·254 syf.····Okunma: 03 Haziran 2020 16:40 Kitabı çok bilgilendirici buldum. Yazar sohbet havasında yazdığı için kitabı okurken hiç sıkılmadım. Yazarın detaylı araştırmasına ve kitapta bolca görsele yer vermesini çok beğendim. Önemi bulduğum ve ilgimi çeken birkaç alıntıyı paylaşmak istedim. Hani "kelimeler kifayetsiz kalır" denir ya, işte! Ahmed Arif'in hayatı da böyleymiş. O yüzden ben susayım, alıntılar konuşsun istiyorum. :)
“ Asıl adım Ahmed Önal. Ahmed Arif olarak bilinirim. Yaşamım boyunca hakkı aradım; ezilen ve güçsüzün yanında durdum. Memleketlilerim sömürülmesin, memleketlilerim kullanılmasın, memleketlerim ölmesin diye konuştum. Eşitlik için yazdım, eşitlik için söyledim, eşitlik için dayak yedim, eşitlik için sövdüm. O günleri görmeyeceğimi bilsem de, birilerine o günleri göstermek için öldüm. ” (syf. 169)
“ ‘ …Sanatçılar özel bir tasnifle ikiye ayrılır: 1. Yazdıkları dergi vs’den şereflenenler. 2.yazdıkları dergilere şeref verenler… ’ (syf. 135)
“ ‘Ay Karanlık’ adlı bu şiirindeki “Maviye/Maviye çalar gözlerin” ifadesi için bu şiir tam on yıl beklemiştir. “ (syf.60)
“ Ahmed Arif, defalarca sorgulanacağı, dövüleceği,gözaltında kan işeyene kadar işkence edilip de öldü zannıyla bir arsaya atılacağı Otuz Üç Kurşun şiirini bu ortamda ve bu hislerle yazar.
Ahmed Arif şiirlerinin, en gerçek ve su götürmez yanı hayatta direkt karşılığının olması ve yazanın da,okuyanın da, övenin de, bedel ödemiş olmasıdır.
‘Bedeli ödenen şiirlerin şairi’ ” (syf.65)
“ ‘ Kaç çocuk yaklaştı bu şekil sana? ’
‘ Ayak izinden yüzeyi aşınmış taburene kaç cellat kaç tekme attı? ’
‘ Astınız da kurtuldu mu sisteminiz? ’
‘ Bitti mi kanlı kapışmalarınız? ’
‘ Tükettiniz mi kirli komploları? ’
‘ Vatan sağ oldu mu? ’
‘ Davanız mübarek oldu mu? ’
Türkiye’de idam cezası 2001’de kısmen ve 2004’te tamamen kaldırılmıştır. ” (syf. 121)
“ Hapislik elbette çok şey kaybettirir insana ama çok şey de katar, iradesi güçlü, yaşama umudu hep dipdiri olana. Ahmed Arif de, sırf, avukatlara muhtaç olmamak ve onların insafına kalıp da, belirsizlikler içinde beklememek adına Türk Ceza Hukuku’nu da hatırı sayılır düzeyde öğrenmiştir. Ama işin bir de şu yanı vardı; ceza hukukunu öğrenince hakkındaki hangi suçlamaya ne şekilde ve neden itiraz etmesi gerektiğini de kavramıştı. Kendisine isnat edilen suçlara karşı yasal süreler içinde ve gerektiği biçimde itiraz etmezse bu suçlamaları kabul etmiş de olacaktır, işte bu itirazlar ve bu itirazların değerlendirilmesi süreci özellikle sürgün süresinin uzaması gibi doğal bir sonuç ortaya çıkarmıştı. ” (syf. 124)
“ Asmak neyi kurtarır
öldürmek neyi
yaşatmaktır önemlisi
güzel yaşatmak
abeceden geçirmek kıracın çekirgesini
ekmeksiz yuvasız hekimsiz bırakmamak ” (syf. 247)
“ Bazı akşamlar Orhan Veli’yle fayton gezintileri yaptığı Orhan Veli’ye kendisinin ve Orhan Veli’ye ait şiirleri okuduğunu yine Ahmed Arif’in anlatılarından biliyoruz. Cahit Sıtkı Tarancı’ya da şiirlerini okurdu ve Tarancı bu şiirleri severek,defalarca dinlerdi. ” (syf.63)
“ Cahit Kulebi’nin Pembe Mantolu Kız şiirini okurken ‘sarhoş olurum’ diyordu ve ‘ Ben Nazım’ın sarhoşuyum. Ezbere canımı veririm’ diyordu. Cemal Süreyya, onun için yarı parçasıydı.
Mercimek çorbasını seviyordu en çok da. Ve karanfıi kokuyordu bir ara günde dört pakete çıkardığı Bafra cigarası. …
Emile Zola, Dostoyevski ve Tolstoy için ‘doyamadığım yazarlar’ diyordu. Gün gelip de, Tolstoy’un torununa soyadının geçeceğini bilseydi aklı çıkardı. Beethoven 9.senfoni de en sevdiklerinden, özel ilgi gösterdiklerindendir. ” (syf.236)
“ Filinta,Hacettepe Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi’nden mezun olup heykeltıraşlık yapmaktadır.
Filinta, eğitimini sürdürmek, geliştirmek için sık sık yurtdışına çıkıyordur ve o yurt dışı günlerinde eşi Natalie ile tanışır. Ünlü Ruz yazar Tolstoy, Natalia’nın en büyük dedesidir. Bu evlilik bizim medyamızda da bir ara ses getirmiştir.” (syf. 145)
“ ‘ …Zaten yaptığım ne ki? Kimsenin karnında açlığı,ayağında yalınlığı ve sırtında çıplaklığı kalmasın diye ömrümüzden bir parça verdik. Hepsi bu… ’ ” (syf. 254)