200 syf.
·1 günde·Puan vermedi
Çocukluğumun masal kahramanını yetişkinlikte de okumak güzeldi. Bu okuma olaylara farklı açıdan bakabilmemi sağladı. Ara ara bazı kitaplardan ikinci kez geçmek iyi oluyor.

Hatırlıyorum ilkokulda birkaç farklı yerden alıp okumuştum, hem okuldan hem kütüphaneden.
Bu kitap tam metindi, okumadığım kısımlar vardı, çünkü bazı yerlerin çocuklar için basılan kitaplarda olmadığını düşünüyorum. Bir eserin bütünlüğünün korunması açısından tam metin olması önemli, hangi tür kitap olursa olsun.

İlk önce bendeki yerinden bahsetmek istiyorum, sonrasındaysa okuduğum karanlık yerlerinden. Beş yaşlarında gittiğim tiyatro kursunda Pinokyo olarak başrol oynamıştım. Okumayı bilmediğim için annem ve ablam ezberlememde yardım etmişti. Başta ablamın yaş grubuna alınmadığımdan ağlayıp o grupta kalmak istemiştim ve sonrasında bütün bir oyunu ezberleyerek Pinokyo'yu oynamıştım. Çalıştığımız kültür merkezinde, kreşlerde ve huzurevlerinde oyunlarımızı oynardık. Kedi ve Tilki ile birlikte olan sahneleri, periyi ve babam Gepetto Usta’yı hatırlıyorum. Burnumun uzamasını da parmağımı burnumdan ileri götürerek yapıyordum. Başka oyunlarda da küçük rollerdeydim. Kırmızı Başlıklı Kız’da ormancı, Kül Kedisi’nde arabayı çeken attım:) Bir keresinde Kül Kedisi’ni oynayan kız hastalandığında hoca benim oynamamı istemişti. Küçücük boyumla nasıl göründüm bilmiyorum, dans etme sahnesi biraz komik olmuş olabilir. Küçükken masalları okumanın yanında onların içinde olup canlandırmanın keyfi bambaşka bir dünyaydı. Benim için tiyatronun yeri hep çok özel olmuştur, çok tatlı anılar.

Şimdi gelelim karanlık yanlarına. Çocukken okuduğum kitaplarda sanırım Pinokyo'nun Kedi ve Tilki tarafından ağaca asılması yoktu. Bir sahnede de altınları alınmak istenirken Pinokyo, kedinin patisini ısırıp koparıyor. Altınlarını çaldırınca ihbar etmek için mahkemeye gidiyor fakat yargıç onu “Bu zavallının dört altını çalınmış; onu buradan götürün ve hemen hapse atın” diyor. Yazarın, burada ve birkaç yerde de yaşadığı dönemin durumunu anlatan göndermeleri vardı.

Carlo Collodi’nin asıl soyadı Lorenzini, kendi gazetesinde yaptığı politik eleştiriler sonucu gazetesi hükümet tarafından kapatılmış. Sonrasında Fransız peri masallarından yaptığı çevirilerde başarı kazanınca sadece çocuklar üzerine yazmaya karar vermiş. Bu açıdan bakınca kitabın bazı yerlerinde sisteme olan eleştirilerini görüyoruz. Bunu çocukken fark edebilmek zor olabilir. Ayrıca çocuklara uygun olmayan satırlar;
- Pinokyo’nun kedinin patisini ısırarak koparıp tükürmesi,
- Kedi ile Tilki’nin Pinokyo’ya önce bıçakla saldırması, sonra bıçak sert tahta gövdesinde kırılınca Büyük Meşe ağacına götürüp orada sallandırmaları ve can çekişmesini beklemeleri.
Bu kısımlar muhtemelen kısaltılmış bölümlerde yoktur. Pinokyo şiddet ve eziyete maruz kalıyor. Collodi, bu bölümü;
“Nefesi kesilince daha fazla konuşamadı. Gözlerini kapadı, ağzını açtı, bacaklarını araladı, uzun uzun titredi ve bilinçsiz halde öylece asılı durdu” şeklinde bitiriyor. Burada sonlandırdığı masalı, masala ilgi büyük olunca periyle tekrar hayata döndürüyor. Ve kitap peri tarafından gerçek bir çocuğa dönüştürülmesiyle, mutlu sonla bitiyor.

İlkokulda da farklı kitaplardan okuduğum Pinokyo'yu bir de yetişkinken okumak istedim. Okuduğumuz yaşlar düşünce yapısının değişmesinden dolayı farklı gözle bakmamızı sağlıyor.