Ilık Atatürkçülere satılmak istenen dindar Atatürk portresi
3/10
·968 syf.··
2020 57. kitabı
·
25 günde okudu
·
Okunma: 26 Temmuz 2020 16:49
Sonunda kitabı bitirebildim. Sinan Meydan, son yıllarda kendisini “Atatürk’ün en popüler anlatıcısı” konumuna yerleştiren birkaç yazardan biri. Medya dilini iyi kullanan, hafızası kuvvetli ve birikimi belli bir seviyede olan bir yazar. Ama mesele, “Atatürk’ü anlatmak”tan öte, Atatürk’ü kimin, nasıl, hangi amaçla anlattığı. Çünkü bir tarihçinin yazdığı kadar susturduğu da önemlidir. İşte bu kitapta da asıl sıkıntı burada yatıyor. Meydan’ın iddiası şu: Atatürk din düşmanı değildi, tam tersine dindar bir liderdi. Burada birkaç sorun var. Öncelikle tarihsel bağlamın çarpıtılması söz konusu. Şunu demek istiyorum, Atatürk’ün dinle kurduğu ilişki, bir şahsi inanç meselesinden ziyade siyasal ve toplumsal bir zorunluluktu. Cumhuriyet’in kuruluş sürecinde dini kontrol altına almak, halkın en zayıf noktası olan inanç üzerinden ülkenin parçalanmasını engellemek için elzemdi. Meydan ise bunu “kişisel iman” seviyesine indirerek olayı basitleştiriyor. Diğer sorun ise Atatürk’ün dindarlığı üzerinden siyaset üretmek. Kitap, sanki Atatürk’ün meşruiyeti için “dindarlık belgesi” arıyormuş gibi yazılmış. Yani Atatürk’ün devrimleri yetmiyor, Lozan yetmiyor, Kurtuluş Savaşı yetmiyor; illa ki namazında niyazında bir Atatürk sunulmalı. Bu, resmen Atatürk’ü bugünkü İslamcıların kriterlerine göre aklama çabası. Meydan’ın yazdıkları aslında iki kitleye yaranma çabası gibi görünüyor. Bunlar, ılık Kemalistler ve İslamcılar. Ilık Kemalistler, Atatürkçü görünür ama “aman dindar kesim bize kızmasın” diye taviz üstüne taviz verir. İslamcılara ise, Atatürk’e düşmanlığı bırakmaları için onlara “bakın o da aslında sizdendi” diye göz kırpılır. Sonuç? Hem Atatürk’ün devrimci, akılcı çizgisi sulandırılıyor, hem de tarihsel gerçeklik “ılımlı dindar bir lider” fantezisine kurban ediliyor. Peki, tarihi gerçekler Meydan'ın sunduğu gibi mi? Elbette hayır. Atatürk, laikliği bir tercih değil, hayatta kalma zorunluluğu olarak görürdü. Dini şahsi alana yani vicdanlara hapsetti; siyasetin ve devletin merkezinden çıkardı. Halkın dindarlığını küçümsemedi ama onun istismarına da izin vermedi. Bunların hepsi tarihsel belgelerle sabitken, Meydan’ın yaptığı, Atatürk’ü “Allah ile arasında” sıkıştırmak. Bu da hem tarihsel hem de entelektüel açıdan yetersiz bir analiz. Atatürk’ü anlamak için “Allah ile ilişkisine” bakmak isteyen zihniyet, aslında hâlâ şeriatın merceğinden bakıyor. Kusura bakmayın ama Atatürk’ün namaz kılıp kılmadığı değil, hilafeti kaldırdığı önemlidir. Sinan Meydan bu kitabıyla resmen “bakın, Atatürk de dindardı” diyecek kadar çaresiz bir savunma hattına sıkışmış. Bu, tarihçilik değil; günümüz siyasetine şirinlik yapmaktır. Atatürk’ü anlamak isteyen adama tek cümlelik ders yeter: O, dini özgürleştirdi ama siyasetten boşalttı. Gerisi kuru gürültü zındıklar. :) Atatürk’ün büyüklüğü, “Allah ile arasında” değildi; ulusu ile kurduğu akılcı bağdadır. Sinan Meydan bu kitapla Atatürk’ü savunuyor gibi görünse de aslında en büyük kötülüğü yapıyor. Onu kendi devrimci çizgisinden koparıp, bugünün İslamcılarına pazarlamaya kalkıyor. Ama bakın, hiç eğip bükmeyelim, eğer Atatürk İslamiyet'e inanmış olsaydı ne hilafeti kaldırabilirdi, ne de Laik-seküler bir Türkiye Cumhuriyetini kurabilirdi. Bizzat Atatürk'ün yazdığı Medeni Bilgiler kitabını okumayan, Atatürk hakkında ahkam kesmesin artık amına koyayım, yeter! Sikinin keyfine göre canı isteyen adamı dindar, canı isteyen dinsiz addediyor. Götünüzü bile yırtsanız temel bir hakikat var, Medenî Bilgiler kitabında yer alan metinler Ateist metinlerdir. Atatürk'ün dini inancı elbette hiçbirimizi ilgilendirmez, ama Türk Tarih Kurumu -bu kurumu da Atatürk kurmuştur, ironiye bakar mısınız?- ilgili kitabı sansürleme ihtiyacı hissediyor. İslam dinine karşı o denli saldırgan ifadeleri var Atatürk'ün. Kazım Karabekir'in Atatürk hakkındaki ifadelerine ihtiyaç yok. Meclis açılış konuşması ve Medeni Bilgiler kitabındaki şu #52197008 ağır ifadeler inancı konusunu anlamaya yeter. Bitti amına koyayım. Şu ifadeleri kullanan birine “ılımlı dindar” etiketi yapıştırmak çok açık söylüyorum geri zekalılıktır. İsterse 500 üniversite bitirmiş, Ordinaryüs Profesör olsun. Eline sikindirik bir kitap alan, piyasaya da en az bir o kadar sikindirik üç beş kitap yazıp süren kendini fikir önderi sanıp fikir sıçıyor. Tarih subjektif bir alan değil, sike sike objektif olacaksın. Kişisel düşüncelerinin iz düşümü şeklinde sikinin keyfine göre metinleri eğip bükemezsin. İslamcılar da bu rezilliği çok yapıyor. Yok efendim o ayet bu anlama gelmiyormuş, yok şu ayet aslında bu demekmiş... İki satır Arapça metin koy önüne okuyamaz, çıkıp fikir sıçıyor. Lan durduk yere yine sinirlendim, neyse. Kitabı okumazsanız pek bir şey kaybetmezsiniz.
Tarih
Atatürk ile Allah ArasındaSinan Meydan · İnkılâp Kitabevi · 2016302 okunma
··2 alıntı·
4 +1'leme
·
1.383 Gösterim
2 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
İncelemeyi 5 yıl sonra okudum. 1K'de incelemelerin artık bu üslupta agresif-realist bir şekilde yazılmasını istiyoruz :)
Tengrigen
Gönderi Sahibi
Kaynak olarak kıçının derinliklerini kullananları görünce ben: tenor.com/uRMWKGs1BSH.gif 🤡
Ben de Yılmaz Özdil'in Atatürk kitabını okumaya çalışmıştım bir ara. Yeni çıktığı zamanlar çoğu insan beğeniyle karşılamıştı diye hatırlıyorum ama ben okurken çok sıkılmıştım. Hem kaynak içeriği yoktu hem de her şeyi sanki en ince ayrıntısına kadar kendisi görmüş ve anlatıyormuş gibi bir havası vardı. ( Biraz Nihat Hatipoğlu havası sezdim :) ) Her ne kadar Atatürk gibi önemli ve değerli bir önderi anlatmaya çalışmış olsa da gereksiz bir kitaptı. İncelemeni okurken aklıma bu kitap geldi. Atatürk üzerinden insanlara hoş görünme çabası gibi sanki. Hiç gerek yok halbuki böyle şeylere. İncelemen de çok güzel ve açıklayıcı olmuş, emeğine sağlık. Okunmaması gereken kitaplara bir tane daha eklendi :)
Tengrigen
Gönderi Sahibi
Teşekkür ederim.