Dünya tek ülke olsaydı başkenti Konstantiniyye olurdu.
Napoléon Bonaparte
1
hiçbir insan sonuna kadar kendini suçlayamaz, mutlaka başkalarını da işin içine katması gerekir. Eninde sonunda bir rahatlama anının gelmesi için gereklidir bu.
38
Bir toplumun müziği bozuldu mu, o toplumda
pek çok şey bozulmuş demektir.
Konfüçyüs
71
Sus, dua et ve katlan! Alnına ne yazılmışsa o gelir başına.
85
‘Balık gölüne göre büyür’
115
“Yargılanmak istemiyorsan yargılama”
diyordu; “öfkelenme, kötü muamele etme, aşağılanmak istemiyorsan aşağılama, herkese hizmet et, bu hizmetten zevk al.”
143
Hem Ankara Üniversitesi’nde ders vermiş olan Ernst Reuter ne demişti bilmiyor musunuz?”
“Hayır hanımefendi” diyor bankacı.
“Türkiye’de önemli insanlar değersizdir, değerliler ise önemsiz demişti.”
155
Şark’tan gelen müziğe şarkı, Türk’ten gelen müziğe türkü, Kürt’ten gelene ise kürdi denir. Kaç yüzyıllık laflar bunlar.”
158
Bizim Güneydoğu’da gözlerde yaş kurumuştur ağbey. O kadar çok zulum görmüşüz ki, artık dökecek yaş kalmamıştır bizde. Zaten daha önce amcamı vurdular, babama Diyarbakır Cezaevi’nde işkence yaptılar, yarı ölü çıktı hapisten... Hangi birini anlatayım, herkes böyle ağbey.
166
Çünkü kime sorulsa dürüsttür, namusludur; bu durumda ülkedeki yolsuzluğu Mars’tan gelen yeşil küçük adamlar yapıyordur herhalde.
173
“Gerçek her zaman iyi midir? Daha doğrusu gerçeği ortaya çıkarmak her zaman iyi sonuç verir mi, yoksa yaşayabilmeleri için, insanların sahte dünyalarına göz yummak daha mı doğru?”
188
"Aile servetleri aşağı yukarı üç milyar doları geçiyor; bankaları, fabrikaları, elektrik santralları, gazeteleri, televizyonları; her şeyleri var ama bir tek dostları yok.”
192
Aile servetleri aşağı yukarı üç milyar doları geçiyor; bankaları, fabrikaları, elektrik santralları, gazeteleri, televizyonları; her şeyleri var ama bir tek dostları yok.”
215
“Korkak Yeni Dünya” romanında dinler yok oluyor, çeşitli mezheplere mensup kiliselerin yerini AVM’ler alıyordu. “Mallism” deniyordu buna. Her sınıfın, her beğeni grubunun, her zevkin kendine göre bir AVM’si vardı pazar günleri ayin yapmaya gittiği. AVM’ler arası gerginlikler, çatışmalar yaşanıyordu.
217
Belki de daha önceki iki karısını öldürdüğünü, hapis yattığını söyleyerek televizyondaki evlenme programına çıkıp yeniden evlenmek istediğini söyleyen yaşlı adam gibi davranacaktı. Âdet böyleydi; onlara kader kurbanı deniyor, anlayış gösteriliyordu. Duvara “Kahrolsun hükümet” yazdığı ya da okulda Deniz Gezmiş şiiri okuduğu için anti terör yasasına göre örgüt elemanı gibi gösterilip otuz yıla mahkûm edilen gençler, öğrenciler gibi tehlikeli değildi toplum için.
327
Nietzsche’yi, Schopenhauer’i ölümlerinden bunca yıl sonra gençliğin rock yıldızları halinde tekrar dirilten ve moda haline getiren şey, zamanı çok kısıtlanan modern insanın her şeyi mucize haplar biçiminde tüketme merakı olsa gerekti.
334
(Evliliğe giden yol harcamadan, evlilik ise karıkocanın baş başa verip tasarruf etmesinden geçer.)
339
“Çok konuşma, yoksa aklının dibi görünür."
357
“Sözcükler bize, asıl söylemek istediklerimizi gizlemek için verilmiştir.”
369
Geleceğe ancak gelenek kapılarından geçilerek ulaşılabileceğini sezer gibi oldu.
397
.
.
.
.
kuluçkaya yatmış anaç bir tavuğun altındaki yumurta gibi, aile denen o büyülü güce sığınmış olarak yaşamak ne kadar kolaydı.
407
Ona göre “tenceren kaynarken, maymunun oynarken” hayatın tadını çıkaracaktın;
454
Hep aynı hikâyeler. İktidar kavgası, servet tutkusu, zulüm, isyan, şehvet... Bunları duyunca gülüyoruz, çünkü her kuşak kendini ölümsüz sanıyor, servet biriktiriyor, başa geçmeye çalışıyor. Diyelim ki başardı, imparator oldu; zengin oldu; en fazla beş on yılcık. Sonra milyonlarca sene burada.”
516