·736 syf.··Beğendi
···Okunma: 21 Eylül 2020 01:25 Gülün adı Umberto Eco'dan okuduğum ilk kitap. Kendisinin de ilk romanı aynı zamanda. Öncelikle isminin neden 'Gülün Adı' olduğundan bahsetmek istiyorum. Umberto Eco kitabının sonunda da bundan bahsediyor. Aslında kitabın ismi ilk başlarda "Suç Manastırı" imiş. Ama bu isim okuyucuda sadece polisiye roman etkisi yaratabileceği için bu isimden vazgeçmiş. Daha sonra kitabın aynı zamanda anlatıcısı olan "Melk'li Adso"yu düşünmüş fakat bu ismi de yayıncılar tarafından o zaman için beğenilmeyeceği için vazgeçmiş. Ve son olarak aklına "Gülün Adı" gelmiş. Eco isim hakkındaki açıklamayı da eklemiş kitabın sonuna : "Gülün Adı fikri hemen hemen rastgele geldi aklıma; hoşuma da gitti, çünkü gül öylesine anlam yüklü, simgesel bir nesnedir ki, neredeyse artık hiçbir anlamı yoktur; gizemli gül ve bir gül güllerin yaşantılarını yaşamıştır, Güller Savaşları, bir gül bir güldür, bir gül bir güldür, bir gül bir güldür, Gül-haçlar, olağanüstü güllerin güzellikleri, mis gibi kokan taze gül. Okuyucu haklı olarak allak bullak oluyor, bir yorum yapamıyordu; dizenin olası adcı okunuşlarını sonunda kavrasa bile, kitabın sonuna varmış, kim bilir hangi başka seçimleri çoktan yapmış oluyordu. Bir kitabın adı fikirleri karıştırmalı, onları bir araya toplayıp düzene sokmamalıdır."
Kitabın adından sonra içeriğine gelirsek, kitap; 1327 yılında İtalya'da bir manastırda gerçekleşen bir cinayeti soruşturmak için eski sorgucu rahip William ve yardımcısı Adso'nun bu manastıra gelmesiyle başlıyor. William tıpkı Sherlock Holmes gibi gözleme dayalı çıkarımlar yaparak hikayenin başında da hünerlerini gösteriyor. Adso ise daha çömez bir rahip. Ama ikisi de hikayenin merkezinde. Kitaptaki tek gizemin işlenen cinayet olmaması, tek başına ayrı bir gizem olan manastır kütüphanesinin hikayeye dahil olması kitabın gizemini ve sürükleyiciliğini arttırdı benim için. Kitap sadece bir polisiye roman değil, aynı zamanda tarihi bir roman. Gizemli olaylar devam ederken Ortaçağ Hristiyan dünyasıyla ilgili birçok olay okuyoruz. Papa ve imparator arasındaki güç çatışması, tarikatlar ve sapkınlıklar. Sapkınlıkların sonuçları ve cezaları. İsa ve Kutsal Kitap hakkındaki karşıt düşünceler. Bu sayfaları okumak ve anlamak, Ortaçağ tarihine aşina olanlar için daha kolay olacaktır. Okunması güç yerleri olsa da (bazı betimlemeleri hayal edebilmek için iki üç kez okumam gerekti) kitap akıcılığını kaybetmedi benim için. Ayrıca anlatıcımız olan Adso'nun da bazı olaylarda anlamadığını belirtmesi beni rahatlattı açıkçası. Umarım sizi de rahatlatır. :) Kitabın son kısmında Eco okunma güçlüğüne de şu sözlerle değiniyor: ''...bir insan manastıra girip orada yedi gün yaşamak istiyorsa, onun ritmini kabul etmek zorundadır. Bunu başaramazsa, kitabın bütününü okumayı da hiçbir zaman başaramayacaktır. Bu nedenle, ilk yüz sayfanın bir kefaret ve başlangıç işlevi vardır; her kim bundan hoşlanmazsa kendi bilir, tepenin eteklerinde kalır.'' Gülün Adı benim için çok güzel bir okuma oldu. İçindeki gizemin yanında tarihin belli bir dönemi hakkındaki olayları keşfetmek keyifliydi. Okumam bittikten sonra araştırmalar yapıp okumamı pekiştirmeye çalıştım. Yazarın kitap sonundaki açıklamaları da kitabın yazım aşaması, ismi, konusunun oluşturulması gibi birçok konuya açıklık getiriyor. Bu ilk incelememdi ve umarım sizlere faydalı olur. DAHA FAZLA OKUMAK VE GELİŞMEK DİLEĞİYLE.