“Hayatımın en mutlu anıymış, bilmiyordum...”
Cümlesiyle başlayan
“Herkes bilsin, çok mutlu bir hayat yaşadım...”
Cümlesiyle biten, kitabın başkarakterlerinden Efsun’un adı gibi Efsunlu bir kitap.
Orhan Pamuk’un okuduğum ikinci eseri ve yazara hayran kalmamak elde değil.
Masumiyet müzesini okumadan önce araştırmamıştım. O yüzden kitabın ortasında bir müze bileti gördüğümde çok şaşırdım ve hemen gidip araştırdım. Ve ne göreyim gerçekten de Masumiyet Müzesi varmış . Hem çok şaşırdım hem çok mutlu oldum gidip hemen gezmek ve kitapta bahsedilen eşyaları görmek istedim. Müzeye girmek için de kitaptaki bileti göstermek yeterli.
Kemal’e kızarak başladığım hikayede, Kemal’e acıyıp Füsun’a kızarak bitirdim.
Kafamda acaba saplantı mı, yoksa aşk mı, belki her ikisi de bilemiyorum ama eğer kemal saplantılıysa kitabın sonundan da anlayacağımız gibi füsun da en az kemal kadar saplantılıydı, eşya ile anın, hislerin birleşmesi, bunu böylece bu şekilde aktarılması, dil betimlemeleri, ruhsal gözlemleri her şeyi ile çok iyiydi.