Gönderi

ŞİDDETE DUR DE!
10/10
·109 syf.··
Beğendi
·
2020 166. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 25 Ağustos 2020 19:33
ÖNSÖZ Sevgili erkek okurlar, yazdıklarımı lütfen yanlış anlamayın. Ben okuduğum kitapları sizlere tanıtarak, kadınların yaşadığı şiddeti anlamanızı istiyorum sadece. Her erkek böyledir demiyorum, ama böyle erkeklerin de var olduğunu hepimiz biliyoruz. Ben, bu erkekleri size anlatmaya çalışıyorum sadece. Daha önceki incelemelerimde yazdıklarımla şiddeti kışkırttığım yönünde yorumlar oldu. Benim kızgınlığım şiddet yapan erkekleredir. Yazdıklarımdan rahatsız olan erkek okurlardan şimdiden özür dilerim. ŞİDDETİN NORMALLEŞTİRİLME SÜRECİ Erkek ne yaparsa normaldir, hatta haktır (!) Kadına haddini bildirmek onun görevidir (!) Güçlü olan erkektir ve bütün haklara sahiptir (!) Zaten bütün dinlerde de, kadın erkeğe hizmet etmeli denmiyor mu? Dinler erkeği üstün gördükçe, toplum da aynı düşünceye sahip olur. "İnceden inceye erkeklik üstün olanı simgeler. Statüsü ve iktidarı vardır: Örneğin yorumlama hakkı onundur." Erkek haddini bildirmezse kadın sınırlarını bilemez (!) E atalarımız boşuna dememişler, 'Kadının saçı uzun aklı kısadır' diye. Nerede, nasıl davranacağını bilmeyene öğreteceksin (!) "Hiçbir zaman kontrolümü kaybedecek kadar tahrik olduğumu hatırlamıyorum. Ama gerçekten çok sinirli olabiliyorum, (partnerim) saçma sapan projelerinden bahsetmeye başladığında tamamen keyfim kaçıyor. Ve tabii ben de ona vuruyorum. Ama bunu sınır koymak için yapıyorum. Sınırları koymam lazım." Toplumun bize biçtiği roller sonucu yaşadığımız şiddeti normal görür hale geldik. Erkek, erkek olduğu için şiddet yapması normaldir. Hatta erkek olduklarını kanıtlamak için kendilerini şiddet uygulamak için zorunlu hissederler. "Şiddet uygulayan erkekler, şiddet sahnesinde erkek olduklarını vurgularlar." "... Kontrolü kaybetmek, yönetmek ve güçlü olmak; işte tam da bunlar erkek olmak” Zaman içinde kadın erkeğin yaptığı şiddeti normal görmeye başlar. Normal görmesi şöyle dursun bir de haklı görür. "Siz dayak diyorsunuz, ben sevgi diyorum. Bunun benim iyiliğim için olduğuna inanmalısınız. Eğer seçme şansı olsaydı başka türlü yapardı.. Pek çok insan yanlış anlıyor. Hem sonrasında ne kadar iyi olduğunu görmüyorlar." Beni en çok hayrete düşüren, kadınların kendilerine eziyet eden erkeklere olan bağlılığı. Bu bağlılık her ne kadar bize saçma da gelse bunun bir adı var. Bu bağlılığı uzmanlar 'Rehine' ya da 'Stockholm sendromu' olarak adlandırıyor. Psikiyatr Nils Bejerot tarafından adlandırılan sendrom, ismini 1973 yılında İsveç'in başkenti Stokholm'de yaşanan bir olaydan almaktadır. Banka soyguncusu tarafından altı gün boyunca rehin tutulan bir kadın, soyguncuya duygusal olarak bağlanır. Serbest kaldığında soyguncuyu savunmakla kalmaz, nişanlısını terk ederek kendisini rehin alan banka soyguncusunun hapisten çıkmasını bekler. (Vikipedi) "Yapmazdı aslında... yani beni bu kadar düşünmeseydi. Harika biri. Siz bunu anlayamazsınız, kimse anlayamaz. Sonrasında bir melek gibi oluyor. Beni ne kadar çok sevdiğini kanıtlıyor." Şiddetin Normalleştirilme Süreci, "Kadına Şiddete Hayır" ve "İstanbul Sözleşmesi Yaşatır" Okuma etkinliği #80024404 kapsamında okuduğum dördüncü kitap. Kitap İsveç'te yapılan bir araştırmayı kapsıyor. Eva Lundgren bu araştırmada, kadınların ve erkeklerin anlattıklarından yola çıkarak bazı sonuçlara ulaşıyor. Her okuduğum kitap bana yeni şeyler öğretti. Bu kitaptan da kadınların yaşadıkları şiddeti zaman içinde nasıl normal karşıladıklarını öğrendim. Bu bana "kaynayan kurbağa" deneyini anımsattı. Kurbağa nasıl suyun ısındığını anlamıyorsa, kadın da zaman içinde yaşadığı şiddeti anlamıyor ve alışıyor. İçinde bulunduğu durumdan kurtulmak için bir çaba sarf etmiyor. "Senin dayak attığını anlamak çok zordu. Sen aynı zamanda normal bir kocaydın. Sevdiğim kocam (senin teriminle). Seni dayak atan biri olarak görmek istemedim. Seni görmek istedim. Dayak yiyen bir eş olmak istemedim. Senin eşin olmak istedim." Eva Lundgren'in yaptığı tespit adeta kanımı dondurdu. Her ne kadar inanmak istemesek de maalesef bu tespit gerçek. Her şeye erkeklerin karar verdiği bir dünyada yaşıyoruz. Hatta yaşamamıza, ölümümüze karar verecek olan bile erkek. "Ne zaman, nerede, nasıl değişip sevgi göstermeye başlayacağına; ne zaman nerede ve nasıl vuracağına; ne zaman, nerede ve nasıl duracağına; kadını ölümün eşiğine getirip getirmeyeceğine karar veren erkektir." Eva Lundgren'in vurguladığı önemli bir nokta da, erkeklerin kendilerini kadınlardan daha güçlü gördükleri için şiddet uygulamaları. Yani anlayacağınız GÜCÜ GÜCÜ YETENE. "Vurduğumda kendimi çok güçlü hissediyorum ve zafer kazandığımdan emin oluyorum. Her şeyi kontrol ediyorum. Onun yaşayıp yaşamayacağına karar veren kişi benim, öyle değil mi?” "Vurduğum zaman çok heyecanlanıyorum. Kimin kazandığı ve kimin boyun eğeceğiyle ilgili hiçbir kuşku yok." Ben üç erkek arasında tek kız olarak büyüdüm. Annemin hep, sen kızsın yapmalısın, onlar erkek yapmak zorunda değil sözlerini duydum. Değil mi ya kız ev işinde anneye yardım etmek zorunda, ama erkek değil. İşte bizler bu yargıları yıkmalıyız. BÖYLE GELMİŞ BÖYLE GİTMEZ demeliyiz. Kendimizi değiştirirsek ancak toplumu değiştiririz. Şiddete alışmak yerine DUR diyelim. Şiddeti normal görmek yerine HAYIR diyelim. "Erkek büyüyerek erkekleşirken, kadın yok olarak, hiçbir şey olarak kadınlaşır." SON SÖZ Erkekler büyüyerek erkekleşirken kadınları yok etmeyelim. Kadın erkek yan yana olalım. Biz demiyoruz kadın erkekten üstün olsun, biz diyoruz ki, kadınlar ve erkekler haklar bakımından EŞİT olsun. Çünkü siz de biliyorsunuz ki, toplumda kadın ve erkek arasında haklar bakımından eşitsizlik var. Gelin bu eşitsizliği kadın - erkek hep birlikte ortadan kaldıralım. ŞİDDETE DUR DEMEK İSTİYORSAN, ELİNİ TAŞIN ALTINA KOYMANIN ZAMANI GELDİ. .
1000Kitap
Şiddetin Normalleştirilme SüreciEva Lundgren · Rengahenk Sanat Evi · 201282 okunma
··
215 Gösterim
2 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Bugün haberlerde belki görmüşsündür, otobüste bir kadına vuran adamı gösterdiler. Adamın kadına vurma sebebi, çevresindeki insanların onu maske konusunda uyarmasıymış (adam iguana kertenkelesi olduğu için maskesini çenesinde tutuyor otobüste). Adam da çevresindekilere kızıp yanındaki kadını azarlayıp tehditler yağdırmaya başlamış, işin kötüsü adam kadının kafasına tokat patlatırken bile kimsenin buna engel olmaması, kadının bile doğru dürüst karşı koyamayışı ve onları telefona çeken insanın bile bu yanlışa dur dememesiydi. Burada gücü diğerlerine yetmeyen bir aşağılık insanımsı örneği görüyoruz aslında, şiddet yön değiştiriyor. Bir kadına şiddet uygulayınca erkeklik egosunu kurtarıyor insanımsı. Şiddet artık o kadar normal ki, hele de şiddet bir vasıf adı altında yapılıyorsa (eş, sevgili, baba, kardeş), toplumca dur demeliyiz, telefona sarılıp kayıt altına almak elbette önemli ama Emine Bulut davasında telefona çekmek yerine dahil olanlar olsaydı belki o kadın bugün yaşayacaktı. Ya da bugünkü kadın o şiddete, o aşağılanmaya maruz kalmayacaktı. Hepimiz bebek doğuyoruz çocuk büyüyoruz ama insan olamıyoruz, erkekliğimiz ya da kadınlığımız insanlığımızın önüne geçiyor. Şiddetimiz insansızlıktan kaynaklanıyor. Buna kılıf olarak da erkekliğin gücünü kadınlığın zayıflığını kullanıyoruz. Erkekler insan, kadınlar cesur olsun. Değişim zordur, ama aynı zamanda zorunludur. Dediğin gibi Sultan ablacım artık herkes elini taşın altına koymalı, aski takdirde bu şiddet bu acı asla bitmeyecek. Kalemine, yüreğine, tüm amip beyinlilerle savaşma cesaretine sağlık. Var ol :)
Sultannn
Gönderi Sahibi
Yorumunu okurken gözlerim doldu. Gözlerimin dolması bana iltifatından değil, okurken bir anda, gözlerimin önüne "ölmek istemiyorum" diyen Emine Bulut geldi. Bizler sadece seyretmeyi biliriz. Bir de elimizdeki son model telefonlarla yaşanan şiddeti kameraya çekmeyi biliriz. Kimin telefonu daha güzel çekti diye bir yarışa gireriz. Biz böyle duyarlı insanlarız. Daha doğrusu, dediğin gibi insan olamayan insanlarız. Umudumuzu yitirmeyelim. Hala umudum var. Bir gün kameraya çekmek yerine yardım etmeyi öğreniriz belki. Bu güzel yorumun teşekkür ederim canım.
Şiddete karşı olduğunu açık açık söyleyen, bunu bitirmek için kadın-erkek elbirliği ile çalışmalı" diyen bir insanı "şiddeti kışkırtmakla" suçlayan şahısları umarım engellemişsinizdir Sultan Hanım. Bu kafa "İstanbul Sözleşmesi erkekleri kışkırttı. Şiddet olayları o yüzden sözleşmeyle beraber daha da arttı" diyen kafa. Kadın edilgen ve esarete tapan konumundan kurtarılacak diye ödleri kopuyor. Kendilerine insan olarak bir paye biçilemeyeceğini bildikleri için; bazen canavar, bazen de firavun rolüne bürünüp aşağılık komplekslerinden kurtulmaya çalışıyorlar. Sinirlendim yine. Neyse.. Elinize, emeğinize sağlık Sultan Hanım. İncelemeniz her zamanki gibi çok başarılı. Keyifle okumadık tabi ama, ziyadesiyle bilgilendik. Teşekkürler..
Sultannn
Gönderi Sahibi
Bu güzel yorumun için çok teşekkür ederim canım. Yazdıklarımızdan dolayı arada rahatsız olanlar oluyor tabii. Ama destekleyenlerin daha fazla olması sevindirici bir durum. Dediğin gibi İstanbul Sözleşmesi Yaşatır bazılarına ağır geliyor. Her şeye rağmen biz yine bildiğimiz yoldan devam edeceğiz.