Gönderi

9/10
·192 syf.··
Beğendi
·
2020 27. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 14 Temmuz 2020 13:03
Aylak adam, okuduğum ilk postmodern roman oldu. İlk sayfalarda kitaptaki farklılık hissediliyordu. Başta kitabın içine dalamadığınızda kopukluk oluşabilir. Okudukça açılan ,akan giden bir kitaptı. Entelektüel, paralı mesleği aylaklık olan bir insan. Bir erkek... evet bu kitap eril bir dille yazılmıştı. Pek çok inceleme buna değinmiş zaten. Adamımızın bu dünyaya görüşü şu şekildeydi,şimdi ana temaya geçiyorum: Günlük dünyamızda biz yaşarken etrafımızda bir sürü olay olur, herkes birbirinden farklıdır kardeş, anne baba, karı- koca..ne duygularımız birdir ne renkler bize aynı şeyleri hissetirir. Ne doğan güneş gün batımı aynı şeyi düşündürtür. Geçmişimizden gelenler bazen çocukken işittiğimiz bir söz, hayatımıza yön verir. Bazı şeylere sebepsiz anlamlar yükleriz, Sebepsiz ? İnandınız mı. Hiç bir şey sebepsiz değildir. Aylak adamımız da pek tabi bunun farkındaydı. Aylak adam, Bay C. çocukluğunda şahit olduğu babası ve teyzesinin ilişkisinden çok etkilenmişti. Teyzesi onun gözünde anne yerine koyduğu kadındı. Babasının sevgisizliği anne boşluğu derken hayatı boyunca babasını sevmez ve hem korktuğu hem de -benzediği- babasının hatıralarından kaçar. Bu mümkün değil-kitaptan alıntı:İnsan geçmiş bir olayı kafasından kazıyıp attığını sanıyor. Değil. Tortuya benzer bir kalıntı var.-İstemeden teyzesini hatırlar, her kadında teyzesini arar. Sinemada gördüğü kötü kadın, Ayşe , Güler.. kişiler farketmeksizin bazen o mavi gözü bazen o şaşılığı o saf ve temiz sarılışını; kahramanımız hep acı çeker, boşlukta savrulur. Kitapta en çok etkilendiğim Güler’i üç oda bir mutfak ve çocuklar hayali için üzmesi ama aslında hayatta olan biteni o pembe hayalin ötesini bize göstermesi, C. nin anlattığı liseli öğretmen ve uğruna üniyi bırakan karısı, yıllar geçiyor ve kadın bu muydu yani diyor, en mutlu görünenlerde bile, her zaman yarım kalmışlık “Bir gün sana dünyada dayanılacak tek şeyin sevgi olduğunu öğretecem.” C toplumu umursamayan salt sevgiye dayalı bir ilişki istiyor. Yine de belki karakterimize aykırı da olsa Güler’i bırakmasına kızmıştım. Bu hayalini toplumun istediği alışkanlıklar yaşamına bağlıyor. Alışkanlıklar silsilesi onu korkutuyor, hep aynı yerde yemek yemiyor, Güler ile hep aynı masada buluşmak istemiyor- “yoksa sevgilerinin kutsal yeri olacak, sonra insan kendinin değil o yerin isteğine uygun yaşamaya başlardı”- hep aynı manavdan üzüm almıyor. Tabi ki böyle bir hayat mümkün değil, Babalar ve oğullarda Bazarov da aynı şekilde inanmıyordu. Dünya düzenine uymamak, o da duyguları reddetikçe kendini bitirdi ve kitabın sonu bilinmez aylak adamımız da kaçınılmaz olarak kendini bitirecek. Çare yok mu? Tutamak sorunu... insan tutunacak bir şeyi olmadı mı yuvarlanır. Hepimiz sallantılı korkuluksuz köprüde yürür gibiyiz. Herkesin tutunacağı bir tutamağı olmalıdır, yaşamanın asıl olayı budur.
Edebiyat
Aylak AdamYusuf Atılgan · Can Yayınları · 201971bin okunma
··
174 Gösterim
3 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Kitapla ilgili özel not kısmına; "Beni anlatan en iyi kitap" diye not bıraktığım tek kitap.. Cesaretinizden dolayı tebrik ederim.. Çünkü incelenmesi zor bir kitap..
Nihal Bazarov
Gönderi Sahibi
Çok teşekkür ederimm, aslında incelemeye layık biri değilim -yaş, üni sınavı ve okunan kitap azlığı dolayısıyla -görüşümü belirtmek istemiştim, beğenmenize mutlu oldum
Beğendim... Aynı zaman da yorum da yapayım iyi olur diye düşündüm.😊 Ne okuduğunu anladığını belirten güzel bir yazı olmuş. Ben bitirdim ama inceleme yapmayacağım. Benim bu kitaptan ne anladığımı anlatmaya kelimelerim yetmeyecek gibi😊. Tekrar tebrikler...
Nihal Bazarov
Gönderi Sahibi
Beğenmene çok sevindim, ben de güzel anlatamadığımı düşündüm yaş ve sınavlar dolayısıyla ne zamandır kitap okumuyordum o yüzden yazma becerim de gitti diye düşündüm, alıntıların müthiş ben de hep oraların altını çizmiştim :)
🤝😊🤗