Gönderi

Ben Atatürkçü değilim, hiçbir zaman da olmadım, Mustafa Kemal’in ülkeyi yönetme biçimine ciddi itirazlarım olduğu gibi, bu ülkenin geleceğini belirlemek için aramızdan altmış yıl önce ayrılan birinin fikirlerini hiç tartışmasız kabullenmek de bana ciddi bir zihinsel tembellik olarak gözükür.
Sayfa 41·Kitabı okudu
·
17 Gösterim
8 Yorum
Böyle barış elçiliği yapan sözde antifasist capitalizme yuzde yüz karşı adam bu yazdığı kitap sayesinde kazandığını liberal ekonimden kazandığını bile bile yutturur. Biz bi Türküz demeye cekinir olduk fasist diye diye. Kendilerinin yaptığı kendi ırkının fasistligi değil mi? Ha bu kadar barış elçisi çiçeğe böceğe güneşe sevdalı bi adamsa doğuya da bi gitsin bakalım çiçek atıyorlar orda da zaten ;)))
Önceki 4 yanıtı göster
Ya acıların evrensel olduğunu bu barış elçileri Türk e değil Türk onlara öğretir merak etmeyin. Canakkale de dusman tarafta yarali askere kursun sıkmayıp karşı cepheye tasiyan sonra arkasindan vurulan Türk öğretir. Bizans fethinde hicbir kadına dokunulmuycak diyen Türk öğretir. Emin olun benim kadar acıya zulume aglayan yoktur. Ama ben şunu merak ediyorum ya.. biz onların raboskisine dersimine aglarken onlar da mehmetcik icin aynı gözyaşını döküyor mu Bi zamanlar bu ülkeye serefsizler ulkesi diyen bi sanatçı siz benim neler çektiğimi nerden bileceksiniz derken onun bize neler çektiğini kimse niye konuşmuyor. Popüler kültür işte... Bazen diyorum Atsizin geri gelen mektubunu nazim ya da cemal sureyya yazsaydi daha cok dillerdeydi...
Herkesin herkesten öğreneceği şeyler vardır. Bir milletin kurtuluş mücadelesinin içerisin de, o milletin kasabı, terzisi de vardır, sanatçısı, edebiyatçısı, işçisi, memuru, şehirlisi, köylüsü, fahişesi, namuslusu, çerkezi, kürdü, türkü de vardır. Ayrıştırmak ve bir kesime mal etmek vicdansızlıktır.
Devletin başına geçen herkes eleştirilmeyi göze almalı. Vahdettin de, Mustafa Kemal de, Hz Muhammed de. Benim gözümde hiçbirisi 'Devlet Tanrısı' değildir. Halkın vergilerini ve ortak alınterini emanet ettiği, evlatlarını askere yollayarak emrine amade ettiği her makam ve makam sahibi eleştirilebilmeli. Osmanlı da, Türkiye Cumhuriyeti de kimsenin tekelinde değildir. Haklarımızın ortak malıdır. Devletin başındakiler ile olan ilişkimi duygusal bir zemine oturtmam. O'nları, duygusal dünyamızın kavramları olan 'sevmek' ya da 'nefret' etmek gibi kavramların içine sokmam. Entelektüel birikimim ve 45 yıllık hayat tecrübem bana böyle öğretti. Analitik düşünmek duygusallık yanımızı biraz sarsar. Sarsılmak, bizi tortularımızdan arındırır...
Atatürk döneminin sorunları çözdüğü gibi gelecekte ön görülen problemleri de yazmış. Atatürk için 60 yıl önceki diyorsunuz ama 100 yıl önceki osmanlıya dönme çabası niye? Atatürkün sahte dervişlerin elinden aldığı ülke yine sahte dincilerin eline geçti. Atatürk’ü anlaman için bir çok boyutunu da okuman gerek.
Bunu yazan adam Atatürk kadar ne yapmış? Belli bi kalıbı sormadan almak yanlış ama bunun için daha iyi bir taslağı varsa onu sunsun bakalım..
Önceki 1 yanıtı göster
Zaten solcu diyince Atatürkçülük arayanlardır onu diyen de .. Kürt Solcusu birini hayatım boyunca sevmedim yine yanılmadım..
Reklam
Bu mesele çok uzadı bence. Oturup düşünelim sadece. Sağlıcakla kalın.
Yorum yapabilmeniz için giriş yapmanız gerekmektedir.