Günler günleri kovalıyor. Günler günleri aynen tekrarlıyor. Yoruluyorlar. Yaşamaktan değil, yaşayamamaktan yoruluyorlar.
5
EDEP YA HU EDEP, BUGÜN BİR İYİLİK YAP.
10
"Boş versene ya hu" der. "Yalnız geldik bu dünyaya. Sanki yalnız gitmeyecek miyiz?"
19
Kadın yazının nesnesi, erkek ise öznesiydi... Tüm bunlar eskidendi. Tabloyu temelden değiştirme vakti şimdi. Daha çok kadının yazılı kültüre girmesi, burada ayakları üzerinde durması, daha çok kadının "kalem ehli olması", toplumun da, bireyselliklerin de gelişimi için önemli.
22
"Hakiki âşık" demiş şeyh, "sevdiği insanın mutluluğunu ister. Âşık kişi, sevdiğinin mutluluğunu kendi mutluluğunun önüne koyar. Gerçekten seven insan, özgür bırakır. Sahiplenmek, hak iddia etmek, can almak, can acıtmak, âşıkların tutacağı yol değildir...
25
İnsanlığın icat ettiği en zor kurumdur evlilik.
36
Hayatın bir görünen yüzü var; dokunulan, maddeden ve mantıktan ibaret olan. Bir de görünmeyen yüzü var; alametlerle ve "tesadüfler"le örülü, gizemli boyutu.
48
Ne ikramiyesi var ev işlerinin, ne fazla mesaisi. Ne bonus biriktiriyorsunuz, ne bir yere işleniyor fazla puanlarınız. Miles & Miles kartı yok ev kadınlığının. Senelerce durmadan çalışsanız bile, hiçbir yere bedava uçurmuyorlar ödül olsun diye.
54
Dostların arasında olmak çöl ortasında kendini yemyeşil bir vahada bulmak gibidir. Kuruyan dilin suya doyar, daralan yüreğin ferahlar, içindeki karamsarlık sisi perde perde kalkar.
59
Kızmamak, heyheylenmemek, galeyana gelmemek, kişisel ve toplumsal olgunluk belirtisidir.
77
Ne kadar çok sayıda birbirinden farklı insan, eşit ve özgür şartlar altında, ezilmeden ve horlanmadan, aynı sokakları, aynı mekânları kullanmayı başarırsa, demokrasi kültürümüz de o kadar pekişir.
84
Formül bir: (Hınç/Hırs çarpı Emek artı Disiplin) bölü (Yal-nızlık). Yazmanın ilk formülü kişisel hınçlar ve hırslarla bağlantılıdır.
Formül iki: (Aşk/Tutku çarpı Emek artı Delilik) bölü (Yal-nızlık). Burada temel etmen aşktır.
97
"İnsanın işi öğrenmektir. Deve insandan daha güçlüdür; fil daha iri, aslan daha yiğittir. Sığır insandan daha çok yiyecek yer, kuşların erkekliği daha fazladır. İnsanın işi ise öğrenmek, öğrenmek, öğrenmektir bu âlemde...."
105
Bertold Brecht'in dediği gibi "ihtiyacımız olan şey kahramanlar değil, kahramanlara ihtiyaç duymayan bir toplum olmalı."
130
Hayatta bir an evvel başarmak istemek iyi bir şey değildir aslında. Zira "Kolay elde edilen şeyler uzun sürmez.Bağdat'ta bir fırından günde yüz kâse çıkarken, Çin'de tek bir seramik kâse üretmek kırk yıl alır. Hangisi daha değerlidir? Yumurtasından yeni çıkmış bir civciv kendi gıdasını bulup yerken, bir bebek yıllar boyu bakıma muhtaç kalır. Birincisi bakışlarını asla yerden ayırmazken, ikincisi içeride yıldızlar ve galaksiler barındırabilir."
143
Öyleyse gelin yaratıcı işler yapmanın formülünü Doğu'dan ve Batı'dan bir sentezle yazalım. Biraz Sadi, biraz Sontag, biraz Proust katınca beynimizdeki kazanın içine, şöyle bir şey çıkıyor ortaya: Yüreğimizin çıktığı her sefere –yol ne kadar uzun ve çetin olursa olsun– kitaplarla gitmek, okuyarak kendimizi geliştirmek; kimse hakkında kötü laf etmemek ve mümkün mertebe kendi işimize, kendi içimize bakmak; hüzünden, fikirlerden ve aşktan daima ilham almak; ve her işe muhakkak emek vermek. Her resme, her filme, her kitaba, ürettiğimiz her işe...
145
Türkiye'de hep siyaset ve ekonomi konuşmaktan, ha bire sıcak gündem tartışmaktan, gündelik hayatımızın temel unsurlarına yakından bakmaya bir türlü fırsat bulamıyoruz.
157
Çok Okuyan mı Bilir?..
"Çok download eden mi bilir, Facebook'ta çok dolaşan mı?"
174
Nüfusu bu kadar genç olup da gençlere ve gençliğe bu kadar az güvenen bir toplum oluşumuz neden?
178
Bilgelik "bilgi bilmek"ten değil, "bilgiyi idrak edebilmek"ten geçiyor. İdrak ise esneklikten, tevazudan, anlamaya çalışmaktan.
201