Kaynaklar:
Edward Halle'ın Union of the Two Noble and Illustrious Families of Lancaster and York adlı eseri. (1577)
Temel kaynak Raphael Holinshed'in Chronicles of England, Scotland, and Ireland adlı eseridir. (1587)
V. Henry genellikle Shakespeare'in savaş oyunu olarak nitelendirilir. Shakespeare'in oyunlarının birçoğunun aksine karmaşık kişisel yolculuklar veya ilişkilerin gelişmesi söz konusu değildir. Kahraman genç asker-kral V. Henry'nin Agincourt'ta tüm olanaksızlıklara rağmen nasıl zafer kazandığının etkileyici savaş şiirleriyle dolu basit ama heyecanlı öyküsüdür.
Geçmişte birçok kişi İngiltere'nin tarihindeki zirve noktasını -küçük bir İngiliz ''kardeşler takımı'' en iyi Fransız şövalyelerinin de aralarında bulunduğu kalabalık bir orduyu yenilgiye uğratmasını-yücelten bu oyunu Shakespeare'in en vatansever oyunu olarak görmüştür.
Haydi biraz V. Henry'nin kişiliğine ve Agincourt savaşının tarihi yönüne bakalım:
''Herkesten önce ben en cahil, en dar çevrede, bu zavallılar arasında, en ince ruh değişimine rastladım.''
-https://1000kitap.com/yazar/fyodor-mihaylovic-dostoyevski, Ölüler Evinden Anılar
V. Henry de cahilliklerin, aptallıkların, şaklabanlıkların ve pisliğin dolu olduğu bir çevrede büyüdü. Böylece kral olduğunda her şeyi daha derinlemesine incelemeyi ve enine boyuna düşünmeyi öğrendi. Bu, her zaman böyledir. Edebiyatta da kötü kitapları okumadan iyi kitapların değeri anlanmaz, (şimdi soracaksınız ''insanlar neyin değerini anlar?'' diye. Haklısınız, fakat bu daha farklı bir ''anlayış'') insanların kötülüğünü ve iğrençliğini fark etmeden de, hayat kavranmaz, kral olunmaz. Shakespeare bize, gerçekten de kahraman ve kusursuz bir kral figürü sunmuş. Benim de şu ana kadar oyunlarında en beğendiğim kral Kral V. Henry oldu. Örnek verecek olursam, şu alıntıdan da nasıl bir ''kral'' olduğunu anlarız:
''Hepinize emrediyorum, bölgede ilerlerken köylerden zorla hiçbir şey alınmayacak; her şeyin parası ödenecek; hiçbir Fransız'a hakaret edilmeyecek veya aşağılayıcı bir dille alaya alınmayacak; çünkü merhamet ile zulüm ne zaman bir krallığı fethetmek isteseler, kazanan mutlaka merhamet olur.''
(s. 65-66)
Sunulan Henry tasviri sadece kahraman olmaktan çok uzaktır. Shakespeare onu sadece ilham verici bir lider olarak değil, (yeri geldiğinde) sert ve hatta acımasız bir lider olarak gösterir. Henry'nin adalet anlayışı merhametsizdir. Hainler tuzağa düşürülerek kendi ölüm cezalarını kendileri talep edecek duruma getirilir ve Henry, bir kilisenin mallarını yağmalayan eski içki arkadaşı Bardolph'un ölüm cezasını tüm merhamet ricalarına rağmen düşüncesizce onaylar. Aslında Henry'nin eski eastcheap arkadaşları -Bardolph, Nym ve Pistol- kahramanlıktan mümkün olabildiğince uzak bir asker imajı çizerler. İtibarsız, tembel, ödlek ve münakaşacıdırlar.
Kral V. Henry'deki kral portresi, coşkulu konuşmalarda çizilenden çok daha belirsiz bir portredir. Kesin olan, Henry'nin düşüncesiz bir askeri lider olmadığıdır. Kral olarak üstlendiği role ilişkin keskin bir kavrayışa sahiptir. Kılık değiştirdiğinde Bates ve Williams'a açıkladığı gibi:
''Bence kral tıpkı benim gibi bir insan. Menekşe nasıl kokuyorsa, ona da öyle kokuyor; gökyüzü bana nasıl görünüyorsa, ona da öyle görünüyor.''
(s. 81)
Kral V. Henry oyununun odağında 1337'den 1453'e kadar süren ve Yüz Yıl Savaşı olarak bilinen bir dizi çatışmada İngilizlerin önemli bir zafer elde ettiği Agincourt Savaşı bulunmaktadır. İngiliz ve Fransız hükümdarlık hanedanları -Plantagenet hanedanı ve Valois hanedanı- arasında Fransız tahtını ele geçirmek üzere yapılan bir savaştır.
25 Ekim 1415'te günümüzde Fransa'nın kuzeyindeki Azincourt yakınlarında gerçekleşen savaşta, İngiliz kuvvetleri sayıca çok az olmalarına rağmen, hem teknolojik üstünlüğe hem de şansa sahiptir. Henry'nin okçuları uzun yaylar kullanarak dakikada altı ok atabilirken, Fransızlar daha yavaş, daha ağır yaylı tüfeklere sahiptir ve zırhlarla yüklü olmalarına rağmen saldırmak için çamurlu bir araziyi tercih etmişlerdir.
Savaş Shakespeare'in anlattığı gibi tek taraflı olmasa da, mahkûmların öldürülmeleri gerçektir. Savaşın sonucu da oyunun ileri sürdüğü gibi kesin değildir. Henry'nin Fransızlarla uzlaşmaya varması beş yıl daha savaşmasını gerektirmiştir. Henry, 35 yaşında Fransa Kralı olamadan ölmüştür.
Oyuna geçelim: Savaş ve ulusalcı coşkuya dair düşüncelerle birlikte, oyuna yaklaşımlar zamanla önemli ölçüde değişmiştir. Günümüzde eleştirmenler ve tiyatro yönetmenleri oyuna geçmiştekinden çok daha ihtiyatlı yaklaşmaktadır. Genellikle militarizmi parodize eden yıkıcı bir siyasi mesaj ön plana çıkarılır. Bazen de oyunda saklı olan savaşın insani bedeli temasına odaklanılır. Birçok eleştirmen Kral V. Henry'nin yanlış okunduğunu ileri sürmüştür. Onlara göre, oyun savaşı yüceltmek bir yana savaşın ıstıraplarını ve propagandanın gücünü mercek altına almaktadır.
Oyun asla Henry'nin zaferinin basit bir anlatımı değildir. Öyküyü en az dört farklı perspektiften anlatır. Henry'yi olayların merkezine yerleştiren sahne sekansının yanı sıra her perdeye bizi hazırlayan Koro; Eastcheaplilerin sıkıntı ve güçlükleri, sıradan askerlerin zorunlu deneyimleri vardır. Hatta bir Fransız perspektifinin de olduğu söylenebilir. Bu çoklu bakış açıları, her biri merkezi Henry anlatımıyla iç içe geçtikçe Henry'nin kahramanlığının ötesinde daha birçok şeyin olup bittiğini anlatır.
Kısacası, Henry bizim yansımamızdır; ondan olmasını istediğimiz kraldır. Belki de bu kahramana bakışımızı tam olarak saptamak bu yüzden bu kadar zordur.
Faydam dokunduysa ne mutlu bana, keyifli ve verimli okumalar.
KAYNAKÇA:
1- Shakespeare Kitabı
Kral V. HenryWilliam Shakespeare · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2013512 okunma