Mutluluk anlardan ibaret, peki insan sadece bu mahiyette olan bir şey için neden bu kadar uğraşır, didinir? Peki dünyaya acı çekmek için mi gönderildik? Schopenhauer'a göre mutlu bir hayat imkansızdır ve o da Platon gibi içinde bulunduğumuz hayatın bir yanılsama olduğunu düşünür.
Ona göre varoluşun temel ayırt edici özelliği devinimdir ve iyi şeyler çok kısa anlardır fakat acı geçmek bilmez. O zaman müspet olan şey zevk değil acıdır. Bu yüzden ızdırabı hayatımızın merkezine koymazsak varoluşumuz dünyadaki en değersiz şey olur.
İnsan sürekli bir iş-güç, kaygı, endişe, sıkıntı içinde olmalıdır. Çünkü insanlara bütün arzuları doğar doğmaz verilseydi, hayatlarını nasıl geçirirlerdi? Hayalini kurduğumuz ütopyaya erişince hayatın bir anlamı olur muydu? insanlar can sıkıntısından ya kendini ya da başkalarını öldürürdü. Bu yüzden insanoğlu için olumlu olan şey ızdıraptır.
İnsanın varoluşunda ve şeylerin doğasına dair kavrayışında ölüm nasıl bir değişiklik meydana getirir? Schopenhauer burada ölümü menfi bulur çünkü intihar eden kişi aslında hayatı ister, sadece kendinde-şeyden hoşnut değildir. Kişi hayatın şartlarında kusur bulur hissedilen eksiklerinin giderilememesinden ve istemeyi sona erdiremediği için hayatına son vermektedir.
Son olarak yazara göre yaşama iradesinin olumlanmasında esas etken erkeğe aittir. Cinsel birleşme esas itibariyle erkeğin işidir ve dünyaya gelecek çocuğa kötülüğün kaynağı olan iradeyi; kişiliği verecektir. Kadından ise kurtuluşun kaynağı bilgiyi kazanacaktır. Böyle bir irade dünyaya getirirken ona insanların tüm maskelerinden, düzenbazlıklarından, riyakarlıklarından bahsetmeliyiz ki haberdar olduğu bu kötü dünyada mutlu bir yaşam sürebilsin.
#78180991#78186964#78360213#78447803#78454359#78472618