Gönderi

Hekiminize danışmadan okumayınız!
Puan vermedi·443 syf.··
2020 90. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 24 Temmuz 2020 22:15
Herkese merhaba Daha önce iki kez okunmayı deneyip yarım bırakmıştım bu kitabı. Hayatıma girme zamanını doğru ayarlayamamışım galiba:) Kitapların da insanlar gibi olduğunu düşünmüşümdür hep. Doğru zamanda doğru şekilde hayatımıza girmeliler... Ama kitabı okuduğum süre içerisinde defalarca yarım bırakma isteği kapladı içimi. Yine mi doğru zaman değildi yoksa :D Söylenerek başının etini yediğim arkadaşlarımdan özür diliyorum bu vesileyle :) Neyse gelelim kitaba... Hepimizin hayatında bir dönüm noktası vardır. Kimimiz bunu kaçırır ve hayatının içinde kurcalanarak ömrünü tüketir. Bazılarımızın ise gözü daha açıktır bunu farkeder ve böylece "yeniden yaşamaya" başlar. "Tanrılar okulu", Dreamer ile karşılaşması sonucu hayatı değişen veya belki de değiştirilen bir adamın yaşam yolculuğunu anlatıyor bize. Aslında bizden biri o. Hepimizin yaptığı kadar hata yapan, acı çeken, mutlu olabilmek için çırpınıp duran, zaman zaman hüzünle dalgalanan sıradan bir adam... Ama bir gün Dreamer ile karşılaşıyor ve hayatı değişmeye başlıyor. Kelimenin tam anlamıyla içsel yolculuğa çıkarıyor bizi kitap. O kadar biz ki anlatılanlar. O kadar hayat ki yazılanlar... Okudukça kendi hayatını, seçimlerini, yaptıklarını gözden geçirmesi gerektiğini hissediyor insan. Belki de çoğumuzun yapamadığı belki yapmaktan çekindiği bir iç hesaplaşma, kendi gerçeğiyle yüzleşme... En zoru kendimizle yüzleşmek değil midir zaten... En kolay da kendimize yalan söylemez miyiz biz... Bu tür kitaplar okuduğumda döner kendi hayatıma doğru bakarım hep. Neyi daha farklı yapardım şimdiki ben olsam diye düşünürüm. Ama sonra da şimdiki benin o yolculuk sonunda oluştuğunu hatırlayıp rahatlarım. Bazen zamanında, bazen nefeslenerek, bazen de çok geç kalarak ilerlemişim bugüne. Pişman değilim, yazarın 'aslında yok' dediği geçmişimden, sanırım önemli olan da bu... Birçok açıdan tavsiye ederim kitabı aslında. Ben kimim. Ne yaşıyorum, kiminle yaşıyorum? Bu mu benim istediğim hayat? Ya da benim için istenilen mi bu? Bu kararları ben mi aldım yoksa desinler diye mi hayattayım... Adalet var mı ve gerekli mi? Parasız da yaşanır mı? Aşk var mı? Hayatımızdaki insanları seçmiş olmamız bir tesadüf mü yoksa aslında "tesadüf diye bir şey yok" mu ... Sorgulamak isteyene her şeyi en ince detayına kadar sorgulatıyor kitap... "Yaşam, onu düşlediğin gibidir." diyor yazarımız. Öyle gerçekten bence de. Neyi hayal edersek, neyin olacağına inanırsak o çıkar karşımıza. Güzel şeyler düş'leyelim ki güzellikler karşılasın bizi ... Buraya kadar çok iyi anlaşmıştık sevgili Stefano'yla. Ama sonra ... Aslında tam olarak sevemediğim kitaplara inceleme yazmama kararı almıştım kendimce. Ama bu sefer durumlar farklı. Kitaptaki bazı "tıbbi hatalar" beni rahatsız etti. Dreamer yemek, içmek, sevişmek, uyku ve ölmek evet evet ölmek 'yanlış' diyor. Hepsinin azaltmalıyız, yemeği hatta bir öğüne indirmeliyiz gibi bir tavsiyede bulunuyor. Hepsine peki. Uygun değil ama denesin insanlar beni ilgilendirmez :) *Fakat Anoreksiya hastalarını olaya dahil etmek affedilir bir durum değil ... Oldukça hassas psikolojiye sahip, gerçekten açlıktan kendisini öldürmek üzere hasta grubuna "yemek gereksiz" demek onları intihara sürüklemektir! Merak eden arkadaşlarım arama motoruna "anoreksiya nevroza" yazıp çıkan görsellere bir baksın lütfen. Ne demek istediğimi anlayacaksınız. *Bir diğer konu; kahramanımız eşini kanserden kaybediyor. Dreamer bunu onun hüznüne, yanlış kararlarına vs gibi bir yığın saçma sebebe bağlıyor. Hmmm... Oysa kanser etyolojisinde "kocanın çekti acılar" diye hiçbir başlığa rastlamadım ben. Atlamışım belki de! *Veya böbrek hastalarına az su iç demek nasıl bir öneridir inanın anlamıyorum! Stefano'cugun bizimle bir derdi var sanırım. Ölüp gidin asıl çözüm ölümde mi demeye çalışıyor acaba alt metin olarak? Anlayamadım ben gerçekten. İlerleyen sayfalarda aslında hastalık yok diyecek kadar ileri gidiyor yazar. Nasıl yok? Hastaya neden dizinin ağrıdığında açıklamam gerektiğinde "aslında kireçlenme yok, kireçlenme aslında içinizde, kesinlikle dizinizde değil" desem nasıl olur bilmiyorum. Yeterince düş'lerseniz inanın kireçlenme geçecek mi demeliyim yoksa ???? Peki ya Corona? O da içimizde mi? Yeterince düş'lersek yoğun bakımlar boşalır mı? Realist olduğum icin beni suçlayabilir misiniz? Belki bazılarınız kitabı anlamamışsın diyecektir. Mümkün. Ama her zaman ilk ve en önemli yaklaşımımız "primum non nocere/ önce, zarar verme!"dir bizim. O yüzden hekiminize danışmadan lütfen bu kitabı okumayın :) Ya da okusanız da fazla ciddiye almayın... Mutlaka katacağı şeyler olacaktır. Her kitabın vardır... Kitabı çok seven arkadaşlar umarım darılmazlar bana. Fikir hoş ama bence yöntem yanlış... :) Aslında çok fazla şey var söylenecek kitapla ilgili ama sanırım artık susmam lazım... Yine de... Azıcık düş'leyebiliriz sanırım :) Kendimi çok adarsan, olacağına inanırsam olur mu dersiniz? Herşey yoluna girer mi? Denemekten zarar gelmez sanırım. Belki de bir şeyler değişir. Başaramasak bile hayat yaşamaya değer... Ozzy'den Dreamer benden size gelsin ♡ youtu.be/LCCiwPEdEpg Kendinizi çok sevin ve bugünü yaşayın. Yarın her şey için çok geç olabilir... Sevgiyle kalın...♡♡
Tanrılar OkuluStefano D'Anna · Sinedie Yayınları · 20155,6bin okunma
··1 alıntı·
16bin Gösterim
23 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
İncelemenin gerçekten başarılı olduğunu düşünüyorum . Emeğine sağlık.Beğenmediğiniz kitapları paylaşmakta son derece önemli olduğunu düşünüyorum. Stefano' ya göre yaşamak sağlığa zararlı herhalde:D
Diana Rustamova
Gönderi Sahibi
Çok teşekkür ederim, beğenmene sevindim 😻 Stefano bir başka dünyada yaşıyor sanırım, benim en azından anlamam ve erişmem zor o dünyaya 😸 Evet haklısın, sanırım beğenmediklerimize de inceleme yazmalıyız, fikir olur diğer arkadaşlara🌿 Ben çektim siz çekmeyin gibi😸😸
"Adalet var mı ve gerekli mi? Parasız da yaşanır mı? Aşk var mı? Hayatımızdaki insanları seçmiş olmamız bir tesadüf mü yoksa aslında "tesadüf diye bir şey yok" mu .. Bunların cevabını bulmak için okumak isterdim. "Neyi hayal edersek, neyin olacağına inanırsak o çıkar karşımıza. Güzel şeyler düş'leyelim ki güzellikler karşılasın bizi ..." Bu da kendime edindiğim hayat felsefem. Buraya kadar gayet iyi :) Her şeye rağmen yine de okumak istemeyeceğim bir kitap sanırım. Çünkü hiçbir hastalık kafamızda oluşmaz. Ben bu kitabı okursam, doktorlardan nefret ederim, hastalık icat ediyorlar diye. 10 yıl okuyup uzman olan doktorlara karşı çıkmaya başlarım. En iyisi ben bu kitabı kızıma danışmadan okumayayım :) Ellerine sağlık canım, mesleğini de konuşturarak çok güzel bir inceleme yazmışsın.
Diana Rustamova
Gönderi Sahibi
♥️♥️♥️
İlk cümlenize ithafen şunu söyleyebilirim;insan ihtiyaç duyduğu şeyin arayışına girmeli eğer öyle olmazsa zaten faydası da olmaz çünkü kişi idrak edemez..yazarın azaltın dediği şeyler aslında toplumun hemen hemen bütün kesiminin fazla yaşaması sebebiyle ızdırap yaşamalarına sebebiyet verdiği şeylerdir..Buddha “optimum denge” der.Tabiki bazı hastalar besin almalı ama hasta bile kaldırabileceğinden fazla besin alırsa kendisine zarar vermiş olmaz mı.? Sonuç olarak “ızdıraptan önce her şey mutluluktur” demek isteniyor..ve bana göre mutlaka okunması gerekiyor sizinde naçizane fikrinize saygı duyuyorum..
Diana Rustamova
Gönderi Sahibi
Değerli yorumunuz için teşekkür ederim 🙏 🪷 Bazı hastalıklarda insan psikolojisi çok hassas hale gelebiliyor. Sağlıklı insanlar bunun farkında olmayabilir. Ben hala herkese önermiyorum bu kitabı. Tekrar teşekkürler🍀
İncelemeyi okurken acaba ben mi yazdım dedim. Her kelimesine katılıyorum. Kişisel gelişim kitaplarına olan inancım zaten diplerde... Buna şans vermek istemiştim ama yok ben kişisel olarak gelişmeye açık biri değilmişim sanırım. Fazla mı gerçekçiyim nedir? Karısının yasıyla yıkılan adamın karısı ölmek üzereyken başka Bi kadınla olması saçmalığı... Yani bunu yapıyorsan zaten yas tutacak kadar sevmemişsin... Kitaptan soğudum buz gibi oldum. Bide yok ölüm yok, hastalık yok, sanki matrix i okuyor gibiydim ama Neo'suz sıkıcı Bi versiyonu gibi. Dreamer da morpheus gibi her an Bi yerden kırmızı yada mavi hap çıkıcak sandım. Belki sonra tekrar okur daha iyi anlarım ama hiç. Sanmıyorum :)
Diana Rustamova
Gönderi Sahibi
Benzer bir duyguyu ben de hissetmiştim 😸 😸😸
İnceleme için emeğinize sağlık. Kitap uzun zamandır elimde bekliyordu ve okumaya başladım. Şimdilik iyi gidiyor. Henüz yemek yemeyin, 1 öğün beslenin gibi tavsiyelerin olduğu bölümlere gelmedim. Şahsım adına söylemeliyim ki; su orucu (water fast) denen bir uygulama var. Ben bu şekilde alerjilerimden kurtuldum. Yemek yememek, geçici olarak sindirimi durdurmak vücuda inanılmaz faydası olan bir şey. Evet katılıyorum mümkünse 1 ya da 2 öğün yemek yiyin. Az, öz ve karıştırmadan. Ben 72 saat su orucu yapmış defalarca 48 saat su orucu denemiş biri olarak konuşuyorum. 10 gün yapan arkadaşlarım var. Son günlerde aralıklı oruç (IF) olarak herkesin uyguladığı bir diyet halini almış olsa da asıl amaç zayıflamak değil şifa bulmaktır. Tabiki herkesin görüşleri ve inandıkları kendine göre doğrudur. Ama öğün sayısının az olması ve vücudu sindirim gibi zor bir görevle sürekli uğraştırmamak çok faydalıdır bana göre. Güzel bir inceleme olmuş. Sevgiler...
Diana Rustamova
Gönderi Sahibi
Teşekkür ederim yorumunuz ve katkınız için 🌿 Keyifli okumalar dilerim🌿