Ahlâksızlar huzur, refah içinde yüzü
yor, namuslu kişiler açlıktan şiş karınla geziiyordu...
12
Hayat hiç bir yerde Altıncı Koğuştaki kadar donuk, hareketsiz değildir.
21
Bir kere, ızdırabın insanları yücelttiği inancı vardır. İkincisi, insanlar acılarını hap, damla gibi nesnelerle
yatıştırma yolunu bulurlarsa o zamana kadar
onları çeşitli felâketlerden koruyan, saadet
bağışlıyan din ve felsefe kavramlarına ne
ihtiyaç kalır?
27
Yeni bir hayatın ışıkları
parlıyacak; gerçek, doğruluk kötülüğü yenecek, talih bize de güler yüz gösterecek. Ben
bunu görmeden gebereceğim ama başkaları
nın torunlarının torunları kavuşacak buna.
İleri!... Tanrı bizimle birlik dostlar!.
46
Dostoyevski mi, Voltaire mi
eserlerinden birinde, “Tanrı gerçekte olmasa
bile insanoğulları onu icat ederlerdi...” demiş.
Ben de, ölümsüzlük olmasa bile insan aklının
ergeç icat edeceğini söylüyorum.
46
Marcus Aurelius, “Ağrı
duyulduğu için ağrıdır: Onu irade gücüyle baş
ka şekilde görmeğe çalış; aklından çıkar, sızanmayı bırak, ağrı kendiliğinden geçer...” demiş.
53
Zenginlikten, refahtan
nasibi olmıyan bu çoğunluk ızdırabı küçümserse, yaşadığı hayatı küçümsemiş olur
55
hayatta hiç acı çekmediniz; sülükler gibi baş
kalarının ızdıraplarına yapışarak besleniyorsunuz.
60
İnsanın huzuru dışarıda değil, içindedir.
+ Nasıl yani?
— Sıradan bir insan iyiyi, kötüyü dışarıdan bekler. Düşünen bir insan ise kendinde bulur