Aslında farklı görüş sahipleri en çok hangi noktada
anlaşabildiklerini değil, en çok nerede anlaşamadıkla-
rını dile getirmelidirler. Çünkü ancak o zaman, onların
birleşiyor gibi göründükleri noktalarda bile gerçekte
birleşmedikleri anlaşılacaktır
12
Bir beygir bir ton yükü rahatça taşıyabilir ama
aynı yükü aslana yüklerseniz kemikleri kırılır. Buna
rağmen hiçbir beygir, bir aslanla karşı karşıya gelmek
istemez
16
Müslümanlar, kendilerine mahsus avantajlarının bi-
lincinde olabilselerdi, şimdiki yerlerinden daha farklı
bir yerlerde olabilirlerdi. Ama bu avantajları, işler hale
getirilmedikçe işe yaramayacaktır.
17
Harikayı görmek için yükseltilmiş olan Babil Kulesi,
sadece körlüğün remzi olmuştur. Bir yazarın dediği gibi
Babil Kulesi tanrıya yükselmek için değil, tanrıyı yere in-
dirme niyetiyle inşa edilmiştir.
21
Görmenin düze-
nini Allah öğretti. O'nun öğrettiği yol dışında bir yol
denemek, boşuna uğraşmak olur, insan, sahiden gör-
mek istiyorsa, kendine öğretilen yola teslim olmayı öğ-
renmelidir.
22
bu gün Müslüman olduğunu söyle-
yen milyonlarca insan, aslında İslâm'ın hakikatinden
uzak bir hayat sürmektedir. İslâm'ın insana bağışladığı
yetenek; çilesiz, emeksiz elde edilemez.
24
Müslümanlar, süregelen gidişata müdahale etme-
dikçe, kendilerine en aykırı düzenler içinde bile Müs-
lüman olarak yaşayabilirler; Marksist bir toplum düze-
ni içinde bile... Nitekim bu gerçeği kavramaya başla-
mış olan Marksistler, kendi düzenleri içinde birer yurt-
taş olarak yaşayan çeşitli din mensuplarına göz yuma-
bilmektedirler. Fakat mesele bir "yaşama tarzı" biçi-
minde ele alınırsa, aynı ölçüde müsamahakâr davrana-
caklarını farz etmek mümkün mü?
28
Hayatla verilen öğütten da-
ha etkili bir yöntem de bilmiyoruz şimdilik
30
İnsanlar bu gün konuşulanı işitiyor, fakat söz onları
harekete geçirmeye yetmiyor. Onun aklını başına getir-
mek için yakasından tutup sarsmak da işe yaramayabi-
lir. Ondan yapması beklenen şey neyse, onu "ben yap-
malıyım" diye öne çıkmak gerekiyor.
31
Birbirine karşı suçlayıcı tavır içinde bulunan kişiler
veya kümeler muhtemelen daha birbirleriyle yüz yüze
gelmiş ve tanışmış bile olmayabilir.
34
Asr-ı Saadet'in yöntem konusunda
ne kadar esnek örneklerle dolu olduğu gözden kaçırıldı-
ğında hoşa giden tek örneğe bakarak yapılan genelleme-
ler keyfî sonuçlara ulaştırabilir. Ulaştırıyor da..
35
imam Şafiî
Hazretlerinin Sünnete uygun biçimde nasıl yenileceğini
öğreninceye kadar kavun yemekten kaçındığı söylenir.
Sünnete uymak hususunda böylesi bir titizliği tecrübe et-
me cehdine girişmeden İslâm'ın yaşanabileceğini düşün-
mek, Müslümanca yaşamanın doğasına aykırı düşer.
44
Allah, dinini ta-
mamlamıştır. Fakat o din yaşanmadıkça onun yeryü-
zünde yürürlüğe girmesi âdetullahtan değildir.
47
Aslında, babasının müftü olduğunu söyleyerek sizi
kendisine saygı duymaya çağıran kimseyle, "bin yıllık
tarihimiz"i söz konusu ederek bu kavme inanmanız
hususunda size gerekçe gösteren arasında, düşünme
tarzı bakımından fazla bir uzaklık yoktur.
53
Bir Mısırlı ya da bir Türk, uzay konusun-
da fikrinin sorulabilmesi için hangi başarıyı gerçekleş-
tirmiştir de, kendisini danışılmaya layık bir mevkide
görebilsin?
81
"Edep nedir bilir misin? Edep, kılıcını son haddi-
ne kadar keskinleştirmendir, öyle ki, kesmek zorunda
kaldığın kol ıstırap duymasın."
84
İnsan kendinde
bulunanla güzeldir ve onunla insandır.
128
Müslümanların arasında kaç kişi "büyük" işlerini
bırakıp küçümsemeden ilmihal okumaya talip acaba?
138
Islâm, bizim
bireysel yaşayışımızla değil de, paralı askerlerin müca-
delesiyle gelecekmiş gibi sanılmaktadır.
139
Bu gün, geçmişinde İslâm'ı yaşamış olan ülkelerde
Allah'ın bir ve tek olduğunu, İslâm'ın Allah'ın indirdi-
ği din olduğunu söylemek ucuzlaşmıştır. Bu söz kolay-
ca söylenebilmektedir. Zorluk, bu ifadenin sonuçlarını
kabul etmektedir.
162