"Çok yoksulluk var ve o kadar da suç. Yoksulluk azalınca suçlar da azalacak."
'Doğrular, haksızlıkların düzensizliklerin at oynattığı bir toplumda, insanın(bireyin) kendi kendisi olmak güçlüğünün, giderek olanaksızlığın yaşanmış bir belgesi" diye başlamak isterdim" diye başlıyor önsöz. Kitabı çeviren Ferid Edgü önsözün devamında da "Bugün üstünde durulacak sorun , her şeyi "mubah" gören devrimci düşüncenin ,insana yaşam kapısını gerçekten açıp açamayacağı değil ,bu aşırı uçlar arasında devrimin,insancıl ahlaki ve tüzel soluğunu koruyup koruyamayacağıdır."
"1905 yılının Şubat ayında ,Moskova'da ,Devrimci Sosyalist Parti'den bir grup terörist ,Çar'ın amcası Büyük Dük Serj'e bombalı bir suikast düzenler. Bu suikast öncesi ve sonrasında pek sıradan olmayan olaylar Doğrular'ın konusunu oluşturdu.
Albert Camus’un tartışmalı oyunu olan Doğrular kitabının arka kapağında şöyle diyor: “Doğrular, Çarlık Rusya’sında geçmiş gerçek bir olaydan esinlenen bir oyundur. Eğer devrim için her şey mubahsa, devrim sonrası toplum, hangi insancıl temeller üzerinde yükselecektir? Sorunun yanıtı, bu oyunun yazılışından yarım yüzyıl sonra tüm anlamını yitirmiş gibidir. Son otuz yılda dünyayı saran terör eylemlerini gerçekleştirenler için, böylesi etik sorunlar yoktur. Ama bir zamanlar sorulmuş, tartışılmış, bugün kör inançlara yenik düşmüş, yok sayılmış sorunlar bundan böyle tartışılmayacak demek değildir. Bunun aksine inanmak teröre boyun eğmek demektir. Camus’un, tüm yapıtları gibi, Doğrular da, insanoğlunun onurlu yaşamı için bir başkaldırı niteliğinde. Özellikle, terörün binbir yüzünü tanıyan günümüz insanları için.”
İdeallerimizi yaşatmak için nereye kadar ileriye gidebiliriz? Sınırsız bir şekilde ilerlersek, baştaki soruya döneriz. İdeal bir düzen için sınır tanımıyorsak,