâlâ geçilemiyor.
Sheakspeare 'e İngilizlerin dahisi boşuna denmiyor. Ondaki derinliği sadece şiirlerinde değil #hamlet #othello #krallear #macbeth gibi oyunlarında da görebilir ve yüzyıllar sonra bile aynı yoğunluğu yaşayabilirsiniz.
Sonelerin ilk 126 tanesi uzmanlara göre sarışın genç bir erkeğe ve 127'den 152 ye kadar olanları esmer bir kadına yazılmış. Yorum sizin?
Bu kitabı zamanı aşmak ve şiir sanatını sevebilmek adına hararetle öneriyorum. "35 yaş yolun yarısı"nda olduğu gibi günümüzdeki pek çok dizenin gerçek sahibini keşfedebilmeniz için...