Giriş Yap
Suna
@Sunaaaaaa
Hepimizin başlangıcı doğum ve sonu ölüm. Ne kadar farklı olabiliriz ki?
Sabitlenmiş gönderi
Eğer hayatı anlamlandırma biçimin aşk ise; Mevlana gibi ilahi aşka, ya da Aşık Veysel gibi aşkın en yalın haline demir atarsın, Shakespare gibi Nietzsche gibi, insanlara hayat hakkında ilham dolu sözler sunarsın, Da Vinci gibi hem sanatın, hem de bilimin veziri olabilirsin!
bir kitabı okumaya başladı
Reklam
·
Reklamlar hakkında
ve bir kitap okudu
464 syf.
·
27 günde okudu
·
Beğendi
·
Puan vermedi
En iyi yaşam biçiminin, düşman yaratmadan yaşamak olduğunu öğrendim. Sonunda onlarla baş edebiliyorsunuz ama ömrünüz paçanıza dolananları kovalamakla geçiyor. Büyük sanatçıların sadece kendi yaratısıyla uğraştığını, kimseyi kıskanmadığını gördüm. Dünyayı değiştirmenin ne kadar zor olduğunu öğrendim. İnsanların, benim bir zamanlar düşündüğümden daha kötü olduğuna karar verdim. En güzel düşüncenin bile siyaset alanına girdiği zaman çürüdüğünü, siyasetin bütün kavramları daralttığını ve yozlaştırdığını öğrendim. Kentte büyümüş bütün memur çocukları gibi hayvanlara çok uzaktım ve onlardan korkardım. Sonra onlarla kucak kucağa yaşamayı öğrendim ve dünyamı zenginleştirdiler. "Aşk imiş her ne var alemde" dizesinin ve "Sevda sevda derler behey erenler/ Bilmeyene bir acayip hal olur" dizelerinin derinliğini kavradım. İnsanoğlunu bu kadar çılgın bir tür haline getiren ve birbirine kıymaya götüren itkinin, öleceğini bilen tek canlı olmasından kaynaklandığını anladım. Diğer canlılar gibi bu bilincimiz olmasaydı, daha iyi bir dünyada yaşardık. Bilgeliğin bilgiden çok daha önemli olduğunu yüreğimin derinliklerinde duydum. Milyarlarca insanı hareket ettiren temel itkilerin; onların beslenme ve üreyerek türünü devam ettirmeye programlanmasından kaynaklandığını görünce insanları çok aciz buldum. Bu koşullanmaların ötesine geçen büyük mutasavvıf, filozof ve şairlere ise hayranlığım arttı.
548 syf.
·
21 günde okudu
·
Beğendi
·
10/10 puan
Sevdalım Hayat
Evet sürekli gözlerim doluyor okurken, karanlıktan güçlüydü hep aydınlık diyor ama aydınlık günlere ulaşması zor oldu Livaneli'nin. Hiç yılmadı hep zorun peşinden koştu. "Hayatımın hiç bir döneminde, kazanmış olduğum kalelerin güvenli duvarları arkasına saklanıp kendimi korumayı istemedim. Hep yeni risklere atıldım, iyi bir müzikçi olarak kabul edildiğim anda sinema yapmam, gazete yazılarına başlamam ve daha sonra da politikada kendimi kurdun ağzına atmam başka türlü açıklanamaz. Bütün bunlar bir tek istekten, yaşadığım tek bir ömür içinde her şeyi deneme hakkını kendimde görmemden kaynaklanıyordu" diyor ve hayatını çok güzel özetliyor. Böyle çok yönlü insanalara hep hayran olmuşumdur. Hayatın tek bir işle uğraşmak için fazla uzun, insanın ise tek bir işle ömrünü tüketmek için fazla karmaşık olduğuna ikna olmuş. (tıpkı Sinan Canan gibi) ve hayatını böyle yaşıyor. Günümüzde insanları tek bir işe sadece çalışmaya bilinçli olarak itiyorlar. Sadece işe gidip para kazanıp bu uğurda harcıyoruz sanki. Elde var sıfır gibi. Dikkatimi çeken başka bir konu da o dönemdeki dostluklar. İnsanlar bir araya geldiklerinde sanattan, müzikten, kitaptan konuşuyorlar. Kaçımız dost sohbetlerinde bunu yapabiliyoruz? Kitap beni çok etkiledi. Okumak isteyenlere tavsiye ediyorum. Kimseyi kalıplara sokmadan okuyun bu kitabı. Ömer Zülfü Livaneli de bu şekilde okumanızı ister bence.
Sevdalım Hayat
8.7/10 · 3.596 okunma
bir kitabı okumayı düşünüyor
Vicdan Bir Kara Kutudur - Robert Oppenheimer
9.8/10 · 13 okunma
Reklam
·
Reklamlar hakkında
2
34
335 öğeden 1 ile 10 arasındakiler gösteriliyor.
©2022 · 1000Kitap Web Uygulaması · 2.28.2