Hemen belirtmeliyim ki çok sevgili Nikolay Gogol ’la tanıştığım ve kendime böylesi bir ziyafet çektiğim için çok mutluyum, kesinlikle her DELİ’nin kitaplığında bulunması gereken takdire şayan bi eser. Altı tane kısa kısa öyküden oluşuyor, o kadar güzel bir kurgusu var ki delirmemek elde değil, bu kısa öykülere dair bende kısa kısa özetler yazacağım okuyucusunu bilgilendirmek için, başlayalım;
BURUN: Emekli astsubay bir sabah uyanır ve burnu yerinde yoktur, berberinin karısının yaptığı ekmeğin içinden çıkan burun şehri birbirine katar ve kendisini bir bey sanarak şehirde dolaşmaya başlar, bulunur ve sahibine iade edilir.
PALTO: Fakir bir kalem memuru dişinden tırnağından arttırdığı parayla kendisine yeni bir palto diktirir bu palto için kutlama dahi yapar arkadaşları ama paltosu çalınır ve memur ölür, bunun üzerine bir hortlak olarak dolaşır şehirde ki herkesim paltosunu çalar.
BİR DELİNİN ANI DEFTERİ: Kendisini kral sanan bir deli Şubat’dan sonra ki Ocak ayı notlarını yazar, konuşan köpekler mi dersiniz yoksa Çin ile İspanya’nın aynı ülkede yer alması mı dersiniz ne ararsanız var.
FAYTON: Mal ve mülküyle övünen ordudan çıkarılmış bir adamın orduya karşı yenik düşüşünü, rezil rüsva, yüz karası oluşunu anlatır.
NEVA BULVARI: Bir ressam ve bir askerin çok farklı boyutlarda iki aşkı anlatılır, biri aşkı için kendi ölümünü göze alırken bir diğeri evli ve aptal bir sarışın kadının kocasının elinde maskara olur.
PORTRE: İki bölümden oluşan Porte’nin ilkinde bir ressamın sanatını nasıl kaybedişi çok kurgusal bir dille okura aktarılmış, ikinci bölümde ise bir ressamın çizdiği lanetli bir tablo ve bir tefecinin hikayesi yine çok kurgusal bir dille, leziz biçimde okura aktarılmış.
*Ayı hatırlamıyorum. Gün hepten yok. Bir şey var... ama onun da ne olduğu belli değil.